May 072012
 

Memlekette medya okur yazarlığı diye bir kavram önemli dendi, apar topar, yalan yanlış bir müfredatla kim kime, dum duma ders olarak verilmeye başlandı. Hayrı görülebilecek en ufak bir yanı yok tahminen. Hal böyle olmasa, anlatı nedir dersi de konsun, bu mevzu da gündemde yer alsın isterim… İsterim ama, medya okur yazarlığına dönmeyecekse…

Ne acıklı, ne tuhaftır ki, hikaye anlatıcılığının türlü çeşit formunun kadim tarihlere sahip olduğu coğrafyada bir anlatı nedir, nasıl oluşur diye kafa yoran da pek az, konunun özüne vakıf olan da…

Continue reading »

Apr 132012
 

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Meclisi, Kültür ve Sosyal İşler Daire Başkanlığı Şehir Tiyatroları Şube Müdürlüğü Görev ve Çalışma Yönetmeliği yayınlayarak, Darülbedayi-î Osmani’den günümüze İstanbul Şehir Tiyatroları olarak süregelen kurumun yapısını, rolünü ve yönetim biçimini değiştirmiş. Dün yönetmeliğin açıklanmasıyla birlikte twitter’da sehirtiyatrolariyokedilemez etiketiyle gösterilen tepkilerden sonra ortaya çıkan tablo bu.

Dün bu etiketle duyurulan basın açıklaması bugün Muhsin Ertuğrul Sahnesi önünde saat 13.00′de gerçekleşecekti. Cuma sabahları üniversitede ders veriyorum. Dersi biraz erken bitirerek açıklamayı takip etmeye gittim. Kimkime, dumduma, yarım saatlik bir gecikme ile yapıldı açıklama. Bir yandan da sitemkar bir yaklaşım var. Seyircilerin de sahip çıkması gerekirmiş açıklamaya… Nasıl? Continue reading »

Feb 282012
 

Tabletlerin yaygınlaşmaya başlaması, bulut bilişimin sunduğu olanaklarla gelişen çeşitlilik derken yıllardır kullanageldiğimiz kimi teknolojilerde yepyeni yaklaşımlar var. Örneğin Firefox’ta bin yıldır severek kullandığım Scrapbook eklentisi, web sitelerindeki içeriği, istediğim görünümde ve yerelde saklama olanağı sunuyor. Şimdilerde yerelde tutmanın yerini bulutta tutmak alıyor. Çevrimiçi bir hesapta depolanan içerik, istenen herhangi bir cihaza ayrıca kopyalanabiliyor. Mesele sadece kopya çıkarmak değil, bir okuma listesi oluşturmak. İçeriği reklamsızlaştırmak, yeri geldiğinde tasarımı daha erişilebilir kılmak gibi fiziksel müdahaleler de mümkün ve yararlı.

Okuma listesi yapmanın, sonraya bırakmanın da bir alışkanlık olmaya başladığı söylenebilir. İş arasında çağrışımlar, bağlantılar üzerinden karşımıza çıkıveren kimi yararlı kaynaklara o an zaman ayıramayacak olduğumuzda, unutmamak için sadece adresi not etmek yerine, metni kenara atıvermek… Bu bir web sitesi için anlamlı olmayabilir, ama bir yazışma, twitter mesajı ya da benzeri daha dinamik içeriklerde o an gördüğümüz şeyi saklamaya da yarıyor…

yazının devamı

Feb 282012
 
Some rights reserved by RachelC / Kindle out of box

CC-BY-NC / RachelC

Amazon’un elektronik mürekkeple çalışan ve e-kitap pazarının büyük dilimini almasında aslan payına sahip olan okuyucusu Kindle bu yıl Türkiye’de de satılmaya başlandı. Resmi satıştaki fiyatlara kıyasla biraz yüksek bir bedele de olsa teknik servisli, garantili bir satış seçeneği hiç yoktan iyi…

Tabii yurtdışına gidip gelen birileri olduğunda “gitmişken bana da bir kindle getirsene…” nazı yapmak da bugüne kadar olduğu gibi işlemeye devam eden bir formül olacaktır.

Peki, Kindle nedir, nasıl kullanılır, ne işe yarar, avantajları, dezavantajları neler?.. Cihaz bir yana, bu dünyanın temel kavramları, sık karşılaşılan konuları neler?..

devamını oku

Feb 272012
 
Konum etiketi ya da İngilizce kısa adıyla geotag, bir içeriğin küresel konumunu (GPS bilgisi) meta bilgi olarak içerikle ilişkilendirme… Konumla ilişkili sosyal medyasından, haber servisine (foursquare, yelp vb. gibi) birçok servisin hızla yayıldığı, sevildiği günlerde bu kavram üzerine düşünürken, bir yandan da kent üzerine düşünmek kaçınılmaz olarak ikisi hakkında aklıma gelen her şeyi birbirine çarpıştırıyor.

Feb 252012
 

Yaklaşık iki yıl kadar önce, iPad’in duyurulmasına paralel olarak iBooks, yani Apple firmasının e-kitap platformu hayata geçerken Express dergisinde iki sayı boyunca süren bir e-kitap dosyası hazırlamıştım. Bilişim dünyasının altın çağını yaşayan taze kralı Apple, e-ticaret dünyasının yıllanmış patronu Amazon’la kılıçları çekmiş, öte yandan kitap içeriklerine erişim için çalışmalarını yoğunlaştıran Google da piyasa dinamiklerine yön verme çabalarını sürdürmekteydi… Google’ın bedavalaştırarak sahiplenme politikalarına karşı isyanını kaleme alan Ursula K. LeGuin’e kulak vermiş, tartışmaların Türkiye’deki yankıları için yayın dünyasında farklı rollerden deneyimli isimlerden yorum almıştık.

İki yıl sonra, Apple iBooks platformunda istediği kadar yayıncıyı yanına çekememiş, hatta müzik endüstrisiyle yaşadıklarını göz önüne alırsak, kıyasla çuvallamış olarak ikinci bir atağa kalkalı çok zaman olmadı. devamını oku

Dec 122011
 

İngilizce’de sidekick terimiyle ifade edilen, Türkçe’ye kader arkadaşı, yardımcı gibi karşılıklarla çevrilen karakterler her anlatının, ama illa ki dizilerin en belirleyici, ayırt edici karakterleri. Özellikle polisiye türü ikili ekiplerle kurgu yapmayı sever. Büyük bir icat olmasa gerek bu fikir…

devamını oku

Nov 262011
 

David Hall amca 70′lerin başında video üzerine denemeler yazar ve de yaparken, zaman temelli sanat (time-based media/arts) kavramını ortaya atmıştı.

Tiyatro, sinema ve belgesel gibi şeylere bir arada kafa yorunca, bazı ortak dert ve tasaları tartıştıkça sanki bunların hepsini kapsayan bir isim varmış gibi hissedip, adını koyamadığım olmuştu. Hall tarafından ortaya atılan bu kavram aslında şıppadanak bu disiplinlerin ortaklığını önemli ölçüde tarif ediyor. Duyduğumdan beri üzerine düşünmeyi sevdiğim bir kavram. Somutlaştırabildiğim çok şey olmasa da, yazmanın iyi bir düşünme yöntemi olduğunu bilmekten, biraz da böyle düşüneyim diye başladım bu yazıya… devamını oku

Nov 092011
 

Değil bilimsellik, blog yazısına konu olmak için bile fazla öznel bir tespit olmakla birlikte, hakkı olan meze saatlerinde ilgi çeken bir genellemeyi, dizi kategorisine ilgi gösterme bahanesiyle yazmak bayram gününe yakışmaz mı?

Dizilerin belki de en ayırt edici özellikleri karakterleri oluyor. Hani falanca sayıda öykü var, dönüp dolaşıp onları anlatıyoruz iddiasına nazire, karakterler çeşitlenebilir… Bir yandan da eğilimler, kanal rekabetleri, seyirci beklentileri derken karakterler de benzeşiyor gibi görünüyor… İlk örnek,  özellikle polisiyelerde sık karşılaşılan bir kazak erkek tipi… Continue reading »

Nov 082011
 

Sunay Akın’ın İstanbul Oyuncak Müzesi projesini duyduğumdan beri merak etmiş, ancak geçen yıl gitme fırsatı bulmuştum. Express’in Şehir Hatları bölümüne yazdığım yazıyı, bugün ikinci kez gidince bloga koymadığımı hatırlayarak burada da paylaşmamın iyi olacağını düşündüm. Alttaki yazı Express 117. sayıdan naklen… Fotoğraflar bugünden…

Continue reading »