<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Bilöker &#187; Fotoğraf</title>
	<atom:link href="http://loker.radiobrecht.org/category/fotograf/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://loker.radiobrecht.org</link>
	<description>Kısa lafın uzunu...</description>
	<lastBuildDate>Sun, 09 Aug 2009 01:31:41 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.8</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Ropörtajda fotoğraf çekmenin zorlukları</title>
		<link>http://loker.radiobrecht.org/2009/05/roportajda-fotograf-cekmenin-zorluklari/</link>
		<comments>http://loker.radiobrecht.org/2009/05/roportajda-fotograf-cekmenin-zorluklari/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 17 May 2009 09:56:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>löker</dc:creator>
				<category><![CDATA[Defterden bloga taşınmışlar]]></category>
		<category><![CDATA[Fotoğraf]]></category>
		<category><![CDATA[express]]></category>
		<category><![CDATA[gezici festival]]></category>
		<category><![CDATA[hikayemi dinler misin]]></category>
		<category><![CDATA[kars]]></category>
		<category><![CDATA[leyla halid]]></category>
		<category><![CDATA[portre]]></category>
		<category><![CDATA[ropörtaj]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://loker.radiobrecht.org/?p=115</guid>
		<description><![CDATA[Aslında, ropörtaj nasıl olmalıdır diye boşuna düşünüyormuşum. Portre çekmeyi bilirim ben. Çok sevdiğim portrelerim var. Ropörtajda yakalanması gereken anın, portre olduğunu düşünmeyip, işin içinde haber nosyonu olduğu için eylem günlerini hatırlayarak, doğru anı yakalamak üzere avlanır gibi yaşadım o süreci. Oysa ki, ellerin detayları, anlattıkları, oturuştaki ufacık bir değişme anlatabilirdi bana doğru anın geliyor olduğunu. Ropörtaj, başından sonuna dek portre çekimidir. Haber gibi bakınca böyle oluyor demek ki… Keşke bunu daha önce deneyimleseydim de… neyse, keşkeler anlamsız, bir daha ki an da keşke olacak. Fotoğraf bir günün içindeki keşkeyi kaydetmek zaten… En azından bana aşağıdaki kaldı…]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignright" title="Leyla Halid" src="http://th01.deviantart.com/fs43/300W/f/2009/137/0/b/Leyla_Halit_by_loker.jpg" alt="" width="300" height="446" />Basın fotoğrafçılığı deneyimim yok sayılmaz. Genel anlamda fotoğraf konusunda teknik bilgi ve becerim de makul denilebilir. Sözlerini, yazılarını, müziğini takip ettiğim, bir şekilde dünyada var olması beni heyecanlandıran bir çok &#8220;ünlü&#8221; insanla tanışmışlığım da var, hani heyecandan elim ayağıma da pek dolaşmaz normal şartlar altında. Fakat bazen şartlar öyle üstüste zorlar ki insanı, istenilen sonuca ulaşmak mümkün olmaz&#8230;<br />
<span id="more-115"></span><br />
Önce <a href="http://www.emrahozesen.com">Emrah Özesen</a> sonra da <a href="http://www.hasanserdar.com/">Serdar Çelik</a>&#8216;ten fotoğraf öğrenmeye başladığımda hepimizin aktivist bir yanı olduğundan eylemlerde, gösterilerde fotoğraf çekmek olağan bir durumdu. Bu olağan durumu takiben çektiğim fotoğraflardan bazıları gazetelerde, dergilerde yayınlandı. Greenpeace için çektiğim bir fotoğraf <a href="http://www.tarihvakfi.org.tr/">Tarih Vakfı</a>&#8216;nın düzenlediği bir <a href="http://www.tarihvakfi.org.tr/ihs/">sergiye</a> davet edildi. Bütün bunlar hayatın akışı içinde kendi kendine gelişen olaylar olduğu için bir fotoğrafçı olarak davrandığımı düşünebileceğim şeyler sayılmazdı denilebilir. Sonrasında, yüksek lisansım boyunca araştırma görevlisi olarak çalıştığım <a href="http://comd.bilkent.edu.tr">Bilkent İletişim ve Tasarım</a> bölümünde bir çok etkinliğin fotoğrafçılığını, yine bir anlamda kendiliğinden yaptım. Okulun örgütleyicileri arasında bulunduğu DocuTravel projesi kapsamında Gezici Film Festivali için Kars&#8217;a gittiğimde festival etkinliklerinin fotoğraflarını çektim. Şimdi düşününce eğlenceli gelen bir anı:</p>
<p><a href="http://www.imdb.com/title/tt0084934/">Yol</a> filminin <a href="http://www.imdb.com/name/nm1997156/">yapımcısının</a> ve <a href="http://www.imdb.com/name/nm0905639/">editörünün</a> katılımıyla gerçekleştirilen özel gösterimin ardından, <a href="http://www.imdb.com/name/nm0015081/">Tarık Akan</a>&#8216;ın da katıldığı bir panel düzenlenmişti. Panel sırasında, elimde fotoğraf makinası salonun içinde çeşitli kareler çekmeye çalıştım, ancak sahne bir parça yüksek geldiğinden, sonradan kullanılabileceğini tahmin ettiğim fotoğraflar için uygun bir açı yoktu. Aklımdan geçen düşünce, sadece kendim için çektiğim fotoğraflar için ayağa kalkıp, seyirci ve konuşmacılar arasında dolaşıp fotoğraf çekmenin yanlış olacağıydı. Gazetecilik kamusal bir görevdir, orada kamu adına tanıklık yapar, belgelersiniz. Bir gazetecinin, izleyicileri makul bir süre rahatsız etme pahasına çekim yapması anlaşılabilir. O anda salonda olamayan bir çok insanın, o salonda olan bitene tanıklık etmesinin aracılığını yapma görevi, bu ayrıcalığı sağlayabilir. Peki, kişisel sergi ve galerilerde yer almanın ötesinde bir anlam taşımayacak (ki bunlar da hayli şüpheli aslında) fotoğraflar için, o salona gelip konuşmayı dinleyenlerin sizin sırtınızı izlemesini istemek? Pek hoş bir fikir olmadığı için bunu yapmamaya karar verdim. <a href="http://std.comd.bilkent.edu.tr/photo_archive/FromEvents/DocuTravel/Yol_Panel/DSC_0278.JPG">Şu örnekteki</a> açının yanı sıra, ışığı kullanım biçimimden de o ayrıcalığa sahip olmadığımı fark etmemin ne kadar doğru bir karar olduğu ortaya çıkacaktır. (Meraklısı bu fotoğrafların kalanına <a href="http://std.comd.bilkent.edu.tr/photo_archive/FromEvents/DocuTravel/Yol_Panel/index.html">buradan</a> ulaşabilir.)</p>
<p>Geçtiğimiz günlerde ise, çok farklı bir deneyim yaşadım. <a href="http://www.expressroll.com">eXpress dergisinin</a> Haziran sayısında okuyabileceğimiz tatlı güzel bir söyleşinin çekimlerini yapmak üzere Ayşe Çavdar&#8217;la birlikte <a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Leyla_Halid">Leyla Halid</a>&#8216;le buluşmaya gittik.</p>
<p><img class="alignleft" style="margin-left: 4px; margin-right: 4px;" src="http://fc04.deviantart.com/fs45/i/2009/137/a/5/Leyla_Halit_2_by_loker.jpg" alt="Leyla Halid" width="600" height="428" /> Filistin öyküsünü takip edenler ve hatta bu tarihe yakın şekilde odaklanmasalar bile bir şekilde dünya siyaset ve tarihine bakmayı sevenler için Leyla Halid epey tanınan bir isim. 20&#8242;li yaşlarında dört ayrı uçak kaçırma eylemine katılan, elinde kaleşnikofla pozlar veren, belki de kadın gerillaların en ünlüsü Halid, Filistin&#8217;de yaşananların dünya kamuoyunda tartışılmaya başlanmasını sağlayan isimlerden biri kabul ediliyor.</p>
<p>Filistin Kurtuluş Örgütü, Yaser Arafat liderliğinde İsrail&#8217;e karşı Filistin&#8217;in kurtuluşu için savaşan örgüt, nihayetinde Oslo&#8217;da bir araya gelen taraflardan biri olarak Filistin&#8217;i temsil ederek barış anlaşması imzaladı. Aslında bir çatı/şemsiye örgüt. İçinde önemli bir temsil gücüne sahip El-Fetih (ki Arafat aslen El-Fetih lideridir) yanında bir çok başka örgütün arasında Filistin Halk Kurtuluş Cephesi&#8217;ni barındırır. Halid&#8217;in eylemleri de, FHKC adına düzenlenmiş eylemlerdi. Halen bu örgütlerin birer siyasi parti gibi davrandığı Filistin Ulusal Yönetiminin resmi üyelerinden biri de Halid.</p>
<p>Benim yaşlarımdaki gerilla kimliğini, en azından şeklen bırakarak, siyaset ile çözüm aramayı sürdürüyor. Bununla birlikte içindeki kararlı, güçlü gerilla sözlerinde, bakışlarında son derece net. Gerçi benim fotoğraflarım size bu güçlü ifadeleri, kararlı bakışları ve yıllarını bir işgale karşı özgürlüğe, ama körü körüne bir ulusal özgürlük anlayışından da öte, gerçek bir halk özgürlüğüne adamış marksist bir gerillayı yansıtamıyor. Yazıyı yazma nedenim de, daha çok bu. Zira Ayşe Çavdar ile yaptığı ropörtajda Türkiye, ortadoğu, Filistin&#8217;in günümüzdeki durumu ve bir çok başka konuda görüşlerini aktaran Halid&#8217;i eXpress Haziran sayısında okuyabileceksiniz.</p>
<p>Mazeret sayılmaz elbette, ancak fotoğraflardan tatmin olmama nedenlerimin başında buluştuğumuz yer ve süre geliyor. Kendisini davet ederek burada bir sempozyumda konuşmasını sağlayan ve bize ropörtaj ayarlayan dernek, randevumuzu bizim onayımız olmadan &#8220;büyük bir gazeteye&#8221; verdiği için, bizi ertesi gün sabah konferanstan önceye şutladı. Akabinde, iki saat sürecek ve Halid&#8217;in öğretmenlik deneyimlerine, arap edebiyatına uzanacak, son derece kapsamlı ve iyi hazırlanılmış bir ropörtaj yerini otuz dakikada güncel konuları yetiştirmeye çalışan bir duruma bıraktı.</p>
<p>Fotoğrafçının görevi, portreyi yakalamak, konuşmanın tonunu, konuşan kişinin karakterini ve duygularını gösterecek ayrıntıları ortaya çıkaracak planlar kurgulamaktır. Bunun için ortam sorunluysa, sorunlara müdahale eder değil mi? Elbette&#8230; Ancak sınırlı vakti olan ve sınırsız sorumuzu yanıtlamasını istediğimiz bir insanla, hele ki, karşısında heyecandan ne yapacağımızı şaşırdığımız bir abide ile karşılaşınca içimden nobran bir gazeteci fışkırtarak &#8220;burada ışık iyi değil&#8221; demesini sağlayamadım. Arkadan çiğ sabah ışığının lobiyi doldurduğu, bulunduğumuz bölgeyi ise tungsten ampüllerin aydınlattığı bir kanepeye oturan Halid&#8217;i, başka bir yere götürmeyi denemek isteyemedim. Önemli olan anlatacaklarıydı, sözlerine ayıracağımız vakti, benim için uygun olan ışığa ayırayım diyemedim.</p>
<p>Flaş kullanmak aklıma geldi, bu kez de düşündüm ki, benim için önemli olabilecek bir an, anlattığı bir hikayenin, söylediği bir cümlenin çok heyecanlı bir anı olacak ve o da bu heyecanı ifadelerine, beden diline taşıyacak, ben hoop basacağım deklanşöre, kadıncağızın suratında bir anda anlamsızca patlayan yüzlerce watt&#8217;lık aydınlık. Aklıma daha önceden okuduğum &#8220;ben sinema oyuncusu ya da dansçı falan değilim, neden bu kadar çok kamera getirdiniz ki?&#8221; cümlesiyle, gülerek başladığı bir konuşması geliyor. Pıt, kapatıyorum flaşı. Baskıda sorun çıkarmayacağını umabileceğim kadar yüksek ISO değerlerini ayarlayıp, pozlamayı olabildiğine zorluyorum. Hafif kayıplar olsa da okunaklı fotoğraflar çıkacak, biliyorum. Az çok çıkıyor da, ama başka bir sorun var, adını koyamadığım, tarif edemediğim.</p>
<p>İki gün sonra, fotoğrafları ekrana dizmiş, aralarında hangisinin o günü en iyi anlatan fotoğraf olduğuna bakarken anlıyorum derdimi. O sabah, bütün teknik sınırları, sorunları düşünürken, Leyla bizden sonra gideceği konferansın planını bozmayacak şekilde süreyi ayarlamaya çalışırken birbirimizle konuşmamız pek de mümkün olmamış. Işıkla falan ilgisi yok bunun. Doğru fotoğrafı çekmek için o anı sevmek, o anın bir parçası olduğunu her şeyiyle hissetmek gerekiyor.</p>
<p>Aslında ropörtaj nasıl olmalıdır diye boşuna düşünmüşüm. Portre çekerdim ben, severdim çekmeyi, hani sevdiğim portrelerim de var derim utanmadan. Ropörtajda yakalanması gereken anın, portre olduğunu anlamayıp, işin içinde habercilik var diye eylemlerdeki günlerimi hatırlayarak, doğru anı yakalamak üzere avlanır gibi yaşadım o süreci.</p>
<p>Oysa ki, ellerin detayları, anlattıkları, oturuştaki ufacık bir değişme anlatabilirdi bana doğru anın geliyor olduğunu. Ropörtaj, başından sonuna dek portre çekimi. Haber gibi bakınca böyle oluyor demek ki&#8230; Keşke bunu daha önce deneyimleseydim de&#8230; neyse, keşkeler anlamsız, bir daha ki an da keşke olacak. Fotoğraf bir günün içindeki keşkeyi kaydetmek zaten&#8230; Ama, en azından bana aşağıdaki kaldı&#8230;</p>
<p><img class="alignnone" title="Leyla ve ben" src="http://fc02.deviantart.com/fs44/i/2009/137/0/7/Leyla_ve_ben_by_loker.jpg" alt="" width="600" height="400" /></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://loker.radiobrecht.org/2009/05/roportajda-fotograf-cekmenin-zorluklari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yeni bir sergi sansürü</title>
		<link>http://loker.radiobrecht.org/2009/05/yeni-bir-sergi-sansuru/</link>
		<comments>http://loker.radiobrecht.org/2009/05/yeni-bir-sergi-sansuru/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 05 May 2009 12:57:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>löker</dc:creator>
				<category><![CDATA[Fotoğraf]]></category>
		<category><![CDATA[fotoğraf akademisi]]></category>
		<category><![CDATA[fotoğraf vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[galata fotoğrafhanesi]]></category>
		<category><![CDATA[sansür]]></category>
		<category><![CDATA[uludağ üniversitesi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://loker.radiobrecht.org/?p=103</guid>
		<description><![CDATA[Galata Fotoğrafhanesi ve Fotoğraf Vakfı tarafından hayata geçirilen Fotoğraf Akademisi&#8217;nin ilk ayağı olarak düzenlenen Belgesel Fotoğraf Okulu kapsamında çekilen fotoğraflar, Bursa Uludağ Üniversitesi&#8217;ndeki sergide sansürlenip, el konularak yok edilmeye çalışıldı.

Youtube sansürünün birinci yılını kutladığımız (!) şu günlerde, ülkede (hem bürokratik, hem siyasi hem de toplumsal anlamlarıyla) yönetimin iyice baskıcı, sansürcü hale geldiğine tanık oluyoruz. Hükümetten, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.galatafotografhanesi.com/">Galata Fotoğrafhanesi</a> ve <a href="http://www.fotografvakfi.org">Fotoğraf Vakfı</a> tarafından hayata geçirilen Fotoğraf Akademisi&#8217;nin ilk ayağı olarak düzenlenen <a href="http://www.fotografakademisi.org">Belgesel Fotoğraf Okulu</a> kapsamında çekilen fotoğraflar, Bursa Uludağ Üniversitesi&#8217;ndeki sergide sansürlenip, el konularak yok edilmeye çalışıldı.<br />
<span id="more-103"></span><br />
<a href="http://dugumkume.org/turkiye-devleti-youtubeu-1-yildir-yasakliyor">Youtube sansürünün birinci yılını kutladığımız</a> (!) şu günlerde, ülkede (hem bürokratik, hem siyasi hem de toplumsal anlamlarıyla) yönetimin iyice baskıcı, sansürcü hale geldiğine tanık oluyoruz. Hükümetten, mahalle ölçeğine, <a href="http://www.meren.org/blog/2009/03/bir-sansur-hikayesinin-dusundurdukleri/">bir fotoğraf dergisinden</a>, bir <a href="http://www.uludag.edu.tr">üniversiteye</a> ne yazık ki kendinden olmayanı yok etmekte sakınca görmeyen anlayış yayılıyor. Beklenmedik kurumlarda, oluşumlarda karşımıza çıkıyor. Kamplaşma, kendini sorgulama yeteneğinden yoksun yönetimleri var ediyor, onlar da kendine benzemeyeni yok sayıyor, gücü yeterse yok ediyor.</p>
<p>Üniversite yönetiminin, açıkça suç oluşturmayan, kimseyi hedef almayan/göstermeyen bir fotoğrafın yayınına izin vermemesi kabul edilemez.</p>
<p>Daha kötüsü, üniversite gibi bir kurumda, tahammül gösterilemeyen muhalefet ifadelerindeki karşıtlık değil, bu tahammülsüzlüğün fotoğraflara el konulması şeklinde ceberrut biçimidir.</p>
<p>Fotoğrafa, yazıya, düşünceye ve tüm ifadelerine sınırsız özgürlük, herkes için savunulmak zorunda olan temel bir ortak kabul olmalıdır. Bu anlayışa katılan herkes, haydi Fotoğraf Akademisine ulaşarak nasıl bir yardımımız olabileceğini soralım. Bu baskı karşısında yalnız olmadıklarını, bunu sıradan bir olay gibi kanıksamak ya da &#8220;münferit vaka&#8221; diyerek önemsezleştirmek isteyecekler karşısında tepkisiz kalmayacağımızı söyleyelim&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://loker.radiobrecht.org/2009/05/yeni-bir-sergi-sansuru/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Etrafınıza iyi bakın&#8230;</title>
		<link>http://loker.radiobrecht.org/2009/03/etrafiniza-iyi-bakin/</link>
		<comments>http://loker.radiobrecht.org/2009/03/etrafiniza-iyi-bakin/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 31 Mar 2009 08:59:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>löker</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bir Fotoğrafçı:]]></category>
		<category><![CDATA[Fotoğraf]]></category>
		<category><![CDATA[Rutin]]></category>
		<category><![CDATA[arşiv]]></category>
		<category><![CDATA[blogosfer]]></category>
		<category><![CDATA[görsel tarih arşivi]]></category>
		<category><![CDATA[helen levitt]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://loker.radiobrecht.org/?p=95</guid>
		<description><![CDATA[Sekiz ayrı yazar tarafından etrafta olup bitene dair yazı ve görsellerle şenlenen etrafta.com&#8217;da fotoğraf konusunda son bir iki günde iki ayrı not edilmesinde fayda olacak cinsten yazı düştü.
GTA &#8211; Görsel Tarih Arşivi ve Güle Güle Helen Levitt yazıları erken dönem Türkiye Cumhuriyeti fotoğraf ve her tür görsel materyal arşivine dair meraklılar için, Helen Levitt yazısı da [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sekiz ayrı yazar tarafından etrafta olup bitene dair yazı ve görsellerle şenlenen etrafta.com&#8217;da fotoğraf konusunda son bir iki günde iki ayrı not edilmesinde fayda olacak cinsten yazı düştü.</p>
<p><a href="http://etrafta.com/2009/03/28/gta-gorsel-tarih-arsivi/">GTA &#8211; Görsel Tarih Arşivi</a> ve <a href="http://etrafta.com/2009/03/30/gule-gule-helen-levitt/">Güle Güle Helen Levitt</a> yazıları erken dönem Türkiye Cumhuriyeti fotoğraf ve her tür görsel materyal arşivine dair meraklılar için, Helen Levitt yazısı da hem bu fotoğrafçıyı tanımayan ya da görmüş, yanından geçip gidivermiş insanlar için harika kaynaklar&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://loker.radiobrecht.org/2009/03/etrafiniza-iyi-bakin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Size ayrılan sürenin sonuna geldik Fotoritim&#8230;</title>
		<link>http://loker.radiobrecht.org/2009/03/size-ayrilan-surenin-sonuna-geldik-fotoritim/</link>
		<comments>http://loker.radiobrecht.org/2009/03/size-ayrilan-surenin-sonuna-geldik-fotoritim/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 10 Mar 2009 23:53:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>löker</dc:creator>
				<category><![CDATA[Fotoğraf]]></category>
		<category><![CDATA[sansür]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://loker.radiobrecht.org/?p=62</guid>
		<description><![CDATA[Sevgili meren ve elif&#8216;in düzenli olarak link göndererek, yeni sayılardan ve konulardan haberdar ederek duyurdukları bir fotoğraf dergisi vardır. Fotoritim. Ben de bu dergiyi, son aylarda böyle iki insandan duymanın da etkisiyle, sık sık bakıp, çeşitli yazıları okuyup, düzenli olarak takip etmeye gayret gösterdim.

Geçtiğimiz günlerde, bu dergi sayesinde haberdar olduğum ve yazılarını okumaya başladığım Faika [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sevgili <a href="http://meren.org/blog/">meren</a> ve <a href="http://elifvargi.deviantart.com/">elif</a>&#8216;in düzenli olarak link göndererek, yeni sayılardan ve konulardan haberdar ederek duyurdukları bir fotoğraf dergisi vardır. Fotoritim. Ben de bu dergiyi, son aylarda böyle iki insandan duymanın da etkisiyle, sık sık bakıp, çeşitli yazıları okuyup, düzenli olarak takip etmeye gayret gösterdim.<br />
<span id="more-62"></span><br />
Geçtiğimiz günlerde, bu dergi sayesinde haberdar olduğum ve yazılarını okumaya başladığım Faika Berat Pehlivan&#8217;ın Gökşin Sipahioğlu ile, İstanbul&#8217;daki sergi açılışını takiben yaptığı bir ropörtaj yayınlandı.</p>
<p>Gökşin Sipahioğlu, kısaca 6-7 Eylül olayları olarak bilinen faşist katliamda halkı provoke eden üretilmiş haberin (bir nevi yalan haber de denilebilir) kitlelere ulaşmasından sorumlu olan ve bu konuda en ufak bir utanç, pişmanlık sergilemeyen, dolayısıyla benim gözümdeki en özet tanım ve sıfatıyla anarsak faşist bir gazetecidir. Bu konudaki düşüncelerimi daha geniş olarak okumak isteyenler <a href="http://loker.radiobrecht.org/goksin-sipahioglu-ve-6-7-eylul-olaylari/">http://loker.radiobrecht.org/goksin-sipahioglu-ve-6-7-eylul-olaylari/</a> adresine bakabilirler. Fotoritim&#8217;le ilgili kısmı tesadüfen bu olayla ilişkili denilebilir.</p>
<p>Ben bu ropörtajın altına, çok duygusal ve sert bir yorum yazdım. Yorumum yayınlanmadı. Derginin yayın kurallarına baktığımda, yorumumun yayınlanmamasının nedenlerini anladım; ancak yorumu kendimde saklamadığım için düzeltip tekrar gönderme imkanım yoktu. Derginin iletişim formunu doldurarak, yorumumu düzeltmek istediğimi belirttim. Yanıt alamadım.</p>
<p>Yazıyı yazan Faika Berat Pehlivan&#8217;a yazdım, henüz yanıt alamadım.</p>
<p>Bunun üzerine, iletişim formunu tekrar doldurara, bu tavrın açıklığa kavuşturulmasını talep ettiğimi belirttiğimde, yorumumun kurallara uygun olmadığı takdirde yayınlanmayacağı, kurallar açık olduğu için, ayrıca açıklama yapılmasının da alışılmış bir yöntem olmadığı yanıtı geldi.</p>
<p>Haklı bir yanıt olduğunu düşündüm, her yorumla tek tek uğraşılması kolay bir iş değil diye düşündüm ve aşağıda alıntıladığım bir başka yorumu, derginin talep ettiği şartlara uygun biçimde sıfırdan yazıp yollayarak, bu ropörtajın algılanmasına katkıda bulunmayı hedefledim.</p>
<p>Yorum aşağıda:</p>
<blockquote><p><em>Öldürmeyen, güçlendirir. Galiba tıp dünyasına ait bir ifade ya da belki metafor demeli&#8230; Bir canlının kanına giren virüs, onu öldüremezse, bağışıklık kazanmasına yol açarak güçlenmesine yol açıyor gibi bir mantık zincirinin özeti herhalde.</em></p>
<p><em>Elbette insan ilişkilerindeki gerilimlere de, soyutlayarak taşımak mümkün. Bu yazı vesilesiyle aklıma gelen, Gökşin Sipahioğlu&#8217;nun 6-7 Eylül Olaylarıyla ilgili herhangi bir pişmanlık izine rastlamamanın ne kadar acı olduğu&#8230; Ama ondan daha acıtıcı olanın, görsel kültür üzerine kafa yoran bir grup insanın, uzun zamandır büyük çabalarla yayınladıkları güzel bir dergide, bu adamı, o korkunç katliamdaki sorumluluğundan bağımsız, sıradan bir fotoğrafçı gibi ele alabilmeleri&#8230;</em></p>
<p><em>Baştaki metafor ne diyordu, öldürmeyen güçlenir. Sipahioğlu&#8217;nun mesleki etikle son derece uyumsuz ve sonuçları itibariyle de, kelime anlamıyla öldürücü etkiyle sahip bir sorumsuzluğunun tartışılmaması, bir anlamda onu yok saymaya doğru evriliyor.</em></p>
<p><em>Geçmişin suçları, hesapları sorulmaksızın unutuldukça, sahiplenilmeye başlanıyor. Başka türlü bugün yaşadığımız ortamda giderek artan ırkçılığı nasıl ele alacağız? Dün 100bin vatandaşımızın, doğdukları, birlikte cennet eylediğimiz bu ülkeyi bırakıp, gurbet ellerde yaşayıp ölmelerine yol açan faşist saldırıların hesabı sorulsa, bugün ürkek güvercin katili çocuklar gezebilir miydi aramızda?</em></p>
<p><em>Bu yazı yayına girdikten sonra duygusal ama sert bir yorum yazısı yazmış, içinde bulunduğum ruhhaliyle, edebi bir amaçla da olsa sinkaf kullanmıştım. Bu nedenle yorumum yayınlanmadı. Ben de daha sakin bir ruh haliyle düşündükten sonra, ropörtajı yapan Berat hanıma bir mesaj atarak duygularımı anlatıp, bu adamın, salt bir fotoğrafçı olarak ele alınmasında bir sorun görüp görmediğini sordum. Henüz bir yanıt alamadım. Belki yanıtını burada paylaşır, böylece fotoğraf kavramını, bizi kuşatan tüm dünya olaylarından ne kadar soyutlayabileceğimize, bir fotoğrafçıyı bir insan olarak davranışlarından bağımsız olarak tanıma şansımızın ne olabileceğine dair yaratıcı bir diyalog şansını tüm okuyucularla birlikte yaşarız diye umuyorum.</em></p>
<p><em>Gökşin Sipahioğlu&#8217;nun alet olduğu katliamla ilgili pişmanlık duymamasının, benim açımdan ne derece korkunç bir yaklaşım olduğunu kendi sitemde dile getirdim. Duygularımı biraz daha açıklamak gerekirse, &#8220;delikanlı&#8221; lafının anlamını sonuna dek hakeden yaşlarımda ve yaşamımda gerçekten de kanatlandığımı hissettiren Le Vent nous portera&#8217;yı, Bernard Cantat sevgilisini öldürdükten sonra duymaya bile tahammülüm kalmadı.</em></p>
<p><em>Artık o yumuşak ezgilerle sarılı, hayata dair her duyguyu barındıran müzik, yalnızca kendini kaybettiğinde adil olmayan bir şiddet denkleminde, yüzlerce yıldır ezilen kadını fiilen bir kez daha ezmiş sıradan bir katile dönüşüveren bir şarkıcı hayaletini düşündürdü bana&#8230;</em></p>
<p><em>Sipahioğlu&#8217;nun zerre pişmanlık duymadan, sonradan yaptığının bir komplonun parçası olduğu açık biçimde ortaya çıktığında bile üzülmeden &#8220;gerekeni yaptım&#8221; diyen hali, onu bu komploya ortak etmiyor mu gerçekten? Bu komplonun bir ortağıyla, başka bir konuyu konuşabilecek soğukkanlılığı nereden bulabiliyorsunuz?</em></p>
<p><em>Konuyla ilgili yazım: http://loker.radiobrecht.org/goksin-sipahioglu-ve-6-7-eylul-olaylari/</em></p></blockquote>
<p>Bu yorumum da yayınlanmadı ve yine iletişim formunu doldurarak yanıt talep ettiğimde şu yanıtı aldım:</p>
<blockquote><p><em>Merhaba,</em></p>
<p><em>Aşağıda yer alan yorumunuz da; &#8220;suçlama içermesi&#8221;, &#8220;polemik yaratıcı olması&#8221; ve &#8220;hukuksal neticeler doğurması&#8221; sebepleri ile yayınlanmamıştır.</em></p></blockquote>
<p>Görsel kültür (fotoğraf başka hangi alana aittir ki?) çalışan bir derginin bir yazısına, teknik olarak bu imkan tanındığı ve kurallar çerçevesinde özendirildiği halde yorumlarla katkıda bulunamamak biraz tuhafıma gitti.</p>
<p>Dergi yönetimi yorumlarla ilgili şu açıklamaya yer vermiş:</p>
<blockquote><p><em>Konulara Yorum Yazılması : </em></p>
<p><em>Fotoritim Fotoğraf Dergisinde, istediğiniz konuya yorum ekleyebilirsiniz.<br />
Ancak bu yorumlar;<br />
- T.C. Anayasası&#8217;na ve Hukuk&#8217;una aykırılık içermesi, suç içermesi,<br />
- Konu ile alakasız olması,<br />
- Aynı yorumun arka arkaya gönderilmesi,<br />
- Kullanılan Türkçe&#8217;nin düzensiz ve çalakalem olması,<br />
- Argo kullanılması,<br />
- Ahlaka aykırı sözler, küfür ve hakaretler içermesi,<br />
- Polemik yaratıcı olması ve/veya suçlama içermesi,<br />
- Yorumu yazanın ad ve soyadının olmaması,</em></p>
<p><em>gibi durumlarda onaylanmayarak, silinir. Benzer şekilde devamlı onay dışı yorum gönderen ziyaretçiler IP numaralarından engellenerek, siteye girişleri  kapatılır. Eksikliklerine rağmen bir yorumu onaylayıp, onaylamamak yine Fotoritim Dergisi Yönetimi&#8217;nin insiyatifindedir.</em></p></blockquote>
<p>Bu kuralların, pratikte &#8220;biz canımızın istediği yorumu onaylarız, durum tamamen keyfidir&#8221; olarak işletilmesi mümkün. Örneğin argo kullanımı ne demektir? Bir tabir olarak &#8220;cuk oturdu&#8221; deyişini kullandığımda yorumumun yayınlanmamasına neden olarak bu deyiş gösterilebilir mi? Bildiğimiz argodur bu da neticede?</p>
<p>Haydi bunu geçelim, &#8220;Polemik yaratıcı olması ve/veya suçlama içermesi,&#8221; başlığının somut ölçeği nedir? Yazdığım yorumun polemik içerdiği iddia edilebilir mi? Edilir elbette, sonuçta kişisel bir kanaatten, bu kanaati oluşturan ve yine tamamıyla kişisel olan kavramlardan, olaylardan bahsediyorum. Hangi yorum polemik yaratıcı değildir peki? Polemikten ne anlamalıyız?</p>
<p>Sözün özü, beğenilen fotoğrafçıların işlerini alt alta dizip, yorumları da tebrik ve teşekkür mertebesine indirmek bir blog sitesini, bir fotoğraf dergisine çevirmeye ne yazık ki yetmiyor.</p>
<p>Dergicilik, tam da burada, bu şekilde itiraz ve tepkileri, belirli bir çerçeve içinde tartışmaya açarak, gündelik yaşamla fotoğraf arasındaki ilişkileri tanımlayarak gündeme getirmeyi gerektiriyor.</p>
<p>Fotoritim, bu bağlamda tam anlamıyla sınıfta kaldı. Son derece önemli bir konuda, anlamlı olacağına inandığım bir tartışmayı tamamıyla çöpe attı.</p>
<p>Benim, ciddiye aldığım için, yaptıkları yayına dönük bir katkı sağlama hedefi güden ve yazmak için oturup zaman harcadığım metinleri, keyfi biçimde yayınlamayarak bir dergi sorumluluğuyla değil, bir arkadaş grubu olarak davrandıklarını gösterdi.</p>
<p>Bu nedenle bundan böyle Fotoritim okumayacağım. Mevcut/olası okuyucularını, derginin bu keyfi ve şahsi tavrı hakkında bilgilendirmeyi zorunlu görerek, kaçındıkları polemiğin dik alasını kendi blogumdan yapmak zorunda kalıyorum, zira yayıncılık açısından sorunlu gördüğüm tavırlarına ilişkin kendi mecralarında yanıt hakkı vermiyorlar.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://loker.radiobrecht.org/2009/03/size-ayrilan-surenin-sonuna-geldik-fotoritim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Orhan Cem Çetin*</title>
		<link>http://loker.radiobrecht.org/2009/03/orhan-cem-cetin/</link>
		<comments>http://loker.radiobrecht.org/2009/03/orhan-cem-cetin/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 03 Mar 2009 17:23:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>löker</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bir Fotoğrafçı:]]></category>
		<category><![CDATA[Fotoğraf]]></category>
		<category><![CDATA[fotoğraf akademisi]]></category>
		<category><![CDATA[fotoğrafya]]></category>
		<category><![CDATA[orhan cem çetin]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://loker.radiobrecht.org/?p=44</guid>
		<description><![CDATA[* Yeni bir kategori açmanın anlamlı olacağını düşündüm. Çalışmalarından/düşüncelerinden etkilendiğim fotoğrafçılardan bahsedebileceğim yazıları toparlayabilme olanağı verecek bir kategori olarak: &#8220;Bir Fotoğrafçı:&#8221; kategorisi. İlk konuğu da Orhan Cem Çetin.
Kendi sitesinde fotoğraf, fotoğrafçı ve izleyici arasındaki ilişkiye dair şu paragrafı kim olduğuna dair metnin sonuna eklemiş:
Fotoğraf esasen, ancak ona bakan birey tarafından, oldukça karmaşık ve çoğunlukla bilinçaltı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em>* Yeni bir kategori açmanın anlamlı olacağını düşündüm. Çalışmalarından/düşüncelerinden etkilendiğim fotoğrafçılardan bahsedebileceğim yazıları toparlayabilme olanağı verecek bir kategori olarak: &#8220;Bir Fotoğrafçı:&#8221; kategorisi. İlk konuğu da <a href="http://www.orhancemcetin.com/portfolio/">Orhan Cem Çetin</a>.</em></p>
<p>Kendi sitesinde fotoğraf, fotoğrafçı ve izleyici arasındaki ilişkiye dair şu paragrafı kim olduğuna dair metnin sonuna eklemiş:</p>
<blockquote><p>Fotoğraf esasen, ancak ona bakan birey tarafından, oldukça karmaşık ve çoğunlukla bilinçaltı süreçler sonucunda anlamlandırılan, kendisi kör ve anlamdan yoksun bir görsel imgedir. Fotoğrafa, izleyen değil de onu üreten kişi tarafından belli anlamların yüklenmesi, fotoğrafın bir taşıyıcı hale getirilmesi de bir o kadar karmaşık süreçler gerektirir ve net ifadeler oluşturmak oldukça güçtür. Sadece görsel tatminlerle ya da izleyicinin serbest çağrışımlarıyla yetinmek istemediğimde, iletmeye çalıştığım ifadenin tarih ve coğrafyadan bağımsız olarak netleşmesi, net kalması için fotoğrafın dışında başka malzemelere, başka yapı taşlarına, ek ifade olanaklarına ve özellikle de &#8220;söze&#8221; yani metinlere başvuruyorum. İfadenin net, anlaşılır ve incelikli olabilmesinin bir yolunun da lokal olmak, şimdi ve buradaki izleyici için üretmek olduğunu, bunun için de izleyiciye çok yakın durmak gerektiğini düşünüyorum.&#8221;</p></blockquote>
<p>Benim böyle birini duymama ve sonrasında yaklaşımından etkilenmemi sağlayan şey,  muhtemelen ipuçları bu metinde de görülebilen  disiplinlerarası yaklaşıma verdiği önem. Fotoğraflarını çekerken de, sunarken de, başka kişilerle bir arada üretmeyi denerken de tek bir yönde kısıtlı kalmıyor olması, sonuçta ortaya çıkan herşeye yaratıcı bir yan katıyor. Daha da önemlisi, ürünlerin kimliğini, kitlesini, konularını dönüştürüyor diye düşünüyorum.</p>
<p>Memleketin en önemli sorunlarından biri olarak, bir çok kültür üreticisinin (eleştirmen, çevirmen, oyuncu, ressam her türlü kültür/sanat üreticisini düşünebiliriz) sadece kendi alanına dair düşünmeyi alışkanlık haline getirmesine takıldığım için ben bu durumu ayrıca önemsiyorum.</p>
<p>Haydi böyle bir kategori açıp da bahsedeyim, diye düşünmeme yol açan bu aralar fotoğraf üzerine okuyacak bir şeyler bulmak için göz attığım <a href="http://www.fotografya.gen.tr">Fotoğrafya dergisindeki</a> yazılarını taze okumuş olmam sanırım. Özellikle kendi tanımlarıyla külliyatını sergilediği serinin <a href="http://www.fotografya.gen.tr/cnd/index.php?id=209,297,0,0,1,0">son yazısındaki</a> yaklaşım, işte ben bu adamı bu yüzden seviyorum diye düşündürdü.</p>
<p><img class="alignnone" title="Orhan Cem Çetin - Roma / Fotoğrafya" src="http://www.fotografya.gen.tr/cnd/content/images/1_2336_66mSTt7iz2-162x185.jpg" alt="" width="162" height="121" /></p>
<p>Yukarıdaki kare 1.3Megapx&#8217;lik kameralarla birlikte sunulan ilk cep telefonunu test etmesi istendiğinde Roma&#8217;da çektiği fotoğraflardan biri.</p>
<p>Fotoğrafya&#8217;daki yazıda Çetin bizimle, belki de fotoğraf çekmek için kullandığı aracın buna fiziksel yatkınlığının da sayesinde, Roma fotoğrafları için çok kısa bir menzil seçişinin öyküsünü paylaşıyor.</p>
<p>5cm&#8217;lik bir net alan yaratmak üzere telefona bir büyüteç yapıştırdıktan sonra bütün Roma gezisini detaylar üzerine nasıl kurduğunu ve aradan zaman geçtikten sonra fotoğraflara baktığında Roma&#8217;yı nasıl hatırladığını ve yorumladığını anlatırken, araç seçiminin başlı başına bir bakış açısını nasıl kurduğunu okumak güzel, ama önemli olan kısmı bu alanda ender örneklerden biriyle karşı karşıya olduğumu hatırlatması.</p>
<p>İş görüntülerle bir kayıt yaratmak olduğunda, yeni bir dilin hangi araçlarla yaratılacağını kestirmek kolay bir iş değil. Hele ki kavramsal derinlikten yoksun biçimde, körükörüne bakıyorsanız elinizdeki meseleye bu tip bakış açılarını görmeniz zor oluyor. Eğer uyaklı mısraları tekerleme gibi okumak hoşunuza gidince kendinizi bir şiir meraklısı olarak tanımlar, sonra da başka türlüsünü şiirden saymazsanız, Garip akımı karşınıza çıktığında koca Orhan Veli&#8217;ye &#8220;bu da şair mi canım?&#8221; demeniz işten bile olmaz. Yıllar önce bir arkadaşım, fotoğraf paylaşmak ve üzerine tartışmalar yürütmek için bir web sitesi açtıklarında &#8220;cep telefonu ile çekilen fotoğrafları göndermeyin&#8221; diye bir kural koymuşlardı.</p>
<p>Yukarıdaki kareyi görüp, bu fotoğrafın ait olduğu seriye ulaşmak, o serinin ardında yatan yaklaşımı tanımak, tartışmak gibi fırsatlar dururken, cep telefonu deyip geçmek mümkün mü?</p>
<p>Kural koymak, kolaylıkla yaratıcılığa sınır koymaya dönüşebiliyor. Öte yandan elbette her kural yıkma eylemi yaratıcı bir eylem olmayı başaramıyor. Peki hem kendini genel geçer anlamda kabul gören bir sanatçı olarak yetiştirmiş olmak, hem de kuralları pek ciddiye almamak mümkün mü diye bakınca, özellikle Türkiye&#8217;de gerçekten az örnekle karşılaştığım için Orhan Cem Çetin&#8217;in yerini önemsiyorum. Bu önemi arttıran unsurlardan biri, işi bu alanda üretmek, düşünmek olacak bir çok insanın da hayatına yaptığı etkiler. Zira kendisi şu an Bilgi Üniversitesi Fotoğraf ve Video bölümünde yeni insanların ufuklarını açmak için mesai yapıyor.</p>
<p>Yetinmeyip bir çok başka insanla birlikte belgesel fotoğrafçı yetiştirmek üzere kurulan bir okulda görev alıyor. Bu <a href="http://www.fotografvakfi.org/turkce/haberlist.asp?haber_id=225" target="_blank">okul</a>, aslında 2011 yılında açılması hedeflenen <strong>Fotoğraf Akademisi</strong>nin kuruluş süreci olarak değerlendiriliyor, ki bu da önümüzdeki yıllarda alanın daha da genişleyeceğinin bir göstergesi. Ne diyeyim, yolları açık olsun!</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://loker.radiobrecht.org/2009/03/orhan-cem-cetin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>&#8220;Gündelik yaşamı kaydeden bir aygıt&#8221; olarak fotoğraf makinesi</title>
		<link>http://loker.radiobrecht.org/2009/02/gundelik-yasami-kaydeden-bir-aygit-olarak-fotograf-makinesi/</link>
		<comments>http://loker.radiobrecht.org/2009/02/gundelik-yasami-kaydeden-bir-aygit-olarak-fotograf-makinesi/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 15 Feb 2009 22:12:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>löker</dc:creator>
				<category><![CDATA[Fotoğraf]]></category>
		<category><![CDATA[convergence]]></category>
		<category><![CDATA[tarihçe]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://loker.radiobrecht.org/?p=29</guid>
		<description><![CDATA[Bugün Betül&#8217;le bir blog yazısı üzerine konuşurken, daha önce hiç fark etmediğimizi anlayıp şaşırdığımız bir şey fark ettik. Fark ettiğimiz şey bir soru ve yanıtını yazarak aramak en doğrusu, ancak bunu yapmayı denerken, kendimi, fotoğrafla nasıl tanıştığımı hatırlamaya çalışırken buldum. Önce o sırada yazdıklarımı paylaşıp, takip eden bir başka yazıda o konuya dönmeye karar verdim.
İlkokul [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bugün Betül&#8217;le bir blog yazısı üzerine konuşurken, daha önce hiç fark etmediğimizi anlayıp şaşırdığımız bir şey fark ettik. Fark ettiğimiz şey bir soru ve yanıtını yazarak aramak en doğrusu, ancak bunu yapmayı denerken, kendimi, fotoğrafla nasıl tanıştığımı hatırlamaya çalışırken buldum. Önce o sırada yazdıklarımı paylaşıp, takip eden bir başka yazıda o konuya dönmeye karar verdim.</p>
<p><strong>İlkokul yılları ve fotoğraf</strong></p>
<p>Aklımda fotoğrafa dair en eski anı, ilkokul sıralarında anneme, anneler gününde hediye etmek için çektirdiğim bir vesikalık fotoğraf. Anne silüeti şeklinde bir çerçevenin içinden sümüklerim yeni temizlenmiş olarak sırıtıyorum.</p>
<p>Düşündükçe öyle tuhaf bir şey yaşamışım ki aslında, ne demek anne silüeti şeklinde çerçeve? Nasıl bir kitsch üründür o? İnternet&#8217;te aradım ama bulamadım. Elbette kendim akıl etmedim. Bu dahiyane hediye, tahminen müdüre verdiği hatrı sayılır avanta sayesinde sınıf sınıf gezip bunlardan bütün okula satmayı başarmış mahalle fotoğrafçımızın fikriydi. Öyle bir sürü psikolojisi var ki, akla almamak gelmiyor. Akşam gidip -gizlice- babadan para alınıyor, ertesi gün fotoğrafçı amcaya toka edilen para karşılığı &#8220;anne şeklinde çerçeve&#8221; eve götürülüyor.</p>
<p>Sonrasında kendi çektiğim ilk fotoğraflar tatil yerlerinde, kah ailem, kah arkadaşlarımla birlikte &#8220;tatil pozu&#8221; denilebilecek şeylere tekabül ediyor. Babamın çok küçük olduğum yaşlarda kullandığı bir diskli <a title="Disk film" href="http://en.wikipedia.org/wiki/Disc_film" target="_blank">[1]</a> makineyi saymazsak, 110 format filmli meşhur fotoğraf makineleri <a title="110 film" href="http://en.wikipedia.org/wiki/110_film" target="_blank">[2]</a> peydah olduğunda fotoğraf çekmekle tanıştım sayılır. Bu makineleri görünce hala yazlık yerler aklıma gelir. Pavlov Koyu falan mesela&#8230;</p>
<p><strong>Ortaokul ve lise yılları boyunca fotoğraf</strong></p>
<p>Anı fotoğrafı denen olguyu üretebilmeye başlamanın altın çağları bu yaşlar olsa gerek. Zaten hemen akabinde onları paylaşma biçimleri keşfedilir. Öğrenciler yaz tatili boyunca yaptıklarını okul açıldığında birbirlerine fotoğraflar eşliğinde anlatabilir örneğin. Ersin Karabulut bir-iki hafta önceki öyküsünde bu konuya dair çok güzel ayrıntılar vermişti, köye gitmek ve/ya deniz kıyısına gitmek bizim kuşak orta sınıfın en baskın iki seçeneği oldu herhalde.</p>
<p>Gözlemim o ki, yaş büyüdükçe mecburen bir araya gelmiş kişiler arasında, yine mecburen yaşanmış ayrılıkların görsel bir dökümü olmaya dönüşmüş bu paylaşım usulca bitiyor. Onun yerini, planlı olarak yapılan etkinliklere tanıklık (hatta kimi zaman delalet) eden görüntülerin, seçilmiş kişilere özel sunumları alıyor. Burada anlatmaya çalıştığım konuya daha geç yıllarda yaşanmış bir örnek pek sevdiğim iki arkadaşımın trenle Avrupa&#8217;yı gezerken çektikleri fotoğraflardı. Vatikan arşiviyle rekabet iddiası taşımaya bir kutu halinde taşınan kilise/katedral fotoğrafının saatler süren sunumu sırasında bir ara düşüp bayılacağımdan korktuğumu hatırlıyorum.</p>
<p><strong>Üniversite yılları: Bir çok insan açısından &#8220;amatör fotoğraf&#8221; devri</strong></p>
<p>Amatör fotoğrafçılık kavramıyla lisede tanışmış olanlar da vardır hiç kuşkusuz. Sanırım ben de fotoğrafçılığın ciddi bir iş olduğunu, daha usta işi makineler ile çekim yapmayı öğrenmenin boyutlarını ve içten içe bu konuda bir hevesi lisede edindim. Yine de bugün baktığımda, üniversiteye başladığım yıllarda yaşadığım deneyimler amatör fotoğrafçılık kavramına daha yakın.</p>
<p>1991&#8242;de Sovyetler dağıldıktan sonra Zenit fotoğraf makineleri <a title="Zenit" href="http://en.wikipedia.org/wiki/Zenit_%28camera%29" target="_blank">[3]</a> kolaylıkla bulunabilir hale gelmişti. Sonradan anladığıma göre, eskiden beri Türkiye&#8217;de Zenit bulmak mümkünmüş. Ucuz, epey kaliteli mercekli ve son derece dayanıklı bu aletler belki de kuşaklar boyu fotoğraf öğreniminin temeli olmuş.</p>
<p>Benim de aldığım ilk SLR fotoğraf makinesi bir Zenit 122E olmuştu. Kendisi, yer yer amatörce de olsa sanatsal kimi sonuçların yanında   komik tabelaların, tatil anılarının, babamın yaşgünü yemeğinin ve benzeri anların kayıt cihazı özelliği olmaktan çıkmadı. Sonra başka fotoğraf makinelerim olunca da pinhole denemesi yapmak gibi eğlencelere kaynaklık etti.</p>
<p><strong>Yetişkinlik dönemi, dijital kompaktlar ve hayattan kesitler</strong></p>
<p>Yaşları bu anlattığım süreçleri benimkine benzer yıllarda yaşamış ve bugün amatör/profesyonel fotoğraf çeken insanlar bu süreçlerden geçmişlerdir diye tahmin ediyorum. Eğer bir fotoğraf dükkanı ya da (etkinliklerin, binaların, nesnelerin fotoğraflarını çekerek para kazanan anlamıyla) fotoğrafçının yanında çıraklık dönemi geçirmediyse, bugün fotoğrafı ciddi nedenlerle çeken herkes bir heves ya da anı kaydetme deneyimi olarak fotoğraf çekmeye başlamış olmalı diye düşünmek çok tuhaf gelmiyor. Elbette sanat olarak fotoğraf üreten insanların çok kendilerine has başlangıç öyküleri olabilir. Sanatçılar herkese benzemedikleri için &#8220;herkes&#8221; diye yapılan genellemelerin dışında durma lüksüne sahip olmuyorlar mı zaten&#8230;</p>
<p>Bugünü, güncel kullanımı gözlemlemeyi denediğimde, çevremde (sayıları giderek artan) yetişkinlerin fotoğraf ile ilişkilerinde  hala çok net bir ayrım görüyorum: Nedeni fotoğraf olan fotoğraf çekme eylemi ve anı kaydetme eylemi. Çok yakın arkadaşlarım arasında hayatını fotoğraf çekerek kazananlar, amatörler, hobi fotoğrafçıları o kadar çok ki, bu neredeyse eşit bir ayrım olarak görülebilir. Fakat merkeze kendimi koymaktan vazgeçmeyi başardığımda (ki sosyal ağ siteleri belirli sosyal grupları böyle konular açısından gözlemlemeyi sağlıyor) hala anı kaydetme eylemi olarak fotoğrafın inanılmaz bir yaygınlıkta kullanıldığını görebiliyorum (aynı siteler sosyal etkinlik fotoğraflarını yayınlayanlarla dolu olunca, özel bir çaba bile gerektirmiyor).</p>
<p>Bu yaygınlığın hangi değişikliklerle mümkün olduğu sorusu da ilginç görünüyor.</p>
<p>Öncelikle olayın ekonomik boyutu göz ardı edilemez<strong>*</strong>. Son yirmi yılda anı fotoğrafları çekmeye yeterli bir fotoğraf makinesi, alım gücü açısından, çok daha ucuz hale gelmedi. Öte yandan, film almak, yıkatmak ve bastırmak bir bütün olarak bakıldığında en azından çekilen her karenin çektiğine değecek bir konuya harcanmasını zorunlu kılacak kadar pahalı.</p>
<p>Fakat dijital fotoğraf makinelerinin ortaya çıkışı, fotoğraf çekme eyleminde sarf maliyetini yok etti. Böylece askerden gelen birini karşılarken, yaşgünü kutlaması için arkadaşlarla toplanırken, pazar günü park/bahçe içinde temiz hava almaya yürüyüşe çıkılırken yaşanan bir çok an, anı kaydedilmek için para harcanması gerekmeyen eylemlere dönüştü.</p>
<p>Fotoğraf makinesinin, fotoğraf çekenle buluşmasını sağlayan ticari alanın dönüşümü bile, günümüzde fotoğraf üzerine tartışırken hesaba katılması gereken yeni boyutlar yaratıyor.</p>
<p>Bundan on sene önce, işi sadece fotoğraf makinesi (ve diğer ekipmanları, filmler vb.) satmak olan insanlar varken, bugün bu ticareti başka bir ürün zincirinden bağımsız olarak yürütenler ağırlıkla sanatsal/ticari amaçla fotoğraf çekenlere hizmet veriyor. Anı fotoğrafı çekmek üzere bir makine almak için başvurabileceğiniz yerler ise, size aynı zamanda klima, buzdolabı, İnternet bağlantı paketi, oyun konsolu ya da traş makinesi de satmayı planlayan birer dükkan halini alıyor. Bunlardan herhangi birini aldığınızda, onunla fotoğraf çekebilme yeteneğini bu amaçla kullanmayı burada hesaba katmıyorum bile.</p>
<p><em>Convergence</em> (uyumsama, yakınsama diye Türkçeleştiriliyor) kavramının devamında tanımlanagelen<em> media convergence</em> bu konuda değişimin kilit noktalarından biri.</p>
<p><em>Convergence</em>, araç ve teknolojilerin farklı nedenlerle üretilmiş olsalar bile, birbirleriyle etkileşimleri sonucu bir arada farklı amaçlar için kullanılmasını tanımlayan kavram. Bir cep telefonunun, üretim amacı olan ses iletimiyle sınırlı kalmadan, yazılı mesaj göndermek, İnternet sayfası görüntülemek ve fotoğraf (hatta video) çekmek için de kullanılabilmesini tanımlayan, açıklayan kavram, media convergence.</p>
<p>Bugün bir toplutaşım aracında elinizde telefon otururken, olan herhangi bir olaya tanıklık etmekle kalmayıp, onu görüntülü olarak kaydedebilme şansına sahipsiniz. Bu olasılığın varlığı arttıkça, kaydetme eyleminin sıradanlaşması, kaydedilenin de sıradanlaşmasını yanında getirmeye başladı.</p>
<p>Yıllar önce, seri üretim çağında sanat kavramı üzerine düşünen Benjamin (terim aslında İngilizce&#8217;sinde mechanical reproduction, özgün başlıksa: Das Kunstwerk im Zeitalter seiner technischen Reproduzierbarkeit <a title="The Work of Art in the Age of Mechanical Reproduction" href="http://www.marxists.org/reference/subject/philosophy/works/ge/benjamin.htm" target="_blank">[4]</a>), sinema teknolojisi karşısında şöyle bir heyecana kapılmıştı: Eskiden bir portre yaptırmak ancak asilzadelerin gücünün yetebileceği bir eylem olduğu için, sanata konu olmak hep asillere ait bir ayrıcalıktı, oysa sinemanın konusu herkes olabilir. Objektifin çevrildiği her konu, her kişi sanatın konusu olmaya başlayacak ve böylece sanat daha büyük kitleleri ilgilendiren bir hale dönüşebilecek. (Tabii, bu kadar indirgeyerek özetlemek bana ait)</p>
<p>Sadece herkese çevrilebilen objektifler yok artık, herkesin kendi elinde objektiflerle gezebildiği bir çağa doğru sürükleniyoruz. Dolayısıyla konunun ne olacağına dair sınırlar, bizim onları tartışabilme hızımızdan daha hızlı genişliyor.</p>
<p>İnsanlar, özellikle yeni medya yaşamımızın içine böylesi yerleşivermişken, hayatlarını yalnızca yazarak değil, fotoğraf hatta video ile kaydederek zamana izlerini bırakabiliyor. Kimileri bu izleri kamu ile paylaşarak ortaklaştırıyor. Kimileri kendine ya da sınırlı bir insan grubuna özel kayıtlar yaratmak amacıyla görsel/işitsel araçlardan yararlanıyor. Kimileri bu zamana çizilmiş izlerin kendisini sanatsal yorumlarla yeniden üretime girişiyor.</p>
<p>Bu açıdan bakınca olay daha da karmaşıklaşıyor ve fotoğraf, tek başına bir kavram olarak ele alınması imkansız, içinde kullanıldığı diğer kavramlarla nasıl ilişkilendirildiği temelinde ele alınabilmesi imkanlı bir kavrama dönüşmeye başlıyor.</p>
<p>Ben bugün aslında bir arkadaşımın bana (ve Betül&#8217;e) düşündürdüğü bir sorunun yanıtını aramak üzere yazacakım. Bunları düşünmeden o sorunun yanıtını aramak mümkün olmadı. Soru basitti oysa ki, <strong>&#8220;insanlar neden sadece mutlu anların fotoğraflarını çeker?&#8221;<br />
</strong><br />
Fotoğrafın konusu nedir sorusuna bir bu açıdan, bir de bu yazıyı yazmak üzere karıştırdığım bazı yazı ve fotoğrafların hatırlattıklarıyla devam etmek niyetindeyim. Buraya kadar okumuş herkesin -öncelikle cümleten geçmiş olsun- fikrini merak ettiğimi hatırlatmama gerek var mı bilmiyorum.</p>
<p><strong>*</strong> Bugün fotoğraf çekebilmenin ekonomik olarak daha kolay olduğu, ancak dün de çok imkanlar dışında olmadığı vurgum, elbette ki şehirli, orta-sınıf insanlara yönelik bir genelleme. Ancak, fotoğraf makinesinin daha ucuz olması ya da bir büyüme serüveni boyunca ele alındığı için &#8220;büyüyüp de istenilen konuya para ayrılması&#8221; tespitini dışarda bırakmayı hedefleyen bir genelleme. Yani, bugün anı kaydetmek için fotoğraf düne göre çok daha fazla çekiliyor diye düşünmem, artık fotoğraf çekmeye parası olan insanların arasında yaşıyorum anlamına gelmiyor. Dünden bugüne hep buna parası yeten insanlar bunu ne oldu da şimdi akıl ettiler diye soruyorum anlamına geliyor.</p>
<p>Orta sınıf bir ailede büyümüş biri olarak, her geçen gün yoksullaşan, barınma derdinin bile yaşamsal boyutlarda yaşandığı bir ülkede orta sınıftan olmanın önemli bir lüks olduğuna inanırım. Bu anlamıyla da, elbette ki, çevremdeki insanların fotoğrafla (hatta yeni medya, bilgisayar, İnternet vb. her tür &#8220;bize&#8221; normal gelse de, nüfusun önemli bir bölümü için hala lüks olan teknoloji ile) ilişkisini genellerken, &#8220;o kadar&#8221; genellememem gerektiğini hep hatırlayarak yazmaya çalıştım. Ne yazık ki, bir çeşit kültürel çalışmalar bakış açısıyla yapmayı denediğim bu analiz için kullandığım yöntem, benim dışımda, zaten böyle bir parantezin içinde tanımlanmış bir yöntem. Bu tip indirgemeleri yapmak kaçınılmaz, sadece bir çok insan bunu bir parantez içinde yaptığını unutup memleketin çağ atladığını falan sanıyor o kadar. Ben öyle sanmıyorum, sadece memleketin bütün ekonomik kaygıları çözülene kadar bu konuları düşünmemem imkansız olduğu için, o konuları başka alanlara saklayarak bunları da düşünebilmeyi deniyorum.</p>
<p>[1] Detayları <a title="Disk film" href="http://en.wikipedia.org/wiki/Disc_film" target="_blank">http://en.wikipedia.org/wiki/Disc_film</a> adresinde görülebilecek bu format, 9&#215;13 (o günlerde standart buydu) baskılarda bile oldukça bulanık sonuçlar verecek kadar küçük negatif kullandığı için pek yaygınlaşmadı.<br />
[2] <a title="110 film" href="http://en.wikipedia.org/wiki/110_film" target="_blank">http://en.wikipedia.org/wiki/110_film</a> kullanan makineleri yaşı benimkinden büyük ya da bana yakın herkes hatırlayacaktır.<br />
[3] <a title="Zenit" href="http://en.wikipedia.org/wiki/Zenit_%28camera%29" target="_blank">http://en.wikipedia.org/wiki/Zenit_%28camera%29</a><br />
[4] <a title="The Work of Art in the Age of Mechanical Reproduction" href="http://www.marxists.org/reference/subject/philosophy/works/ge/benjamin.htm" target="_blank">http://www.marxists.org/reference/subject/philosophy/works/ge/benjamin.htm</a> (İngilizce)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://loker.radiobrecht.org/2009/02/gundelik-yasami-kaydeden-bir-aygit-olarak-fotograf-makinesi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Stop Motion nasıl yapılır?</title>
		<link>http://loker.radiobrecht.org/2009/02/stop-motion-nasil-yapilir/</link>
		<comments>http://loker.radiobrecht.org/2009/02/stop-motion-nasil-yapilir/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 10 Feb 2009 18:12:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>löker</dc:creator>
				<category><![CDATA[Fotoğraf]]></category>
		<category><![CDATA[Nasıl Yapılır?]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[animasyon]]></category>
		<category><![CDATA[stop-motion]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://loker.radiobrecht.org/?p=23</guid>
		<description><![CDATA[Geçtiğimiz günlerde çektiğim bir seri fotoğrafı kullanarak bir stop-motion canlandırma denemesi yaptım. Aslında teknik olarak yaptığım şeyin adı still-motion da olabilir, çünkü yaptığım şey canlandırma değil, anlatım tekniği açısından bu yöntemden yararlanmaktan ibaret. Neyse, konumuz zaten bu değil.
Stop-motion nasıl yapılır sorusunu sınırlamak gerekebilir. Bu soruyla ilgili el becerisi, çekim teknikleri ve benzeri konulara giren bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Geçtiğimiz günlerde çektiğim bir seri fotoğrafı kullanarak bir <a title="stop motion" href="http://en.wikipedia.org/wiki/Stop_motion" target="_blank">stop-motion canlandırma</a> denemesi yaptım. Aslında teknik olarak yaptığım şeyin adı <a title="still motion" href="http://en.wikipedia.org/wiki/Still-Motion" target="_blank">still-motion</a> da olabilir, çünkü yaptığım şey canlandırma değil, anlatım tekniği açısından bu yöntemden yararlanmaktan ibaret. Neyse, konumuz zaten bu değil.</p>
<p>Stop-motion nasıl yapılır sorusunu sınırlamak gerekebilir. Bu soruyla ilgili el becerisi, çekim teknikleri ve benzeri konulara giren bir kaynak oluşturmam henüz mümkün değil.</p>
<p>Şu anda paylaşabileceklerim, bütün o konuları atlayıp, &#8220;bir seri fotoğrafı çekmiş olduktan sonra film yapma aşamasına geldiğimizde hangi alternatiflerimiz var?&#8221; sorusu ile sınırlı.</p>
<p>Benim alternatiflerim, <a title="Pardus" href="http://www.pardus.org.tr" target="_blank">GNU/Linux</a> ve/veya Mac OSX için oluyor. Windows platformunda karşılığı/geçerliği olabilir. Bilmiyor ve ilgilenmiyorum.</p>
<p>Aslında GNU/Linux dünyası için <a title="Stopmotion" href="http://developer.skolelinux.no/info/studentgrupper/2005-hig-stopmotion/index.php" target="_blank">Stopmotion</a> adlı bir program, bizatihi bu iş için yazılmış durumda. Ancak hem aslında aşağıda tarif ettiğim yöntemleri kullanmak için bir arayüz oluşturmakla sınırlı olduğundan, hem de statik kitaplıklar nedeniyle her dağıtımda kolayca bulunmadığından bu işi elle yapmayı tercih etmek mümkün. İşin o kısmını anlatmayı bu yüzden tercih ediyorum.</p>
<p>Topluca görüntü işlemek gerektiğinde genellikle ilk olarak aklıma <a title="Python" href="http://www.python.org" target="_blank">Python</a> için görüntü işleme kütüphanesi <a title="Python Imaging Library" href="http://www.pythonware.com/products/pil/" target="_blank">PIL</a> ya da <a title="ImageMagicK" href="http://www.imagemagick.org/" target="_blank">ImageMagicK</a> geliyor.</p>
<p>ImageMagicK, farklı biçimlerdeki bitmap görüntülerle işlem yapabilen bir program. Komut satırı araçları farklı amaçlarla kullanılan, benzer parametre setlerine sahip birer komut ve bir sürü programlama dili içinde kullanmak için sunulan API&#8217;leri var.</p>
<p>Örneğin, PIL yerine PythonMagicK kurularak, Python kodu ile bu güzel programın işlevlerinden yararlanılabilmesi de mümkün oluyor.</p>
<p>Daha önce SuperSampler ile çekilmiş fotoğrafları animasyon olarak gösteren betik içinde ImageMagicK ile gelen animate komutu pek işime yaramıştı (Ki aslında Python Imaging Library yerine tamamen ImageMagicK ile çözülen bir betik de mümkündü, ama Python yazmak bash yazmak gibi sıkıcı değil).</p>
<p>Çekim bittikten sonra karşıma çıkan ilk soru, fotoğrafların nasıl ve hangi boyda olacağı?</p>
<p>ImageMagicK ile çalışırken herhangi bir görüntüyü ölçek, biçim vb. konularda işlemek için iki seçenek var: <a title="ImageMagicK: Convert" href="http://www.imagemagick.org/www/convert.html" target="_blank">convert</a> ve <a title="Mogrify" href="http://www.imagemagick.org/www/mogrify.html" target="_blank">mogrify</a></p>
<p><a title="convert" href="http://www.imagemagick.org/www/convert.html" target="_blank">convert</a> komutu, bir görüntü dosyasında yapılan işlemin sonucunu yeni bir dosya olarak kaydetmek gerektiğinde, <a title="Mogrify" href="http://www.imagemagick.org/www/mogrify.html" target="_blank">mogrify</a> ise, yapılan değişikliği aynı dosyada kaydetmek için kullanılıyor. Neden iki ayrı komut var da, bir parametreyle bunu ayarlamıyoruz çok emin değilim.</p>
<p>Buna karşılık, mogrify gibi bir sözcük nereden geliyor diye merak edip bakmışlığım var. Mogrify diye bir sözcük yok, ama 17. yüzyıl İngilizcesinde ve daha çok fantastik olayları kapsayacak şekilde kullanılan bir transmogrify sözcüğü var. Bu da, iddiaya göre trans ve migrate sözcüklerini birleştirerek türetilmiş. Doğa dışı bir dönüşüm, başkalaşım anlamlarıyla kullanılıyor. Örneklerden biri &#8220;bir sabah uyandığında kendini devcileyin bir böceğe dönüşmüş bulan Gregor Samsa&#8221;nın yaşadığı dönüşüm.</p>
<p>Ben bu tip toplu işlemleri yaparken kendimi sağlama almak ve kıyaslayabilmeleri gruplamak için dosyaları klasörler içinde bir kaç kopya halinde tutarım. Dolayısıyla mogrify komutu benim için daha verimli.</p>
<p>Klasör içindeki tüm resimleri <a title="HD Video Standart" href="http://en.wikipedia.org/wiki/High-definition_video" target="_blank">HD video</a> standardında birer görüntü dosyasına çevirmek için -resize parametresini kullanıyorum. Ancak çekim yaptığım fotoğraf makinasından aldığım dosyalar oranları bozulmadan ancak 1920&#215;1280 olarak ölçeklenebiliyor. Dolayısıyla iki işlemden geçirmeye karar verip, önce aşağıdaki komutla yakın hale getiriyorum:</p>
<p>mogrify -resize 1920*1280 *.jpg</p>
<p>Sonra da;</p>
<p>mogrify -crop 1920&#215;1080+0+100 *.jpg</p>
<p>komutuyla alttan ve üstten 100&#8242;er piksel atarak elimdeki dosyaları HD standardına kavuşturuyorum.</p>
<p>Sırada bu görüntüleri, bir videonun kareleri haline getirmek var.</p>
<p>Bir video oluşturmakla ilgili en pratik ve güçlü araçlardan biri <a title="ffmpeg" href="http://ffmpeg.mplayerhq.hu/" target="_blank">ffmpeg</a>. GNU/Linux sistemlerde video düzenlemek ve işlemekle ilgili bir çok program <a title="ffmpeg" href="http://ffmpeg.mplayerhq.hu/" target="_blank">ffmpeg</a> ile çalışıyor. Alternatif olarak <a title="mencoder" href="http://www.mplayerhq.hu/" target="_blank">mencoder</a> düşünülebilir, ama ffmpeg ile ilgili daha çok belge bulunabilir ve parametre düzeni daha kolay öğrenilebilir görünüyor.</p>
<p>Benim makul bir sonuç alabildiğim komut şu oldu:</p>
<p>ffmpeg -r 4 -b 1800 -f image2 -i 5%02d.jpg 1800_2.avi</p>
<p>Parametrelerin açıklaması da şöyle:</p>
<p>-r *, saniyede kaç kare kullanılacağını belirliyor.<br />
-b *, bitrate bilgisi, videonun dosya büyüklüğü ile oynamak için burada farklı oranlar denenebilir.<br />
-f, kaynak dosya biçimini belirtiyor. image2 biçimi ardışık görüntü formatlarından bir tanesi.<br />
-i, kullanılacak kaynak dosyayı işaret ediyor. Burada bir değişken kullanım örneği var. ffmpeg ile %0*d biçiminde değişken kullanabiliyoruz. Örneğin, 5%02d.jpg 500.jpg, 501.jpg, 502.jpg şeklinde giden bir seriyi tarif ediyor. %0*d biçimindeki * hane sayısının karşılığı.</p>
<p>Son hanede üretmek istediğimiz video için bir isim veriyoruz ve sabır bölümü başlıyor. Bu ayarları kullanarak (1.8Mhz çift çekirdek işlemci ve 1Gb hafıza ile) her 30 kare için bir dakika civarında beklemem gerekti.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://loker.radiobrecht.org/2009/02/stop-motion-nasil-yapilir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>SLR için sesli-tetik</title>
		<link>http://loker.radiobrecht.org/2009/02/slr-icin-sesli-tetik/</link>
		<comments>http://loker.radiobrecht.org/2009/02/slr-icin-sesli-tetik/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 03 Feb 2009 09:55:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>löker</dc:creator>
				<category><![CDATA[Fotoğraf]]></category>
		<category><![CDATA[Nasıl Yapılır?]]></category>
		<category><![CDATA[dSLR]]></category>
		<category><![CDATA[dtmf]]></category>
		<category><![CDATA[programlanabilir fotoğraf makinası]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://loker.radiobrecht.org/?p=11</guid>
		<description><![CDATA[Doruk, Didem ve Meren&#8216;le Artvin&#8217;e yaptığımız efsanevi bir yolculuk sırasında Meren&#8217;in harika fotoğraflarına aracılık eden D200&#8216;le içli dışlı olmuş, ve itiraf etmek gerekirse, bir an özenir gibi bile olmuştum. Sonra sakin düşününce çantamdaki Dziga Vertov notları, video kamera ve cebimdeki Lomo LC-A&#8216;ya ayıracağım vakitten çalarak  SLR&#8217;ye verme fikrini pek beğenmemiştim.
