İngilizce’de sidekick terimiyle ifade edilen, Türkçe’ye kader arkadaşı, yardımcı gibi karşılıklarla çevrilen karakterler her anlatının, ama illa ki dizilerin en belirleyici, ayırt edici karakterleri. Özellikle polisiye türü ikili ekiplerle kurgu yapmayı sever. Büyük bir icat olmasa gerek bu fikir…

devamını oku

 

Değil bilimsellik, blog yazısına konu olmak için bile fazla öznel bir tespit olmakla birlikte, hakkı olan meze saatlerinde ilgi çeken bir genellemeyi, dizi kategorisine ilgi gösterme bahanesiyle yazmak bayram gününe yakışmaz mı?

Dizilerin belki de en ayırt edici özellikleri karakterleri oluyor. Hani falanca sayıda öykü var, dönüp dolaşıp onları anlatıyoruz iddiasına nazire, karakterler çeşitlenebilir… Bir yandan da eğilimler, kanal rekabetleri, seyirci beklentileri derken karakterler de benzeşiyor gibi görünüyor… İlk örnek,  özellikle polisiyelerde sık karşılaşılan bir kazak erkek tipi… Continue reading »

 

Mevsimler kadar, küresel ısınma etkilerini düşünürsek belki daha bile belirleyici iki önemli sosyal gelişmenin eşiğindeyiz. Okullar açılıyor ve diziler başlıyor. Günlük rutini çaktırmadan bu kadar etkileyen başka ne var acaba? Derbi maçları desem, onlar gündelik hayatı ve hatta dünyanın dönme hızını bile etkilemeye göstere göstere uğraştıklarından sayılmaz herhalde. Aklıma gelen tüm örnekler de öyle… Öyle ya da böyle kışın müjdecisi bu olay önümüzdeki haftadan itibaren gün isimlerinin pazartesi’den dexter‘a, cuma’dan bigbang‘e dönüşmesi anlamına gelebiliyor.

Dizileri kabaca dört sınıfta hatırlıyorum. İple çekercesine beklediklerim, gelince izlerim grubundakiler, bana mı yayınlıyorlar bunları ve bittiği için o kadar üzüldüm ki… Biten ve bittiğiyle kalanlar da eklenebilir ama, gereksiz… İlk iki gruptakiler düzenli konu olma potansiyeli olanlar. Hâlâ yayınlanıyor ve ilgi görüyorlar zira. Üçüncü gruptakiler, diğerlerinden bahsederken ya da takvim çıkartırken dedikodu kıvamında geçiştirilebilirler. Dördüncü gruptakileri yazmak için bir dizi kategorisi olmasa da olurdu aslında… İnsanın Firefly‘dan, Black Books‘tan bahsetmek için nedene ihtiyacı olmaz ki… Ama denk gelmemiş demek ki…

Bu ayrımı zorlamadan, bu hafta başlayan dizilere gelirsek, saat farkı nedeniyle Salı gününden itibaren günlük yaşamıma karıştıracağım diziler gün sırasıyla şöyle:

Castle, How I Met Your Mother, NCIS, NCIS:LA, Glee, Criminal Minds, The Mentalist, The Big Bang Theory

Ekim ortasında ve hatta Kasım’da falan da Behzat Ç., Dexter, Covert Affairs, Leverage ve House MD giriyorlar. House geçen dönemin ortasında izlemeyi bıraktığım bir diziye dönüşmüştü, Lisa Edelstein, dolayısıyla canlandırdığı karakter, başhekim Dr. Lisa Cuddy bu sezonda yer almayacakmış. Edelstein’la özel bir alıp veremediğim olmasa da, House-Cuddy ilişkisinden sıtkım sıyrıldığı, dizinin asıl zeka pırıltıları olan bulmaca halindeki hastaların yerini birbirinden cılız yan karakterlerin itişmesi aldığı için yılmıştım. Bu sezon bir şans daha veririm herhalde…

Tabii bütün bu diziler arasında açık ara tek geçtiğim biri var, ki kendisi için Ocak ayını bekleyip tadı damağımızda kaldığı sırada uğurlayacağız. BBC’nin şahane dizisi Hustle. Tamam dizi sünmüyor, yapım kalitesinden taviz vermiyorlar, hatta kadroyu da ana hatlarıyla korudular. Fakat yılda altı bölüm blogda dizi kategorisi açarken vurguladığım diziye özgü avantajları çok zorluyor. (Yalan aslında, misler gibi de karakter derinlikleri, yaratıcı senaryolar, harika bir ekip falan da, gözüm doymuyor işte…)

Listedeki dizilerin her biri ayrı birer yazı olmayı hak ediyor, hatta yazılar boyu gidecek etiketler haline dönüşebilir diye düşünerek bu yazıya da burada son vermek uygun olur herhalde. Son olarak dizi üzerine okumayı sevenler için iki link: ilki zaten dizilerin linklerinin çoğunun gittiği ve tamamen dizi kültürüne adanmış 22dakika.org, diğeri de kediler ve kitaplar dizi bölümü, ki diğer bölümlerini de görmelisiniz!

Sep 182011
 

Catherine Deneuve BiR+BiR‘in 12. sayısında Siren İdemen’in çevirisiyle yayınlanan söyleşisinde CSI, Mad Men, Six Feet Under ve Dexter’dan sonra The Wire’a kaptırdığını anlatıyordu. Kendisi arkadaş tavsiyesiyle birkaç diziye göz atmış olmanın yanında sinefilliğini çok kaybetmemiş olan Siren bu duruma hafifçe şaşırmış olarak “diziler ne kadar yaygın ve etkili hale geldi değil mi?” diye sordu bir gün.

Dizilerin etki alanları basitçe televizyon kültürüyle sınırlanmıyor. Kendilerine has alt kültürler oluşturan “kült” diziler başta olmak üzere, mazruf zarfı unutturalı çok oldu.

Continue reading »