YILGI VE KILGI

Express dergisi 109. sayı bayilerde ve kitabevlerinde.. Meram’ı okumak, düşünmek, paylaşmak şart… Hatırlatalım, bu sayıda Cihan Tugal ile AKP’nin “pasif devrim”i incelenmeye devam ediliyor, Bilgi Üniversitesi’ndeki sendikalaşmaya mercek tutuluyor, Reha Erdem’in “kozmos”una bir göz atılırken Kırgızistan, Irak’la Radyo Express ihmal edilmiyor. Kıraat, Müzik Dolabı, Emek Yıkılıyor hadisesini de içeren Manzara, Şehir Hatları hep…

Bunca ağır meselenin ortasında, müsaadenizle bu Meram’ı Express’in dertlerine ayıralım. Zira, bıçağın kemiğe dayandığı noktadayız. Bıçağın adı Doğan Dağıtım namındaki dağıtım tekeli.
Doğan Dağıtım’ın geçtiğimiz yıl içinde, başta Virgül olmak üzere, birçok derginin kapanmasına, birçoğunun da bayilerden çekilmesine sebep olan zorbalığı bizi de yıldırdı.
Söz konusu zorbalık flu (başka zorbalıkları da var, ama onlar şimdi konu dışı): Etiket fiyatının –Express’in durumunda 5 lira– yaklaş›k dörtte birini “komisyon” olarak almaları yetmiyor, ona ilaveten sayı başına da 3 bin lira “dağıtım bedeli” ödememiz gerekiyor.
Zaten belimizi büken kâğıt ve baskı maliyetine bir de bu “Deli Dumrul vergisi” eklenince, gemiyi su üstünde tutmak binbir cambazlık gerektiriyor. Ali’nin külâhını Veli’ye, Veli’ninkini Ali’ye, biriken borçları ödemek için banka kredisi, banka kredisinin taksitlerini ödemek için yeniden borç, hülâsa taşıma suyla değirmen ya da eski hesap makinelerinin markasıyla söylersek, “Facit daire”…
Doğan Dağıtım bıçağının kemiğe dayandığı bu noktada, içine kısıldığımız döngüyü kırabilmek için bulabildiğimiz çare şu: Doğan Dağıtım’ın ağından çıkmak. Yani, bayilerden çekilmek; varlığımızı, ulaşılabilirliğimizi kitapçılarla sınırlamak.
Dolayısıyla, önümüzdeki sayıdan itibaren, üç büyük şehirde belli başlı kitapçılarda ve muhtemelen D&R’larda (muhtemelen diyoruz, çünkü malûm, onlar da bir Doğan kuruluşu) bulunabileceğiz. Diğer şehirlerde ise tek bir adresimiz olacak. O adresleri önümüzdeki günlerde çeşitli kanallardan duyurmaya çalışacağız.
Aslında, Express’i gazete bayilerinden alanlar ve özellikle üç büyük şehir dışında oturanlar için iedal çözüm abonelik. Evet, abonelik birçoğumuzun üşendiği bir “kılgı”.Ve fakat yeni teknolojiler sayesinde eskiden olduğu kadar kıl bir mevzu değil. Neticede bir e-mail’e (expressroll@gmail.com) ve bir havaleye bakıyor. Cepten çıkacak meblağ aynı, tek farkı topluca. Ama o da at değil, deve değil. Altı ay için, yuvarlak hesap 60 lira.
Demin şaka yollu kullandığımız “kılgı”, çok sevdiğimiz bir kavramın, “praxis”in karşılığı aslında. “Kılmak”tan türetilmiş bir kelime, “varkılmak”tan, “varetmek”ten. Express ilk çıktığı günden bugüne o anlamda bir kılgı. Neyin kılgısı olduğunu burada uzun uzun anlatmaya lüzum yok, kavram kendini izah ediyor zaten. Ayrıca, 109 sayılık (haftalık dönemiyle birlikte, 263) “praxis” de ortada. Bunca yıldır sürdüğüne göre, sürdürülebilir bir kılgı olduğu da hepimizin malûmu.
Gelgelelim, cefasını paylaşmak gerekiyor. Okurların payına düşen, biraz yol yapmak, arayıp sormak, ezcümle nefes sarfetmek. Arzu varsa lafı bile olmaz. Arzu yoksa, sağlık olsun, kılgının bu kadarı bile mucize kabilinden. Eski sloganımızdır: Ne kadar nefes, o kadar Express…

One thought on “YILGI VE KILGI”

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *