Sansür sözcüğü uzun zamandır 5651 sayılı kanuna dayalı olarak kimi internet sitelerine erişimin engellenmesini kapsayan uygulamanın adı oldu. Bu kanuna ve planlanan uygulamaya göre, kanunda yer alan katalog suçların işlendiği tespit edilen internet sitelerine mahkeme kararıyla erişim engelleniyor. Oysa pratikte durum her geçen gün daha da vahim hale geliyor. Uygulamanın teknik sorunlarını hızlıca hatırlayalım: devamını oku

 

Radikal’in haberine göre, TDK çeşitli terimlere Türkçe karşılıklar önermiş. Bence değil TDK gibi, aklı başında, kitap okuyabilen herhangi bir insan için salakça denebilecek bir zihniyet yanlışlığının ürünleri var listede… Örneğin voleybol için “uçan top” önermiş pek sevgili TDK’mız. Koca kurumda, kimsenin aklına da “vaktiyle futbol yerine etimolojisini temel alarak ayaktopu önermiştik. Çok da tutmamıştı ama, daha iyidi.” minvalinde bir mantık yürütme olasılığı gelmemiş, örneğin “file topu” diyememişler. Hayır zaten aspiratör gibi, voleybol gibi 90 yaşında nineye de, 8 yaşında çocuğa da söylendiğinde aynı karşılığın anlaşılabildiği sözcüklerin Türkçe olmadığı hissiyatına kapılma yanlışlığını geçiyorum. Bari terim uydurulacağı zaman bunun bir karşılığı olsun değil mi? Örneğin dart yerine oklama denmiş… Canım kardeşim, dart o oka verilen özel isim zaten, sen o okun kültürünü, tarihçesini falan filan silip, şeklinden mülhem “ok” deyince okçuluk ile arasındaki ilişki nice olur?

Bir sözcüğün Türkçe olması, o dili kullanan insanların duyduğunda karşılık olarak zihinlerinde canlanan bir şey olup olmadığı değil midir? Türkçe konuşabilen insanlara dart deyince gözlerinin önünde belirli bir tip ok ve onunla oynanan bir oyun birlikte geliyorken, ne demeye “oklama” diye kim bilir ne kastediliyor diye kafamızı allak bullak edecek bir sözcüğü, bir de sanki üzerine çalışılmış da, bilimsel bir kaynağı varmış gibi kurum ağzından, basın toplantısında söyler ki insan?

Başka facialar da var… migren yerine “yarım baş ağrısı” demişler ki, o alanda çalışan her doktor ve o hastalıktan muzdarip her insan bence o terimi önerenin sırtında oklava kırmayı hak ediyor. Kapora yerine güvenmelik diye bir şey önermişler, hiç zahmet etmeselerdi, biz halk arasında “güvence” diyorduk zaten. O binadan kafayı çıkartıp iki dakika sokakta konuşulan dili dinleseler görürlerdi diye söylenesim geliyor. Anchorman yerine “ana haber sun” diye emir kipinde fiil mi, yarım kalmış isim mi belli değil öneriye hiç girmiyorum bak.

Sonra halk nezdinde oturgaçlı götürgeç diye dalga geçiliyor memlekette dil üzerine çalışan tek kamusal kurumla… Sonuna kadar da hak ediyorlar ne yazık ki… Olmamış, otur, sıfır!

 

25 yıl önce bugün, gece yarısı olmak üzereyken Yeni Zelanda Auckland limanında bulunan Gökkuşağı Savaşçısı (Rainbow Warrior) patlayan iki bomba sonucu batmıştı. Aslında duymayan yoktur herhalde ama, kısaca hatırlatmak gerekir yine de, Gökkuşağı Savaşçısı Greenpeace adlı uluslararası çevre örgütünün sancak gemisi.

Metis yayınları tarafından yayınlanan Yeşilbarış’ın Öyküsü kitabından bir detay hatırlıyorum. Onu kerhen nakletmeden önce kabaca Greenpeace’in nasıl çalıştığından bahsetmek iyi olabilir.

Continue reading »