Defterden bloga taşınmışlar

Akıl defteri denen minik şeylerle dolaşmayı öğrenmeye çalışıyorum. Sonra unutmayayım diye aldığım kaotik notları yazıya çevirmeye çalışıyorum. Süreç içinde pişerek oluşan, birbiriyle bağlanan konular oluyor bunlar genelde… Yine genellikle, başka konu başlıklarına da temas ettiği için sadece bu kategoride yer alan yazı pek yer almıyor. Dolayısıyla bir etiket olarak da kullanılabilirdi, böyle oldu…

Apr 022010
 

Andersen'in Kağıttan kesilmiş Baca'sı

Bugün arama motoru olarak Google’ı tercih edenler logonun yerini sevimli resimlerin aldığını görebilirler. Doodle adı verilen bu logo ile kutlama kültürü Google’da eskiden beri var. Bu doodle’ın esbab-ı mucizesi Andersen‘in 205. yaş günü kutlaması. Kibritçi Kız, Prenses ve Bezelye gibi bir çok masalın yazarı olarak çocuk edebiyatı konusunda ilk akla gelen isimlerden Andersen’i okumak, hatırlamak için güzel bir neden. Kaldı ki, iki asır önce doğmuş bir yazarın eserleri artık kamusal bilgi alanının (public domain) bir parçası oldukları için bir çok dilde metinlere elektronik ve ücretsiz olarak erişmek mümkün. Bu diller arasında görebildiğim kadarıyla Türkçe de var, ancak ufak tefek sorunlarla.

Continue reading »

Aug 062009
 

Ne konserdi be! Son bir yıl içinde başka memleketlerden gelen yedi kişi/topluluk dinlemişim. Hepsi iyi konserlerdi. İkisi Rock’n Coke dahilinde olmasına ve öyle bir etkinlik için yaşlandığımı anlamama rağmen. New Model Army de yeni ve genç kadrosuyla karşıma çıkınca son üç konserde iyice Justin & Friends tınılarına alışmış olarak epey dağılmıştım. Aslında galiba sükunet arıyormuşum konserler boyunca (gerçi Ez3kiel de sükunetten uzaktı ama keman konçertosu dinler gibi huzurluydum bir yandan da) şimdi bakınca öyle göründü. Eh aranan şey sakinlik, sükunet, huzur, huşu falan olunca yahudi olmakla suçlanan bir zen rahibinin ayinine katılmak iyi bir fikirmiş.
Continue reading »

May 172009
 

Basın fotoğrafçılığı deneyimim yok sayılmaz. Genel anlamda fotoğraf konusunda teknik bilgi ve becerim de makul denilebilir. Sözlerini, yazılarını, müziğini takip ettiğim, bir şekilde dünyada var olması beni heyecanlandıran bir çok “ünlü” insanla tanışmışlığım da var, hani heyecandan elim ayağıma da pek dolaşmaz normal şartlar altında. Fakat bazen şartlar öyle üstüste zorlar ki insanı, istenilen sonuca ulaşmak mümkün olmaz…
Continue reading »

May 092009
 

Can Dündar’ın Mustafa filmi Atatürkçü cenahta beğenilmemiş, epey renkli tepkiler ve eleştirilerle karşılanmıştı. Bir sürü farklı insanla bu konuda tartıştığım için bir çok tepkiyi hatırlıyorum. Ne var ki, bugün bir haber sayesinde daha önce kaçırdığım bazı başka haberleri de öğrenmiş oldum. Önce taze taze öğrenemediğime sonra da bir kez kaçırmışken onlarsız yaşamak varken, sonradan öğrendiğime üzüldüm.

Continue reading »

Apr 122009
 

28. Uluslararası İstanbul Film Festivali‘nin Sinema Dersi oturumlarından birini ünlü İngiliz yönetmen Peter Greenaway verdi. Sabancı Üniversitesi‘nin katkılarıyla gerçekleşen Sinema Öldü Yaşasın Ekran sunumu, önkayıt aşamasındaki yoğun ilgi nedeniyle iki güne çıkarılmıştı.

Greenaway, kendini ressam ve sinemacı olarak (bu sıralamayla) tanımlayan, ancak hem sinema hem de bir çok başka alan üzerine yaptığı yerleştirme çalışmaları, VJ performansları ve başka etkinliklerle aslında kabına sığamayan cinsten bir sanatçı olduğunu her fırsatta ortaya koyuyor.
Continue reading »

Mar 282009
 

23 Ekim 05, Pazar @ 00:19
Mesaj çok hafif düzeyde spoiling (öyküye dair sürpriz gelişmeleri önceden söylemek) içeriyor.
Continue reading »

Mar 112009
 

Bu konuda bir şeyler yazmıştım, hatta kimi dostlar “kısa ve öz yazmıştın güzel oldu” demişlerdi; ama kısa anlatmaya alerjim olduğu için, bu konunun neden yaşanışından haftalar sonra haber edilişini ve başka yönlerini, bu alanda daha önce de haberler yapmış olan ve etraflıca tartışılması için daha uygun bir zemin olacağına inandığım Düğümküme‘de yayınladım. İlgilileri oraya beklerim.

Mar 082009
 

Kimi zaman organizasyon firmaları, anlaşabildikleri mekanlar ve yapmak istedikleri organizasyon arasındaki ilişkinin sağlıklı olup olmadığını gözardı ediyor gibi geliyor bana…

4 Temmuz 2006′da Esma Sultan Yalısı Sergent Garcia konseri için evsahipliği yaptığında İKSV bu örneklerden birini yaratmıştı örneğin. İKSV’nin organizasyon yapısına bakınca caz festivali (klasik müzik festivalinde getirmeyeceklerdi ya…) kapsamında getirmeleri anlaşılır, ama neden Esma Sultan Yalısı? Ki, gitmemiştim, ama giden arkadaşlarım bu tuhaf birleşimin sonuçlarından beklenebilecek her türlü olumsuzluğa tanık olduklarını anlatmışlardı.

Bir kaç hafta önce de (18 Şubat) Tindersticks dinlemeye Cemal Reşit Rey konser salonuna gittiğimizde rastladığım herkes aşağı yukarı benzer tepkiler veriyordu. Tindersticks orada dinlenebilir miydi?
Continue reading »

Feb 092009
 

Bu yazıdan önce, aynı konuda iki tane daha yazı yazıldı (başlıktan tahmin edilebileceği üzere…) Onların da okunması ısrarla tavsiye olunur. (Bütünlük açısından)

Continue reading »

Feb 092009
 

Bu yazı, http://loker.radiobrecht.org/2009/02/14-gezici-festivalden-film-notlari-1/ adresindeki yazı akıllara zarar biçimde uzamasın diye bölününce ortaya çıkan bir devam yazısıdır. Ona da bakılması tavsiye olunur.

Continue reading »