Apr 222010
 
Express dergisi 109. sayı bayilerde ve kitabevlerinde.. Meram’ı okumak, düşünmek, paylaşmak şart… Hatırlatalım, bu sayıda Cihan Tugal ile AKP’nin “pasif devrim”i incelenmeye devam ediliyor, Bilgi Üniversitesi’ndeki sendikalaşmaya mercek tutuluyor, Reha Erdem’in “kozmos”una bir göz atılırken Kırgızistan, Irak’la Radyo Express ihmal edilmiyor. Kıraat, Müzik Dolabı, Emek Yıkılıyor hadisesini de içeren Manzara, Şehir Hatları hep…

 
Linus Andersson'un el yapımı radyosunu dinleyen torunları

Linus Andersson'un el yapımı radyosunu dinleyen kızı ve onun kuzenleri (CC)

Bu akşam posta kutusu yayınınızı dinledim. bu neşriyatınız beni çok ilgilendirdi. Aslında kısa dalga istasyonlarının daimi bir dinleyicisi değilim. Güzel bir müzik ararken, tesadüfen yayınınızla karşılaştım. Yayın kalitesinin olağanüstü olduğunu öğrenmek, eminim sizi çok ilgilendirecektir. Bu derece iyi bir dinleme için, radyo eksperlerinin “RIO” tabir ettiklerini zannediyorum. Uzak memleketlerdeki kimselerin İngilizce diliyle yayın yapmaları, İngiltere’de bizler için gayet hoş bir değişiklik olmaktadır ve eminim ki, bu yayın müstakbel dünya sulhunun temellerini atmak bakımından kıymetli bir vasıtadır.

Verifikasyon kartlarınızdan bahsediyorsunuz. hatıra olarak bunlardan bir tane göndermenizi rica eder, istasyonunuzu dinlerken, büyük bir zevkle geçirdiğim çeyrek saat için teşekkürlerimi sunarım.

R. Hart

Not: Alıcımın gösterdiğine nazaran, istasyonunuzu yaklaşık 31,9 üzerinden dinledim. Ancak doğruluğundan emin değilim.

Continue reading »

 

Derinden Ankara’lı bir insan olarak, konuyla ilgili daha önemsediğim, yaralayıcı bulduğum olaylar Ankara’da yaşanmış örnekler benim için. Akün Sineması gitti önce, sonra Kavaklıdere Sineması. Her ikisi de işletmecileri tarafından fedakarlıklara yaşatıldılar bir süre, geciktirilen bir ölüm daha kolay kabullenilebilirmiş gibi. Sonra belki bir varlıktan bahsetmediğimiz için, punduna getirilerek kabullenilir bir ölüm biçildi sinema salonlarına. Sinema ölmüştü, salonların cenazelerini açıkta bırakmak niye?

Continue reading »

 

Bir film eleştirisi yazmak değil niyetim, bu yüzden farklı bir eleştiri diye tanımlamak zorunda kalıyorum. Filmi eleştireceğim sonuçta, ama film eleştirisinde filmde olmasını beklediklerine yer olmaz. Olmamalıdır, haksızlık olur. Yine de, tamamen kişisel bir yaklaşımla kaleme alındığının altı kalın biçimde çizilen bir eleştiride, bir gün okursa diye bir niyetle yönetmenine, ya da film çekmeye niyetli başka okuyuculara seslenirken filmin hayal ettirdiklerinden de bahsetmenin bir zararı olmaz herhalde… Bunu yaparken, biraz da senaristlerin neyi hedeflediklerine dair ropörtajlarla kıyaslayarak davranacağım sanırım. Özellikle de Express’in 102. sayısında verdikleri ropörtajda söylediklerinden sonra düşündüklerimle…

Continue reading »

 

Andersen'in Kağıttan kesilmiş Baca'sı

Bugün arama motoru olarak Google’ı tercih edenler logonun yerini sevimli resimlerin aldığını görebilirler. Doodle adı verilen bu logo ile kutlama kültürü Google’da eskiden beri var. Bu doodle’ın esbab-ı mucizesi Andersen‘in 205. yaş günü kutlaması. Kibritçi Kız, Prenses ve Bezelye gibi bir çok masalın yazarı olarak çocuk edebiyatı konusunda ilk akla gelen isimlerden Andersen’i okumak, hatırlamak için güzel bir neden. Kaldı ki, iki asır önce doğmuş bir yazarın eserleri artık kamusal bilgi alanının (public domain) bir parçası oldukları için bir çok dilde metinlere elektronik ve ücretsiz olarak erişmek mümkün. Bu diller arasında görebildiğim kadarıyla Türkçe de var, ancak ufak tefek sorunlarla.

Continue reading »