film ve dijital mecralar arasında görüntünün dili…

Kafayı uzun zaman önce dijital görüntünün sinemayı nasıl değiştirdiğini anlamaya çalışmakla bozunca, (sonradan tamir etmişliğim de yok zaten, sadece kafanın bozuk olmasının hayır getirmediğine ikna olmayı başardım) bu konuda değişik tartışmaları takip etmeye çalışıyorum. D.N. Rodowick pek muhterem bir insan mesela, güzel sorular soruyor. Dil nasıl değişiyor diye anlamaya çalışanlar arasında en bir eski kafalı sinemacı olarak dikkat çekiyor falan…

Bir yandan özgür yazılım, bilişim teknolojileri, İnternet gibi konularda da kafayı bozuk vaziyetteyim ve zamanla birlikte bu konuda kavramlar nasıl değişiyor diye anlamaya çalışıyorum. Aslında bu cümlenin daha anlaşılabilir bir karşılığı umuyorum ki önümüzdeki sayıda Express’teki Radyo Brecht’te tartışılıyor olacak… Çok kısaca: Bilişim dünyasındaki gelişmeler, yeni nesillerin bu alandaki kavramlarla tanışma sürecinde nasıl deneyimler getiriyor, bu deneyimler, öncekilere kıyasla neleri değiştirecek potansiyeller içeriyor bunu merak ediyorum, anlamaya çalışıyorum.

Bugün inanılmaz ilgisiz bir konudaki tartışmayı okurken verilen bir örnek nedeniyle bu iki konu arasında bir kısa devre yaşandı. Amerikan Kongre Kütüphanesi arşivinde yer alan Carmencita adlı bir film var (youtube’da izlenebiliyor). Edison’un ilk yapımlarından biri, C. Musser’a göre, İspanyol bir dansçı olan ablamız, Edison’un kamerasına oyun vermiş ilk kadın. Bu filmin Kongre Kütüphanesi tarafından yüklenmiş kopyasında dijital temizleme yapılmamış gibi görünüyor. Filmin yıpranmış olmasının sonucu olarak kimi görsel bozulmalar videoda yoğun biçimde görülüyor. Acaba hiç film kullanmamış, filmlerin üzerindeki kimyasal bozulmanın nasıl işleyebildiği, nasıl sonuçlar verdiği deneyimini hiç yaşamamış insanlar bu filmi gördüklerinde bu bozulmayı nasıl yorumluyorlar? Dijital müdahale ile kar yağıyormuşçasına bir efekt uygulandığını düşünen çıkar mı aralarından? Bir dil tercihi olarak bu unsurların filme “katıldığını” düşünen olur mu?

3 thoughts on “film ve dijital mecralar arasında görüntünün dili…”

  1. bahsettiğin filmi tesadüfen izlemiştim.aslına bakarsan hiç film kullanmamış biri olarak böyle bir karşılaşmadan nasıl bir yorum yapacağıma dair de bir fikre sahip değilim (cehalet diyelim buna) yani o efektlerin nasıl yorumlanacağına dair..

    yalnız benim de merak ettiğim bir konu var. bu şekilde yorum yapanların asıl bilmesi gereken ne? (bende buna dahil olayım hadi)

  2. Bir şey bilmek üzerinde, hele hele gereklilik üzerinden düşünmedim hiç. Sinema çok yaşlı bir kavram değil, teknolojinin etkileri hep çok hızlı oldu. Dolayısıyla sinema nasıl çalışıyor bilgisi, değişimler, o değişimlerin etkisi falan derken neredeyse bütün bilgi birikimi tek bir kuşağın yaşam ömrüne sığabildi… O bozulmaların ne olduğunu ağaçların sararıyor olduğu bilgisi gibi kendi doğal çevresini öğrenen bir kuşak diyebiliriz buna, şimdi ondan sonrakiler öğrenmeye başlarken, tanımları yapan en temel şey, mecra ortadan kalkıyor ama etkileri devam ediyor. Bunun nasıl yorumlanacağını merak etmekte ortağız…

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *