Amazon’un önlenebilir yükselişi

Yaklaşık iki yıl kadar önce, iPad’in duyurulmasına paralel olarak iBooks, yani Apple firmasının e-kitap platformu hayata geçerken Express dergisinde iki sayı boyunca süren bir e-kitap dosyası hazırlamıştım. Bilişim dünyasının altın çağını yaşayan taze kralı Apple, e-ticaret dünyasının yıllanmış patronu Amazon’la kılıçları çekmiş, öte yandan kitap içeriklerine erişim için çalışmalarını yoğunlaştıran Google da piyasa dinamiklerine yön verme çabalarını sürdürmekteydi… Google’ın bedavalaştırarak sahiplenme politikalarına karşı isyanını kaleme alan Ursula K. LeGuin’e kulak vermiş, tartışmaların Türkiye’deki yankıları için yayın dünyasında farklı rollerden deneyimli isimlerden yorum almıştık.

İki yıl sonra, Apple iBooks platformunda istediği kadar yayıncıyı yanına çekememiş, hatta müzik endüstrisiyle yaşadıklarını göz önüne alırsak, kıyasla çuvallamış olarak ikinci bir atağa kalkalı çok zaman olmadı. iBooks Author uygulamasıyla sürükle-bırak kolaylığında kitap üretme imkanı tanıyan firma böylece kendi yayıncısı olmaya soyunan yazarlar için dağıtım platformu olarak öne çıkmayı hedefliyor. Burada hak ettiği ilginin çok küçük bir bölümünü ancak verebileceğim eğlenceli bir spekülasyonun adını verip kaçayım; Apple’ın bu adımı yayıncılık sektörünün önemli aktörlerinde de belirtileri görülen yeni bir eğilimin uzantısı gibi görünüyor. Şöyle ki, kitap okurları pazarı belirli bir doygunluğa ulaşmış görünüyor. Yeterince kavga gürültü içeren bu pazarda önemli atılımlar yapma imkanları da aman aman bir ölçek sunmuyor. Hal böyle olunca, erken uyananların (early adopter) parsa toplamaya giriştiği kendi-yayıncın-ol (self-publishing) felsefesi, aslında “okuyandan kazandığımız para belli, yazandan da kazanırsak önemli bir pazar artışı sağlayabiliriz…” zihniyetinden besleniyor gibi görünüyor. Gölgesini satamadığı ağaçtan hazzetmeyen kapitalizm, yine alanını buluyor.

Bu eğilimin gücünü artırması, markalaşmış isimler haricinde içerik üretiminin meslek olmaktan çıkacağı, en azından nitelikli bir meslekten ziyade otomasyon parçası halini alacağı ihtimali ufukta beliriyor. Bu kültürel bir kara ütopya tasvirinden başka ne ifade eder çok emin değilim. Gazeteciliğin kâr hırsından ne kadar olumsuz etkilendiğine dair Malumat Diyeti kitabındaki örnekler (ironik biçimde kindle ile yaptığım kimi alıntılar) takdire şayan ama karamsar bir tablo için yardımcı olabilir…

Henüz kendi-yayıncın-ol anlayışının erken safhalarında olduğumuzu ve alanın hâlâ dev yayıncıların kontrolünde geliştiğini hatırlayarak, o cephede olan bitenin hal-i pür melaline dönelim… Google örneğinde yayın sektörü ve konvansiyonların dostu Amazon, ABD’deki kitapçı zincirleriyle sert bir savaşa tutuşmuş vaziyette. 2010 yılında iBooks platformuna karşı takındığı tutumu sürdüren Amazon, diğer e-kitap tedarikçileri tarafından da dolaşıma sokulan e-kitapları kabul etmemeye ya da yayıncı aleyhinde ağır şartlar öne sürmeye başlayınca, dolaşım tekeli oluşturmakla suçlandı. Ya benimsin, ya da kara toprağın politikasının yayıncı gözünden yorumu için önceki dosyadan kopya çekelim: bu yaklaşım bir kitabın sadece belirli bir kütüphanede okunabilmesi durumundan farklı değil ve bu yönüyle de tepki çekiyor. Gelen tepkilerin handiyse örgütlü boyutunda sıçrama geçtiğimiz haftalarda e-kitap alanında da iddiasını sürdüren Barnes & Noble ve basılı kitap pazarında en yakın takipçisi Books-A-Million ve Kanadalı kuzenleri Indigo’nun katılımıyla Amazon tarafından yayınlanmış kitapların kitapçılardan kovulmasıyla gerçekleşti..

Dijital yayıncılık alanında sözü geçen isimlerden Mike Shatzkin bu hamleyi süregiden satrançvari oyun açısından zekice bir taktik olarak yorumladı. Yeri gelmişken Shatzkin’i ve Idea Logical’ı meraklılarına öneririm. Remaking an Industry sunuşunda değindiği noktalar ziyadesiyle isabetli. Dahası, iBooks Author konusunda da hemfikiriz. Geek arkadaşlarımın, kullanışlılık, basitlik ve yetenek setine hayran kalarak e-kitap dünyasını değiştireceğini düşündükleri bu platformun, neticede iPad gibi, tüketicilerin okur kimliğine ihtiyaç duymadığı bir mecraya seslenmek gibi temel bir arızası olduğu kanaatini paylaşıyoruz.

Bu taktiğin doğruluğuna işaret ettiğini söylemek abartı olur mu bilinmez ama olaylar, yayıncılar ve etten-kemikten (bricks and mortar) kitapçıların Amazon karşısında birleşmesini tetikleyen gelişmeler de izlenebiliyor. B&N liderliğindeki kitap zincirlerinin Amazon’la kavgasını da yorumlayan Alison Flood’un taze bir haberi Amazon’un şimdi de yayıncı firmalarla kavgaya tutuştuğunu gösteriyor. Perşembe günkü haberine göre bağımsız yayıncı ve yazar ajansları (kendi-yayıncın-ol sisteminde önemi artan menajer/temsilciler) ile fiyatlandırma konusunda tutumunu sertleştiren Amazon binlerce kitabı sanal raflarından kaldırdı. Google ile tulum anlaşma imzalayarak ülke çapında edebiyatı anahtar teslim vermeye niyetli amerikalı yazarlar birliği, “kâr hırsına yenik düşmüş bir tekelci” olarak tanımladığı Amazon’u kınadı.

Basılı yayınların e-ticaret alanından dolaşıma sokulması, e-kitap yayıncılığı derken, özellikle istek oldukça tek tek baskı olanağı sunan çözüm ortaklarıyla (print on demand) beraber basılı kitapları da kendi yayımlamaya başlayan Amazon, sektörün her alanında söz sahibi olacağım inadını sürdürürken bu sektörden ibaret olmayan var oluşunun yarattığı çelişki tepkilerin başka bir kaynağı olsa gerek. Hem kanepe, hem çamaşır ipi hem roman satan bir insanın karakteri, konumu ne olursa olsun elli yıldır kitap işindeki bir aktörün yerini alması fikrine kimse sıcak bakmıyor gibi görünüyor… Türkiye’de gazetelerin başka sektörlerdeki yatırımcılar tarafından satın alınabilmesinin önü açıldığında ortaya çıkan sonuç ortada. Cezaevine girmeyebilecek kadar şanslı olanların çoğu işsiz! Dünyada da farklı bir tablo yok aslında, sadece yayın dünyasında yatırım yapmaya rağmen, kültür endüstrisinin farklı dallarıyla kurulan ilişkiler öyle büyük şirketler/holdingler doğuruyor ki, sonuç aynı oluyor. DRM gibi saçmalıklara maruz kalmamız da cabası… Her şey bir yana, mevcut duruma ilişkin yapısal düzenleme peşinde kimse de görünmüyor.

İşin acıklı yanı; Amazon işini biliyor. Meseleye okur gözüyle bakınca, Amazon’un yeni düzende kült nesnesi Kindle, okurun kitapla kurduğu ilişkiyi büyük bir ciddiyetle ele alan, alışkanlıkları, ihtiyaçları doğru belirleyen bir iş modeliyle geliştiriliyor. Elektronik mürekkep kullanımına yapılan ar-ge, WhisperNet adlı 3G üzerinden ve tüm dünyada ücretsiz çalışan kablosuz dağıtım ağı, kitapların başarılı biçimlendirilmesi, makûl fiyatlarla erişilebilmesi vb. derken okur açısından Amazon hep tercih edilir konumda kalıyor. Buna karşılık Barnes & Noble örneğin, Kindle’a rakip Nook ürününe renkli ekran desteği, multimedya içerik olanağı gibi özellikler yerleştirdi, ama kitap okurunun talebini karşılamak yerine başka pazarları aynı ürüne dahil etmek adına yapılan bu hamlelere karşılık cihaz hep ABD sınırlarına yönelik pazarlandı. Bir şekilde Kindle kullanabiliyorsanız ve Amerika’da bir fatura adresi gösterirseniz, dünyanın her yerinden e-kitap alabiliyorsunuz. Nook sahibiyseniz durum pek öyle değil. Telifin karasallığını fazlasıyla ciddiye alan B&N, örneğin Türkiye’den bağlanan kullanıcılara iyi dileklerini göndermekle yetiniyor…

İngilizce dışındaki dillerde Amazon da diğer aktörler kadar umarsız ve kanepe satıcısı kimliğiyle kâr öngörmediği için bile tutarlı görülebilir… Peki, kitap sektörünün konvansiyonlarını savunmak için şövalyeliğe soyunan B&N ya da en büyük altı yayın devinin dil çeşitliliğine yönelik herhangi bir girişimi, yatırımı var mı? Malesef… Yorumlara bakarsanız nitelikli kültürün devamı için kahramanca savaş veren bu arkadaşlar aslında basitçe İngilizce ucuz (kelimenin her anlamıyla) kitap satışı çarklarının, onların öngörmediği kadar ucuzlaması kararından rahatsız olduklarını böylece göstermiş oluyorlar.

Amazon’un yükselişinin önlenebilmesi ve yayın dünyasının, birikim sahibi, nitelikli uzmanlıklara sahip insanlarca yönlendirilmesi gibi dertlerin çözümü için dünyanın her yanındaki okurlara erişebilecek yeni düzenlemeler yapılması şart. Mesele bunu devler ligine nasıl anlatacağımızda…O güne kadar da kusura bakmasınlar kendi kitaplarını Amazon’dan daha ucuza almak* gibi çıkarcı davranışlar sergileyeceğim. Anglo-sakson ilkeciliğiyle aşık atabilecek kadar zengin değilim…

3 thoughts on “Amazon’un önlenebilir yükselişi”

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>