Hayat tuhaf, o yolculuktan aylar, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a title="Doruk Fişek" href="http://zzz.fisek.com.tr/seyir-defteri/" target="_blank">Doruk</a>, Didem ve <a title="meren'in fotoğraf blogu" href="http://meren.org/blog" target="_blank">Meren</a>&#8216;le Artvin&#8217;e yaptığımız efsanevi bir yolculuk sırasında Meren&#8217;in harika fotoğraflarına aracılık eden <a title="Nikon D200" href="http://en.wikipedia.org/wiki/Nikon_D200" target="_blank">D200</a>&#8216;le içli dışlı olmuş, ve itiraf etmek gerekirse, bir an özenir gibi bile olmuştum. Sonra sakin düşününce çantamdaki <a title="Dziga Vertov" href="http://en.wikipedia.org/wiki/Dziga_Vertov" target="_blank">Dziga Vertov</a> notları, video kamera ve cebimdeki <a title="Lomo" href="http://en.wikipedia.org/wiki/Lomo_LC-A" target="_blank">Lomo LC-A</a>&#8216;ya ayıracağım vakitten çalarak  SLR&#8217;ye verme fikrini pek beğenmemiştim.</p>
<p>Hayat tuhaf, o yolculuktan aylar, yıllar sonra evde iki tane SLR (hatta bir de aşağıdakilerin sahibi kompakt dijital) var ve alsaydım neler olabileceğini bu sayede deneyimleyebiliyorum. İlk iki-üç gün boyunca &#8220;hmmm bir de şunu deneyeyim, şu lens nasıl sonuçlar çıkarabiliyor, şu lensle net alan derinliğini zorlayayım&#8221; gibi oyunlar oynanabiliyor. Sonra yavaşça uzaklaşılıyor. Neticede Lomo ne kadar çiçek çocuk minibüsü ya da kaplumbağa vosvoslara benziyorsa, o kadar taksi ruhlu, kiralık aletler bu son derece yetenekli SLR ağabeyler. İşin varsa yaparsın, yoksa neyiyle oynayacaksın ki?</p>
<p>Oyun saati bitip, yetenekleri doğrultusunda birer araç olarak görmeye başlayınca bir SLR&#8217;nin beni en çok heyecanlandıran yanını düşünmeye başladım: stop-motion için bir kamera yapmak. Kameraların sahibi &#8211; ve yetenekli bir programcı ve amatör bir elektronikçi olduğu için dünyayı ele geçirme gücümüz olduğundan korkacağım kadar anlaştığım- sevgili Ziya ile konuşurken onu da çok heyecanlandıran bir fikir bulduk.</p>
<p>Üçayak üzerinde sabit alanlarda çekilen görüntülerden stop-motion yapmak için elimizde herşey vardı, ama benim kafamı sokakta yürürken, araçla giderken seri olarak çekilmiş görüntülerden yapabileceklerimiz daha çok heyecanlandırıyordu. Fakat görüntünün makul bir akıcılıkta olması için elle çekmek yerine belirli bir frekansta düzenli çekim yapabilecek şekilde programlama yeteneğine ihtiyacımız vardı. Elbette pratikte bu yetenekler için bir altyapı olup olmadığından bağımsız olarak, D-SLR&#8217;ler size her türlü güzel özelliği vermek üzere hazırlanmıyor. Arayüzlerinde göremediğiniz her şeyi, bir sonraki üründe bir kaç yüz dolar daha harcayarak edinmeniz bekleniyor. En azından bazı deli GNU aktivistleri Canon/Nikon gibi firmaların SLR&#8217;lerine firmware yazmayı düşünmeye başlayana kadar çok da bir şansımız yok.</p>
<p>Bir programlama şansımız yoktu, ama fotoğraf makinasına fotoğraf çekme komutu verebilecek bir arayüzümüz vardı. 2.5 inçlik jack ile netlik ayarı ve deklanşör komutlarını iletebilen uzaktan kumandalar kullanılabiliyordu. Bu kumanda arayüzlerini bizim istediğimiz frekansta tetikleyebilecek bir düzenleyiciye bağlı olarak çalıştırırsak, cebimizde duran bir elektronik devreye bağlı olarak elimizdeki SLR saniyede 3 kare çekim yaparak çalışmaya başlayabilirdi.</p>
<p><img src="http://loker.radiobrecht.org/images/foto-teknik/fotosestetik_01.jpg" alt="Sesli SLR tetiği" /></p>
<p>Ama elbette sorunlar hiç bir zaman ilk akla geldikleri kadar basit çözülmüyorlar. Düzenleyici devreye frekans belirlemek için kullanacağımız arayüzü nasıl yapabileceğimizi düşündüğümüzde ilk andaki kadar heyecanlı senaryolar bulamadık. Devreye bağlı potansiyometreler ya da benzeri elektronik parçaların hangi frekansta çalışacağını kalibre etmek ve farklı seçenekler istediğimizde bunu tekrar düşünmek hiç pratik değildi. Burada yine Ziya&#8217;nın kıvrak zekası devreye girdi. Ankara&#8217;da yıllar önce bu işlerle uğraştıkları bir arkadaşıyla buluştuğu hafta üstteki kutu ortaya çıktı. İçindeki dtmf çözücü ve deklanşör kablosuna arkadaşlık eden mikrofon sayesinde fotoğraf makinası elle ya da dtmf sinyalleriyle kumanda edilebilir hale gelmişti.</p>
<p><img class="alignnone" title="SLR audio trigger" src="http://loker.radiobrecht.org/images/foto-teknik/fotosestetik_02.jpg" alt="" width="300" height="225" /></p>
<p>Cep telefonlarında Java çalıştırmak böyle durumlarda işlevsel olabiliyor. Şimdi evdeki bütün telefonlarda bu küçük kutuya, istediği sıklıkta dtmf sinyali gönderen küçük bir programcık yüklü. Sıra geldi stop-motion yapmaya&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://loker.radiobrecht.org/2009/02/slr-icin-sesli-tetik/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bir seri fotoğrafı negatife dönüştürmek gerekince&#8230;</title>
		<link>http://loker.radiobrecht.org/2008/09/bir-seri-fotografi-negatife-donusturmek-gerektiginde/</link>
		<comments>http://loker.radiobrecht.org/2008/09/bir-seri-fotografi-negatife-donusturmek-gerektiginde/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 06 Sep 2008 12:08:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>löker</dc:creator>
				<category><![CDATA[Fotoğraf]]></category>
		<category><![CDATA[Nasıl Yapılır?]]></category>
		<category><![CDATA[batch processing]]></category>
		<category><![CDATA[python]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://loker.radiobrecht.org/?p=134</guid>
		<description><![CDATA[Başlıktaki gibi ilginç bir ihtiyaç normalde doğmaz&#8230; ama yeni taşındığınız mahalledeki fotoğraf dükkanında &#8220;bu filmi yıkayıp, direk CD&#8217;ye aktarın, kart baskı istemiyorum&#8221; dediğinizde, elinizde tuttuğunuz film E-6 (dia pozitif) ve dükkandaki genç arkadaş çapraz işleme konusundan bihaber ise tuhaf olaylar yaşayabiliyorsunuz. Önce C-41 banyo ve E-6 banyonun, bu işlemler için üretilmemiş olsalar da her türlü film [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="font-family: 'lucida grande', tahoma, verdana, arial, sans-serif; font-size: 11px; text-align: left; margin-top: 0px;">Başlıktaki gibi ilginç bir ihtiyaç normalde doğmaz&#8230; ama yeni taşındığınız mahalledeki fotoğraf dükkanında &#8220;bu filmi yıkayıp, direk CD&#8217;ye aktarın, kart baskı istemiyorum&#8221; dediğinizde, elinizde tuttuğunuz film E-6 (dia pozitif) ve dükkandaki genç arkadaş <a style="cursor: pointer; color: #3b5998; text-decoration: none;" title="http://tr.wikipedia.org/wiki/%C3%87apraz_i%C5%9Fleme" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/%C3%87apraz_i%C5%9Fleme" target="_blank">çapraz işleme</a> konusundan bihaber ise tuhaf olaylar yaşayabiliyorsunuz. Önce C-41 banyo ve E-6 banyonun, bu işlemler için üretilmemiş olsalar da her türlü film üzerinde amaçlanan sonucu doğurduğunu (pozitif ve negatif sonuç verdiğini) pozitif pozlanmış (E-6/Dia) ama negatif yıkanmış (standart C-41 banyosuna sokulmuş) bir filmin, parlak renkler, yüksek kontrast ve yer yer (benim gibi delilerin kabul edebileceği) sonuçlar veren bir işlem olduğunu anlatmanız gerekebiliyor&#8230; Bütün bunların sonucunda kafası hayli karışmış olan genç fotoğraf dükkanı çalışanı arkadaşımız, her nasıl becerdiyse banyo sırasında bütün renk değerleri birbirine girmiş bir negatifi (yeşil negatif de gördük sayesinde) CD&#8217;ye aktarmak üzere olduğu gibi taramış.</p>
<p style="font-family: 'lucida grande', tahoma, verdana, arial, sans-serif; font-size: 11px; text-align: left; margin-top: 0px;">Yani yukardaki pehlivan tefrikasından anlayacağımız, CD&#8217;yi bilgisayara taktım, açtım, içindeki tüm görüntüler negatifti&#8230; Ne kadar can sıkıcı değil mi? Gwenview&#8217;in içindeki Kipi eklentilerinde ne yazık ki bir dizindeki tüm fotoğrafları negatife çevir diye bir özellik yok. (Ya da göremedim&#8230;) Ben de ne yaptım, sevgili python-imaging kütüphanesini kullanarak hepsini negatiflerini alarak tekrar kaydettim&#8230;</p>
<blockquote>
<pre>#!/usr/bin/python</pre>
<pre># -*- coding: utf-8 -*-</pre>
<pre>import glob, Image, ImageChops</pre>
<pre><span>imaj = glob.glob("*.[Jj][Pp][Gg]"</span>)</pre>
<pre>for objemaj in imaj:</pre>
<pre>     im = Image.open(objemaj)</pre>
<pre>     nmaj = ImageChops.invert(im)</pre>
<pre>     nmaj.save(objemaj, "JPEG")</pre>
</blockquote>
<p style="font-family: 'lucida grande', tahoma, verdana, arial, sans-serif; font-size: 11px; text-align: left; margin-top: 0px;">Bu kodu .py uzantısı ile kaydedip, dönüştürmek istediğiniz fotoğrafların olduğu klasörde çalıştırmanız yeterli&#8230; Asıl işi yapan PIL modülü içindeki <a style="cursor: pointer; color: #3b5998; text-decoration: none;" title="http://www.pythonware.com/library/pil/handbook/imagechops.htm" href="http://www.pythonware.com/library/pil/handbook/imagechops.htm" target="_blank">ImageChops</a> yani kanal işleyici alt modülü&#8230; El kitabındaki diğer işlevlerini sondan bir önceki satırdaki ImageChops.invert işleviyle değiştirerek denemeniz de mümkün&#8230;glob işlevini çağırmak lüzumsuzca görülebilir, jpg dosya isimlerini kontrol ederek çağırdığım bir başka betikte lazım olmuştu,sonuna bu döngüyü ekleyip kullanıverdi, o kadar kusur oluversin :)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://loker.radiobrecht.org/2008/09/bir-seri-fotografi-negatife-donusturmek-gerektiginde/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
