Çizgi roman yayınlamak kolay iş değil…

Favori çizgi romanlarımın dönmüş olması, bu aralar en çok duyduğum haliyle, eski baharların olmamasını benim için önemsizleştiriyor. Günler uzadı, işten çıktıktan sonra sahil kenarında yürüyüş yaparken ortalık aydınlık olabiliyor. Bir de neredeyse yıllar sonra tekrar Julia ve Dampyr okuyabiliyor olmaktan güzeli olamaz…

Daha güzeli olamaz, ama daha kötüsü olabiliyormuş. Sağolsunlar hem 1001 Roman hem de Oğlak/Maceraperest işi yarı yolda bırakmadılar. Uzun aradan sonra (ve söylendiğine göre maliyeti ancak karşılayacak kadar satmasına rağmen) bu iki güzel çizgi romanın devamını getirdiler.

Çizgi roman alışverişi yaptığım sahafın sahibi NTV yayınlarının çizgi roman dünyasına girişinin çok büyük olduğunu ama hızlıca düştüğünü anlatmıştı. Güçlü reklam olanaklarını kullanarak ilk çıkardıkları kitapları on binlerce satmışlar. Ki bu rakam çizgi olmayan romanlar için de imrenilesi bir ölçek. Ne yazık ki ilk heyecan çabuk sönmüş ve serinin devam kitapları o kadar çok satmamış.

Kitapçıların bir bir kapandığı, neredeyse tüm kültür alışverişinin bu alanı sature eden zincir mağazaların kontrolüne girdiği bir dönemde alt kültüre yönelik bir çalışmanın çok satması için çok özel araçlar gerekli gibi görünüyor. Sosyal medya araçlarını kullanmak, satış kanallarını çeşitlendirmek ve çoğaltmak herhalde.

O alanların dinamizmi de, sürekli ve güncel olmayı gerektiriyor. Eğer yılda bir kitap çıkarırsanız, İnternet aleminde hoş bir seda olarak anılmanız bile çok mümkün değil. Bu da başka bir yarış. Neyse, bunlar başka sorunlar. Çizgi roman yayıncılarına kolaylıklar dileyip burada kesmek daha doğru.

Dampyr ve Julia’nın yeni sayılarını kutlarken, sevincimin yarım kalmasına yol açan bir noktayı da tartışmaya açmak zorunda hissediyorum kendimi. Yukardaki tüm vaziyetin farkında olarak, işin zorluğuna hak vererek de olsa…

Her iki kitapta da, çizgi roman gibi alıcısı tanımı gereği fanatik bir kitleye sunulması ayrıca problemli olacak tercihlerle örülmüş çeviriler var.

Dampyr’de başkalarını vampire çevirebilme gücüne sahip kadim yaratıklar elli küsur sayıdır Gecenin Efendileri diye adlandırılırken bu terimden bir anda vazgeçilmiş. İtalyancam yok, ama Bonelli Yayınlarının İngilizce sayfasında da Gecenin Efendileri (Masters of the Night) diye yer alıyor bu yaratıklar.

Julia’nın çevirisinde ise Whoopi Goldberg’den ilham alınarak tasarlanmış olan kıpır kıpır yardımcı karakteri ve kriminoloğumuz arasındaki ilişki yeni bir hâl almış. Sizli, bizli konuşur hale gelmişler. Yine İtalyancasızlıktan muzdarip İngilizce ile kıyaslayınca bir yere varamıyorum, zira aslında bir üslûp meselesi bu, İngilizce’de sen ya da siz aynı sözcükle ifade edilirken, mesele cümlelerde çözülüyor. Gerçi Julia’nın karakterine isimle ama çoğul hitap etmek yakışıyor. Hani doğruysa da, yanlışsa da güzel bir üslup denebilir. Fakat bu kadar sayıdan sonra aniden bu değişikliği yapmak doğru mu? John Malkovich’in hatlarıyla çizilegelen komiserin rütbesinin aynı macera içinde birkaç farklı şekilde ifade edilmesi de editör ayıbı olmuş, ama nazarlık diyelim.

Her iki yayının da bir başka göze çarpan eksiği, bunca zamandan sonra doyurucu bir önsözün yokluğu. Özellikle Julia’yı başka bir yayından devralsa da kaldığı yerden sürdüren 1001 Roman için bu çok iyi olabilirdi. Her iki kitap da yeni çeviriler ve tercihlerle yola çıkmalarının maceralarından bahsedebilirlerdi…

Son kertede… Olsun, Mayıs güzel geldi, çizgili geldi, o da yeter…

5 thoughts on “Çizgi roman yayınlamak kolay iş değil…”

  1. Dampyr’de “Gecenin Efendileri” teriminden vazgeçilmiş demişsiniz de. Kitapta şöyle diyaloglar var:
    “… THORKE BİR GECE EFENDİSİ DEĞİL VE PISHTAKULAR DA ONUN SÜRÜSÜ DEĞİLLER”
    “BİR TARİKAT ÜYELERİ, GECE EFENDİSİ DEĞİL!”
    “GENELDE, GECE EFENDİLERİ TEDBİRLİDİRLER. BELLİ BİR BÖLGEDE UZUN SÜRE AVLANIRLAR”

    Kastettiğiniz, ‘Gecenin Efendileri” yerine “Gece Efendisi” şeklinde kullanılması mı?

  2. Akbaba’nın Günü öyküsünde “konuk oyuncu” ekibe mutad tanıtımı yaparkenki diyalog da şöyle:

    Nestor Baldwyn: Ben… Akbaba’nın güçlü bir büyücü olarak kabul edildiğini sanıyordum… ne yazık ki sonra, efsaneden fazla bir şey olduğunu acı biçimde olduğunu öğrendim… insan bile değil, dediniz… nedir?
    Harlan Draka: Karanlıklar Prensi… O ırktan olanlara böyle diyorlar!

    Aradaki diyaloglarda “üstat” diye bile geçtiği oluyor. Belki bu bölümün yazarı sıfat gevezesi olmuştur ve çeviri özgün metne sadıktır, onu bilemiyorum açıkçası. Fakat tanıtım metninde böyle bir ifade kullanılması yeterince sorunlu, yazardan kaynaklandığı bir durum olsa bile bu bir notla açıklansa iyi olurmuş…

  3. Maceraperest Çizgiler çok uzun bir zamandır (ne kadar oldu hatırlamıyorum) çizgiromanlara açıklayıcı yazı ya da önsöz koymuyor. Bundan sonra da koyarlar mı bilmiyorum.

  4. Teks’lerde, özellikle de renkli basınca ya da dev albümlerde hâlâ yazıyorlar diye aklımda kalmış. Ama bir ara ayrı bir sirkü bile yayınlıyorlardı… İş zorlaştıkça, ağırlaştıkça bu tür şeyler lüks kategorisine girdi besbelli… Üzücü… :( Ezici çoğunluğu gençlerden oluşan dev bir nüfusa hitap edip de 15 dakikada bir kalkan bir vapura doluşan insan kadar hedef kitle ile yetiniyorsun. Bir şey de diyemiyorum ki böyle olunca…

  5. Bu arada bir de müjde vereyim. Temmuz ayında Dampyr 19 geliyor. Bu yıl basılacaklar arasında Zagor ve Martin Mystere de var. : )

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *