<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Bilöker &#187; Seminerler</title>
	<atom:link href="http://loker.radiobrecht.org/category/seminerler/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://loker.radiobrecht.org</link>
	<description>Kısa lafın uzunu...</description>
	<lastBuildDate>Fri, 27 Jan 2012 22:32:15 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.2.1</generator>
		<item>
		<title>Geç olsun, güç olmasın: Community Leadership Summit nedir?</title>
		<link>http://loker.radiobrecht.org/2011/09/gec-olsun-guc-olmasin-community-leadership-summit-nedir/</link>
		<comments>http://loker.radiobrecht.org/2011/09/gec-olsun-guc-olmasin-community-leadership-summit-nedir/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 19 Sep 2011 07:20:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>löker</dc:creator>
				<category><![CDATA[Defterden bloga taşınmışlar]]></category>
		<category><![CDATA[Özgür Yazılım]]></category>
		<category><![CDATA[Seminerler]]></category>
		<category><![CDATA[CLS]]></category>
		<category><![CDATA[community leadership summit]]></category>
		<category><![CDATA[linux]]></category>
		<category><![CDATA[portland]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://developer.pardus.org.tr/people/loker/blog/?p=119</guid>
		<description><![CDATA[Community Leadership Summit, 2009&#8242;da Ubuntu&#8217;da Community Manager olarak çalışan Jono Bacon tarafından başlatılan ve devamında Dave Nielson (CloudCamp), Van Riper (CLS-West organizatörü ve Google community manager), Sara Ford, Marsee Henon (community manager ve O’Reilly irtibatı) gibi isimlerin de katılımıyla sürdürülen bir na-konferans (unconference). Zamanından ötesinden gelen edit: Sözlük jargonundan apararak, yazı bittikten sonra en başına <a href='http://loker.radiobrecht.org/2011/09/gec-olsun-guc-olmasin-community-leadership-summit-nedir/'>[...]</a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a title="Community Leadership Summit" href="http://www.communityleadershipsummit.com" target="_blank">Community Leadership Summit</a>, 2009&#8242;da Ubuntu&#8217;da <em>Community Manager</em> olarak çalışan Jono Bacon tarafından başlatılan ve devamında Dave Nielson (CloudCamp), Van Riper (CLS-West organizatörü ve Google community manager), Sara Ford, Marsee Henon (community manager ve O’Reilly irtibatı) gibi isimlerin de katılımıyla sürdürülen bir na-konferans (<em>unconference</em>).</p>
<p>Zamanından ötesinden gelen edit: Sözlük jargonundan apararak, yazı bittikten sonra en başına ekleyeyim şu notu: Çok uzadı, bu yazı sadece bu etkinliğin genel olarak ne olduğunu anlatıyor. Sonraki yazılarda günler halinde etkinlik izlenimlerine sıra gelecek&#8230;</p>
<p><span id="more-506"></span>Başlarken bir terminolojik ayrımda yarar var. Nihan Katipoğlu ile birlikte, Pardus&#8217;un daha kurumsal bir yapıya kavuşturulması döneminde giriştiğimiz camia koordinatörlüğü ile <em>community manager</em> olarak tanımlanan kavram arasında farklar var. Dolayısıyla hoppadanak bir çeviri yapamıyorum bu terim için. Şöyle ki, biz camia koordinatörleri olarak projenin, gönüllüleriyle ilişkilerini geliştirmek; katkıcıların, gönüllülerin ihtiyaçlarının proje tarafından karşılanmasını sağlamaya çalışmak gibi bir alanda görev yapmayı deniyoruz. Buna aslında iş ortakları da belirli alanlarıyla girebiliyor. Ubuntu ya da bu görevi tanımlayan başka projelerden tanıştığım insanların durumuysa farklı. Onlar gönüllülerin organizasyonunu yapan ekiplerin liderleri olarak çalışıyorlar. Oradaki manager sözcüğü, tam çevirisiyle müdür desek başımız ağrımaz bir alana denk geliyor. Topluluğun müdürü değiller elbette, topluluktan sorumlu olarak çalışanların müdürü olarak görev yapıyorlar. Belki, sonra iş başında gördüklerimden yola çıkarak sezgisel biçimde yakıştırdığım topluluk lideri tamlamasını kullanabilirim diye düşünüyorum.</p>
<p>Etkinlikte ilk öğrendiğim ve şaşırdığım noktalardan biri bu oldu. Yıllardır falanca projesinin sırf ofis paketi için şu kadar geliştiricisi var, bilmemkimler <em>kernel</em> için şu kadar geliştirici çalıştırıyor efsaneleriyle Pardus&#8217;u kıyaslarken hüzünlü bir asimetriyi görür dururduk, ama bu alanda bu kadar ciddi bir farkla karşılaşmayı beklemiyormuşum demek ki&#8230; Yani artık geliştirici kardeşlerimin imrenmelerine eklenip &#8220;bizim de etkinlik planlamaya ayrı, sosyal medyaya ayrı, basına ayrı atayabildiğimiz elemanlarımızın olduğu koca bir takımımız olsaydı&#8230; Nerdee, çamaşır bende, bulaşık bende&#8230;&#8221; diyebiliriz. Neyse&#8230;</p>
<p>Etkinliğin amacı temelde topluluk çalışmalarına dair kafa yoranları bir araya getirerek, bu alanın geleceğine dair ortak planlar yapmak, mevcut sorunlar üzerine ortak kafa yormak ve kişilerin kendilerini geliştirmelerine olanak sağlamak.</p>
<p><a href="http://oreilly.com/" target="_blank"><img class="alignright size-medium wp-image-126" title="cls_oscon_duyuru" src="http://developer.pardus.org.tr/people/loker/blog/wp-content/uploads/2011/09/cls_oscon_duyuru-225x300.jpg" alt="" width="225" height="300" />O&#8217;Reilly</a> tarafından düzenlenen epey büyük ve önemli bir başka etkinliğin, <a href="http://www.oscon.com/oscon2011" target="_blank">OSCON</a>&#8216;un hemen öncesinde, aynı mekan kullanılarak gerçekleştirilmesi de ilk günden beri gelenek olmuş. Bu yönteme mekan paylaşımı (co-location) deniyor ve etkinliklerin ekonomik anlamda kolaylaşması için önerilen yöntemlerden biri. O&#8217;Reilly beş değil de yedi gün için mekanla anlaşıyor, iki gün bu etkinliğin mekan sponsoru oluyor. Sıfırdan bir etkinlik mekanı kiralanmasına kıyasla çok daha az maliyeti olduğu için sponsor açısından olumlu bir talep. O etkinliğe katılmaya gelecek insanlar da aynı şekilde planlarını iki gün fazladan yaparken (hele benim gibi kıtalar arası uçunca) epeyce anlamlı hale geliyor.</p>
<p>Etkinliğin şekli de dikkate değer, verimli ama riskli bir yöntem ve başlı başına üzerine konuşmayı hak ediyor.</p>
<p><strong>Na-konferans</strong></p>
<p>Na-konferans olarak kullandığım terimin İngilizcesi <em>konferans olmayan</em> anlamına gelen <em>unconference</em> sözcüğü. Wikipedia bu kavram hakkında şöyle <a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Unconference" target="_blank">diyor</a>: &#8220;<em>Na-konferans, katılımcılar tarafından yürütülen bir etkinliktir. Geleneksel konferansların bir ya da birkaç yönünden kaçınmayı ifade eder. Bu özellikler yaygın olarak sunumların sponsorlar tarafından yapılması, yüksek katılım ücretleri ve hiyerarşik örgütlenme biçimleridir.</em>&#8221;</p>
<p>Türkiye&#8217;de birkaç konferansa katılınca, neden konferans mantığına karşı çıkan insanlar olduğunu anlamak zor olmuyor. Özellikle sponsorlar tarafından sunum yapılması, genellikle belirli bir ürünün reklamından ibaret oluyor. Konferans ne kadar kavramsal çerçeveyi belirlese de, bir yol bulunup olay firmaya çekiştirilebiliyor. Dolayısıyla gerçekten insanlara temas etmek, ortak akıl yürütmek için konferans tek başına iyi bir yöntem olmayabiliyor.</p>
<p><img class="alignleft size-medium wp-image-127" title="cls_program_olusurken" src="http://developer.pardus.org.tr/people/loker/blog/wp-content/uploads/2011/09/cls_program_olusurken-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" />Bu yönteme benzeyen etkinlik modellerinden biri de boot camp terimi ödünç alınarak ya da ondan devşirilerek isimlendirilen etkinlikler. Boot camp İngilizce&#8217;de askeri eğitimi tarif ediyor. Tam bir çevirisi Acemi Eğitimi olur herhalde. WordPress&#8217;in <a href="http://central.wordcamp.org/" target="_blank">WordCamp</a> etkinliği bunlara bir örnek.</p>
<p>Bu etkinliklerde program önceden belirlenmiyor. İlk gün katılımcılar üzerine konuşmak istedikleri konuları birer kağıda yazarak sıra oluşturuyor, bir dakikalık süre içinde niye böyle bir oturum istediklerini açıklıyor ve program tahtasında boş bir oturum alanına yerleştiriyorlar.</p>
<p>Bir oturum öneren herkes konuşmasını tamamladıktan sonra bir moderatör (genellikle organizasyondan biri bu sıkıcı işi üstlenmiş oluyor) önerilen oturumların yerleşimlerine bakıyor. Tüm önerenler de o sırada sınav sonucu açıklanmasını bekleyen insanlar gibi tahta etrafında yarım çember halinde bekleşiyor. Bu sırada sığmayan oturumlara yer ayarlamak, birbirine benzeyen konulardaki oturumları önerenler kabul ederse birleştirmek, ilgi alanına göre takip edilebilecek oturumları paralel yerleştirmemeye özen göstermek gibi bazı düzenleme işlemleri yapılabiliyor. CLS 11 bu konuda epey rahat ve kendinden organize bir topluluk tarafından yürütüldüğü için bu seans çok yaşanmadı desem yeridir. Program tamam olunca -ilk oturumdan beş-on dakika önce bitirmeye çalışılıyor)- herkes temiz hava, nikotin, kafein ihtiyaçlarını karşılamaya dağılıyor ve kısa bir aranın ardından ilk oturum başlıyor.</p>
<p>CLS 11&#8242;de ikinci gün ancak akıl edebildiğimiz iki detay sonradan işimizi çok kolaylaştırdı. Önceki yıllardaki iki etkinlik boyunca akıl edilmedi mi, deneyim aktarmada bir sorun mu var diye de düşündüm, ben bundan sonra katıldığım her na-konfereansta buna dikkat ederim mesela&#8230; Detaylar şunlar:</p>
<p>Program tamamlanır tamamlanmaz düzgün bir telefonla fotoğrafını çekip etkinliğin <em>hashtag</em>&#8216;i ile yayınlamak, böylece herkesin telefonundan da takip edebilmesini sağlamak&#8230;</p>
<p>Bir gönüllünün, oturum notlarının tutulduğu araçta oturumların hazırlığını yapması.<img class="size-medium wp-image-128 alignright" title="cls_program_bakarken" src="http://developer.pardus.org.tr/people/loker/blog/wp-content/uploads/2011/09/cls_program_bakarken-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" /></p>
<p>Bu ikinci detayı biraz açmam lazım tabii. CLS 11 boyunca düzenlenen tüm etkinliklere dair notlar wikia&#8217;da bu iş için açılan <a href="http://communityleadershipsummit.wikia.com/wiki/Main_Page" target="_blank">bir sayfada</a> toplandı. Her oturum başladığında oturumu öneren, katılımcılardan dizüstü bilgisayar ile gelen bir gönüllü soruyor, kabul eden biri wikia&#8217;da oturum başlığıyla sayfa oluşturuyor şeklinde bir süreç. Fakat notları düzenli olarak tutanlar dışında, sonradan katılımcılar kendi verdikleri örnekleri, linkleri eklemek isteyebiliyorlar ve ismi bulamayınca başka isimle sayfa açabiliyor ya da başka karışıklıklar yaşanabiliyor&#8230; Bunların önlenmesi için programın sayfaya linkleştirilerek girilmesi yetiyor. Wiki yapısı, olmayan bir sayfanın linkini doğrudan onu yaratmaya yönlendirdiği için herkes programda katıldığı oturuma tıklayınca ortak bir alana ulaşmış oluyor.</p>
<p>Oturumun ne şekilde olacağı tamamen o oturumu gerçekleştirenlere kalan bir konu. Yine de bu konuda epeyce tavsiye ve deneyim biriktirmek de mümkün oldu, wiki&#8217;de detayları var. Benim kendi açımdan önemsediğim püf noktalardan biri, kullanılan dile yabancı ya da çekingen olanların konuşmaya katılmalarını kolaylaştırmak için kimi taktiklerin kullanılması önerisi. Mesela, söz alarak konuşmak ya da giriş ve çıkış sırasında birer tur herkesin tek tek söz almasını bir moderatörün sağlaması&#8230; Bu tür yöntemler genellikle hararetli ve üretken konuşmaların önünü kesebiliyor, ama ikinci yöntem (oturum başı ve sonunda birer tur) zaten konuşabilen insanların o turları pas geçmesi, ama lafa giremeyenlerin de iki kelam etmesi açısından faydalı oluyor.</p>
<p>Özellikle Amerikan kültüründe topluluk çalışmasından anlaşılan şey çoğunlukla etkinlik düzenlemek, zira işi paylaşırken zaten belirli ortaklıklar işliyor. Herkes anladığı işe karışıyor, birbirinin alanına saygı duyuyor falan derken ihtiyaç duyulan şey genellikle sosyalleşmeye dönüyor. Haliyle bu na-konferansı kapsayan günlerin de oturum dışı zamanları ağırlıkla bu yaklaşımla örülmüştü. Şehirde ayarlanan bir barda, sponsor ayarlanabildiği zamanlarda hesabı onlara yıkarak, hep birlikte içmeye giderek akşamı doldurmak. Sonra da kongre vadisi ismini hatırlatan bölgedeki otellere dağılmak&#8230;</p>
<p>Yazı iyice kontrolden çıkmadan, gün gün oturumlar ve insanlar hakkındaki izlenimlerimi aktarmak üzere ve soru, yorum ve katkılara her daim açık olduğumu hatırlatarak bunu bitireyim.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://loker.radiobrecht.org/2011/09/gec-olsun-guc-olmasin-community-leadership-summit-nedir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>OsCon 2011 ve Community Leadership Summit</title>
		<link>http://loker.radiobrecht.org/2011/07/oscon-2011-ve-community-leadership-summit/</link>
		<comments>http://loker.radiobrecht.org/2011/07/oscon-2011-ve-community-leadership-summit/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 04 Jul 2011 12:25:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>löker</dc:creator>
				<category><![CDATA[Defterden bloga taşınmışlar]]></category>
		<category><![CDATA[Özgür Yazılım]]></category>
		<category><![CDATA[Seminerler]]></category>
		<category><![CDATA[CLS]]></category>
		<category><![CDATA[community leadership summit]]></category>
		<category><![CDATA[linux]]></category>
		<category><![CDATA[oscon]]></category>
		<category><![CDATA[portland]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://developer.pardus.org.tr/people/loker/blog/?p=115</guid>
		<description><![CDATA[Temmuz ayının son haftası boyunca (bürokratik bir engelle son anda karşılaşmazsam [bkz. meren faktörünün yakın çevreye etkileri]) Portland&#8217;da iki ayrı etkinliğe katılacağım. İlki 23-24 Temmuz tarihlerinde, Ubuntu&#8217;nun topluluk yöneticisi Jono Bacon&#8217;ın düzenlediği Topluluk Liderliği Zirvesi. Programının mevcut halinden de anlaşılacağı üzere çok organize bir etkinlik değil. Daha çok bu alanda bir şeyler paylaşmak isteyenlerin buluştuğu bir <a href='http://loker.radiobrecht.org/2011/07/oscon-2011-ve-community-leadership-summit/'>[...]</a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignright" title="oscon" src="http://www.swellpath.com/wp-content/uploads/oscon_2011_-_o_reilly_conferences_july_25_-_29_2011_portland_or.png" alt="" width="220" height="110" /><br />
Temmuz ayının son haftası boyunca (bürokratik bir engelle son anda karşılaşmazsam [bkz. meren faktörünün yakın çevreye etkileri]) Portland&#8217;da iki ayrı etkinliğe katılacağım. İlki 23-24 Temmuz tarihlerinde, Ubuntu&#8217;nun topluluk yöneticisi Jono Bacon&#8217;ın düzenlediği Topluluk Liderliği Zirvesi. <a title="Topluluk Liderliği Zirvesi" href="http://www.communityleadershipsummit.com/schedule/" target="_blank">Programının</a> mevcut halinden de anlaşılacağı üzere çok organize bir etkinlik değil. Daha çok bu alanda bir şeyler paylaşmak isteyenlerin buluştuğu bir zirve gerçekten de&#8230; Hazır OsCon düzenlenecekken, fırsattan istifade önceki günlerde bu konuya biraz kafa yormak isteyenler ilk gün programı birlikte oluşturarak toplanacağız diye düşünülmüş.<span id="more-504"></span></p>
<p>Bu yaklaşım hem iyi hem kötü olmaya çok müsait. Neyle karşılaşacağımı merak ediyorum ben de.</p>
<p>Fakat CLS nasıl geçerse geçsin, hemen ardından gelen (25-29 Temmuz) OSCON muazzam görünen bir programa sahip.</p>
<p>Yine topluluklar açısından deneyimlerin paylaşılacağı birçok oturuma ek olarak eğitim alanında özgür yazılımların nasıl kullanıldığı deneyimleri de ilgimi çeken başlıklar arasında.</p>
<p>Beş gün boyunca devam edecek olan <a title="oscon program" href="http://www.oscon.com/oscon2011/public/schedule/grid/oscon" target="_blank">programa</a> bakarak şimdiden seçmeler yapmaya çalışıyorum. İlk gözüme çarpan oturumlar:</p>
<ul>
<li>Wade Minter ve Andrew Berkowitz&#8217;in <a href="http://www.oscon.com/oscon2011/public/schedule/detail/18548" target="_blank"><em>Build a Better Team with Improv</em></a> sunuşu,</li>
<li>Evan &#8216;Rabble&#8217; Henshaw-Plath&#8217;ın <a href="http://www.oscon.com/oscon2011/public/schedule/detail/18924" target="_blank"><em>Building a Hacker Culture: Uruguay&#8217;s Laptops and Broadband for All</em> </a>sunuşu,</li>
<li>Johnny Diggz&#8217;in <em><a href="http://www.oscon.com/oscon2011/public/schedule/detail/17953" target="_blank">Open Source Tools, Social Media and Crisis Response</a> </em>sunuşu,</li>
<li>Steve Hargadon&#8217;un <em><a href="http://www.oscon.com/oscon2011/public/schedule/detail/18684" target="_blank">The State of Open Source in Education</a> </em>sunuşu,</li>
<li>Sonya Barry&#8217;nin <em><a href="http://www.oscon.com/oscon2011/public/schedule/detail/19116" target="_blank">Lessons from the Java.net Migration: Managing an Open Source Community through Major Change</a> </em>sunuşu,</li>
<li>Amber Graner <a href="http://www.oscon.com/oscon2011/public/schedule/detail/19115" target="_blank"><em>Volunteers Aren&#8217;t Always Contributors; Contributors Don&#8217;t Always Volunteer</em></a> sunuşu&#8230;</li>
</ul>
<p>Bu sunuşlara pek çoğunu eklemek istiyorum elbette&#8230; Bir yandan da, eğer Türkiye&#8217;deki Pardus camiasından, özgür yazılım camiasından insanların merak ettiği, neler konuşulduğunu aktaracak biri olsa dediği bir oturum varsa diye programımı kesinleştirmeden sormuş olayım diye düşündüm&#8230;</p>
<p>Eğer programa bakıp &#8220;şu sunuşu takip edip hakkında bir şeyler yazarsan iyi olur&#8230;&#8221; dediğiniz bir oturum varsa, çekinmeden yazın. Eğer başka bir oturumla/toplantıyla çakışmazsa ve takip ederken aktarabileceğim kadar bile olsa anladığım bir konuysa elimden geleni yaparım. Buraya yorum da yazabilirsiniz, e-posta da atabilirsiniz&#8230;</p>
<p>Çok daha iddialı bir başka fikir de, &#8220;önümüzdeki yıl ____ etkinliğine _____ &#8216;ı davet etmeyi düşünüyorduk, oralarda geziniyor bak konuşması var, ensele lobi yap&#8221; dediğiniz kimseler varsa, o konuda da elimden geleni yaparım. Zaten 100&#8242;lerce Pardus DVD&#8217;sini herkese ulaştırıp burada yaptıklarımızdan olabildiğince insanı haberdar etmeye uğraşacağım.</p>
<p>Bu vaatlerimi ne kadar tutabileceğim konferansın gidişatına bağlı elbette, ama denemeye değer diye düşünerek sorayım istedim :)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://loker.radiobrecht.org/2011/07/oscon-2011-ve-community-leadership-summit/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bir şenlik* daha bitti&#8230;</title>
		<link>http://loker.radiobrecht.org/2011/04/bir-senlik-daha-bitti/</link>
		<comments>http://loker.radiobrecht.org/2011/04/bir-senlik-daha-bitti/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 02 Apr 2011 21:39:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>löker</dc:creator>
				<category><![CDATA[Özgür Yazılım]]></category>
		<category><![CDATA[Seminerler]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi cs]]></category>
		<category><![CDATA[linux]]></category>
		<category><![CDATA[özgür yazılım ve açık kaynak günleri]]></category>
		<category><![CDATA[şenlik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://developer.pardus.org.tr/people/loker/blog/?p=109</guid>
		<description><![CDATA[Bir Linux ve Özgür Yazılım Günleri daha sona erdi. Başlıkta kısaca şenlik dedim, aslında artık şenlik denmiyor, ama gönlümüzün şenliği. Üstelik LKD ve Bilgi CS bölümünün gönüllülerinin ellerine sağlık, gerçekten bir şenlik havasında geçti. Bugün (c.tesi) havanın yağmurlu olmasının da etkisiyle beklenenden az kişi gelse de, özellikle geçmiş yıllara kıyasla katılımda düşüş olmadığını söylemeli. Yine <a href='http://loker.radiobrecht.org/2011/04/bir-senlik-daha-bitti/'>[...]</a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div id="attachment_110" class="wp-caption alignright" style="width: 310px"><img class="size-medium wp-image-110" title="Foto: Arndt Nollau" src="http://developer.pardus.org.tr/people/loker/blog/wp-content/uploads/2011/04/tired-a22389157-300x199.jpg" alt="Foto: Arndt Nollau" width="300" height="199" /><p class="wp-caption-text">Foto: Arndt Nollau</p></div>
<p>Bir <a href="http://www.ozguryazilimgunleri.org/2011/" target="_blank">Linux ve Özgür Yazılım Günleri</a> daha sona erdi. Başlıkta kısaca şenlik dedim, aslında artık şenlik denmiyor, ama gönlümüzün şenliği. Üstelik LKD ve Bilgi CS bölümünün gönüllülerinin ellerine sağlık, gerçekten bir şenlik havasında geçti. Bugün (c.tesi) havanın yağmurlu olmasının da etkisiyle beklenenden az kişi gelse de, özellikle geçmiş yıllara kıyasla katılımda düşüş olmadığını söylemeli. Yine önceki yıllara göre daha az koştursam da, yaşlanmış olmanın etkisiyle tahminen, İstanbul&#8217;un yağmurlu bir cumartesi trafiğini de gözüm çok kesmediği için Jehan Barbur konserine kalmadan ev yolunu tutacak kadar yoruldum (temsili resimde görülebileceği gibi).</p>
<p>Gerçekten günlük olarak görüp blogu, aklımda kalanları buraya da yazayım dedim. Kısa yazabilen bir insan olmadığım için şimdiden sabırlar diliyorum.</p>
<p><span id="more-503"></span>Benjamin Mako Hill&#8217;in konuşması iyi organize edilmiş, üzerine düşünülmüş bir sunuş olmasına rağmen içerik olarak çok problemli diye düşündüm. Özgür yazılımı anlatmak, tanıtmak, savunmak (İngilizce&#8217;de bir tek advocacy sözcüğü ile tarif edilen eylemler bütünü mü demeli?) için yeni yöntemler bulmak gerektiğine kafa yorduğum için bu sunuşu özellikle bekliyordum. Hill&#8217;in özgeçmişinin de beni epeyce heyecanlandırdığını söylemeliyim. Belki biraz yüksek beklentilerle gittiğim için problemler daha çok aklımda kaldı.</p>
<p>Hill, sunuşunun ilk yarısında önce özgür yazılım sonra da açık kaynak terimlerini ortaya atanların vaatleri ve hedefleri ile mevcut projeleri kıyaslayarak &#8220;vaziyet kötü&#8221; dedi. FLOSS projeler hiç de beklendiği gibi yoğun şekilde gözden geçirilen, katkıda bulunulan ve bu sayede niteliği sürekli artan yapılar arz etmeyebiliyor, rüya görmeyelim diye gerçekçi bir çizgi çizmeyi denedi. İğneli, çuvaldızlı bir yaklaşıma ihtiyaç olduğuna can-ı gönülden katılsam da, bu tabloyu açıklamak için verdiği örnekler ve sunuşunun ikinci yarısındaki madalyonun olumlu yüzü arasında kurduğu ilişkiyi zorlama buldum.</p>
<p>Tartışmalarda argüman geliştirmek için olmayan problemleri cevaplamak gibi sıkça yapıldığına tanık olduğum bir hataya düştüğünü hissettim. Bir benzeri de &#8220;Sık Sorulan Sorular&#8221; kalıbında kolayca başa gelebiliyor. Sorulara bakınca, o soruların çokça sorulmaktan ziyade -öyle olsalar bile- aslında cevaplamak istenen sorular olduğu hissine kapılınabiliyor. Hill&#8217;in örnek ve tespitleri de, olumlu ve olumsuz yaklaşımlar arasındaki kontrastı ortaya çıkartabilmek için böyle araçsallaştırılmış göründüler gözüme. Bir örnek vermek gerekirse, video düzenleme yazılımları konusunda özgür yazılımların ne kadar zayıf olabileceklerini göstermek için cinelerra ile final cut pro&#8217;yu kıyasladı. Yıllardır bu yazılımlarla çalışan, vaktiyle özgür alternatifleri ile profesyonel ihtiyaçlara yanıt veremeyince FCP kullanmak zorunda kalan biri olarak bu eleştiriyi, bir şeye hizmet etsin diye değil, ciddi ciddi yapan biriyle karşılaşsam kdenlive&#8217;in, open movie editor&#8217;un kaynak kodlarını 90 gr. kuşe kağıda basıp, ciltleyip kafasına indiriverirdim herhalde! Ayrıca FCP harika ama, sahipli yazılım dünyasının diğer &#8220;büyük&#8221; aktörleri ne durumda? Adobe&#8217;nin yıllardır daha da çamur hale getirip durduğu Premiere&#8217;ine de kaliteli yazılım denebilir mi? Neyse, Hill&#8217;in derdi başkaydı zaten. Bu da kolayca tahmin edilebilecek bir şey olduğu için örneği eleştirmeye gerek duymadan dinlemeye devam ettim. Madalyonun olumlu yüzü diyebileceğimiz bölümüne geçince, önceki zayıf örneklerden OpenMoko&#8217;yu kullanarak özgürlüğün önemine vurgu yaptı ve asıl derdinin bu olduğunu güzelce anlattı&#8230; İyi hoş ama, her şey bir yana Brechtyen bir tavırla, bu dramatik katharsis etkiye karşıyım.</p>
<p>Brecht, Aristocu tiyatronun çatışmanın çözümüyle birlikte seyircide bir çeşit arınma duygusu yaratan dramatik yapısını eleştirirken, seyircinin modern çağ koşullarında böylesi aldatmacalar üzerine kurulu sahte duygu sellerine sürüklenmesini eleştirir. Tam karşısına kendi göstermeci tiyatro anlayışını inşa eder. Bu anlayışı tarif ettiği metinlerde (epik tiyatro için organonlar gibi) &#8220;bir işçi, geniş bir boş zaman lüksüne sahip olmadığı için oyunun yalnızca bir bölümünü izleyebilir. Oyun, bir bütünlük içinde çözülüyorsa ilişki kuramayacaktır, bunun yerine olayların olup bittikleri bölümler içinde çözümlendiği bir yapı ile, birbirini etkileyen olaylar arasındaki ilişkilerin sergilenmesi daha doğru bir dramatik yöntem (=~epizodik) olacaktır&#8221; der. Bu açıdan, salonu erken terk eden bir dinleyici &#8220;Özgür yazılımlar zaten yeterince iyi değilmiş, Amerika&#8217;dan uzmanı geldi, o bile böyle dedi&#8221; diyebilir. Tamam, abartıyorum, ama konuşmanın tamamını dinleyebilenler için de durum ancak şu kadar iyiye gidebiliyordu bence: &#8220;Özgür yazılımlar o kadar iyi sayılmayabilir, ama özgür oldukları için yine de onları kullanmalıyız.&#8221; Bu yaklaşımı sonuna kadar desteklemekle birlikte, ben olsam bunun için iki kıta öteye gidip bir buçuk saat konuşmaz, yeterince iyi olduğu alanları daha çok öne çıkarır ve o kadar iyi olmayan alanların da, bir gün bu seviyeye ulaşabileceklerini göstermeyi denerdim. Bu konuda nefis bir örnek de sundu zaten. Inkscape&#8217;in gelişimini anlatırken, bugün yetersiz bulabileceğimiz herhangi bir özgür yazılımın, yeterli destek ve sahiplenme ile nerelere gelebileceğini başarılı biçimde hatırlattı. Keşke bu perspektifi daha merkezi bir yere koysaydı konuşmasında&#8230;</p>
<p>Ardından dinlediğim İzlem Gözükeleş de kısa ama öz bir sunum yaptı. Gönüllülüğün nasıl daha merkezi olabileceği sorusu aklımda kalan notlardan biri. Brecht&#8217;in işçiler için çözüm bulmak istemesini hatırlamam biraz da o yüzden sanırım. Belgesel Sinemacılar Birliği&#8217;nin bir etkinliğinde Copyleft/Özgür Kültür önerilerini anlatmaya çalışırken, Bülent Somay&#8217;dan ödünç aldığım bir provokasyonu yapmayı denemiştim. Eğer filmlerin satışı dışında geçinemiyorsanız bile bu filmleri özgür bir lisansla dağıtmamanın bahanesi olamaz, başka işlerde çalışın, kalan vakitte film yapın. Başka türlü özgürleşmek mümkün olmaz, olursa da ayrıcalıklar yaratır diye özetlenebilecek yaklaşım belgeselciliğin bir çok akımındaki tartışmalarla iyi örtüştüğü için epey üretken tartışmalar ateşlemişti. Bir başka blog yazısı borcu diyerek şimdilik pas geçelim, ama İzlem&#8217;in sunuşuyla birlikte bunun özgür yazılım için de sorulması gereken bir soru olduğunu unutmamak kaydıyla&#8230;</p>
<p>Yine bağlantılı olarak devam edersek, günün son ve en yorucu oturumu da aslında bu sorunun önemini hatırlattı diyebilirim. Pardus tabanlı bir camia dağıtımını tartışmak üzere Necdet Yücel&#8217;in çağrısına uyan 40-50 kişilik toplantı ancak konser başlarken bitebildi. Öyle ki, biz konuşurken bir yandan salondaki flamalar, afişler çıkarıldı, mikrofonlar toplandı. Rage Against The Machine&#8217;in Micheal Moore tarafından çekilen bir klibi vardır, borsanın önünde müzik yapan grubun üyelerini polis tek tek kaldırımdan uzaklaştırır. Ancak sıra kendine gelene kadar her eleman müzik yapmaya devam eder. Onu hatırladım.</p>
<p>Camia toplantısında büyük bir karar alındı demek zor. Pardus teknolojileri ile yeni bir dağıtım mı, yoksa resmi depolarda olmayan yazılımların bir seçkisi halinde (Gnome&#8217;lu Pardus) çalışan, dolayısıyla daha çok bir depo üzerinde uzlaşmak gibi yaklaşımlar yeterli olur mu gibi iki modelin daha odakta olduğu bir çerçevede konuşuldu. İkinci model -gözlemime göre- diğer modelin ilk adımı olarak da yaşama geçirilebilir. Yani, önce bir depo çevresinde toplanan ve resmi Pardus isolarını kendi depolarını merkeze koyarak kullanan bir topluluk, bir arada çalışmaya paralel olarak teknik becerisini geliştirirse bir gün gerçekten Pardus&#8217;tan dallandırılmış (fork) yeni bir dağıtımı inşa etmeye soyunabilir.</p>
<p>Proje yöneticisi Erkan Tekman, projenin hatları belirlendikçe daha somutlaşabilecek biçimde belirli kaynaklarla yeni dağıtıma işgücü desteği sağlanabileceğini, marka kullanımı gibi konularda birlikte çalışılabileceğini hatırlattı. Hatırlattı diyorum, zira daha önce e-posta listelerinde de bu öneriyi dile getirmişti, twitter&#8217;da yazdığı kadarıyla bir blog yazısı yazıyormuş bu konuda.</p>
<p>Çıkışta devam eden sohbette söylediğim bir şeyi tekrar edersem; hayalini kurduğum şöyle bir şey aslında: PiSi, Yalı gibi  araçların (bir dağıtımı dağıtım yapan uygulama/paket yönetimi, kurulum aracı ve yönetim araçları değil mi zaten?) gelişiminde mümkün olduğunca ortaklaşılabilecek, kalan her konuda (politikalar, yönetişim, öntanımlı uygulama tercihleri, görsellik, desteklenen paketler vb.) tamamen bağımsız üretilen ürünlerin olduğu bir büyük ekosistem. Bunu istemem duygusallıktan çok rasyonellikten kaynaklanıyor. Neden Debian ya da Gentoo dallandırılarak değil de, Pardus dallandırılarak dağıtım yapılır? Bu teknolojilerin tercih edilmesi anlamlı bulunduğu için herhalde. O zaman ortaya konan emek bu teknolojilerin gelişimi için olabildiğince ortaklaşmalı. Geri kalan konularda ortaklaşmak hem daha sıkıntılı olabiliyor (simge seti tartışmalarını hatırlamak bile istemiyorum) hem de o konuda çeşitlilik olması kullanıcıya daha büyük yarar sağlar. Hem Gnome, hem KDE, hem Enlightenment kullanabilmek muhteşem olmaz mı?! Ama neticede dediğim gibi bu benim kafamdaki güzel senaryo. Gidişatı bu taşın altına elini koyanlar belirler ve zaman gösterir. Sonuç ne olursa olsun, bir şeyler üretmeyi denemek mutlaka kazanç olacaktır. Hele bir de bu deneyimler yeterince çok insanın gözlemlediği, bir şeyler öğrendiği şekilde olursa daha da güzel. Bu açıdan (yine toplantıda kullandığım ifadeyle) Tübitak&#8217;la hiç ilişkiye geçmeden ve başarıyla kendi depolarını ve ekosistemini var eden pardus-linux.org ekibinden de gelenler olmasını isterdim. Çok değerli bir deneyim biriktirdiler, daha çok insanla paylaşmaları güzel olacaktır.</p>
<p>Geliştirici olmanın sosyal boyutları başlığıyla tartışmaya açmaya çalıştığım konulardan geriye kalan en önemli not ise, daha önce eğitim süreçlerinde de gözlemlediğim bir ihtiyaç oldu. Kullanıcıların daha aktif olmalarını bekliyoruz, karşılaştıkları hataları bildirmelerini istiyoruz, ama bu konuda almamız gereken yol var. Hata takip sistemimiz Semen&#8217;in uğraşlarıyla, eskisine göre epey kullanışlı oldu. Yine de, hata bildirmek üzere iletişime geçebilmek kolaylaştı, ancak hatanın çözümü için gereken bilgilerin kullanıcı tarafından derlenip geliştiricilere aktarımı hâlâ zor. Daha önce Böcek falan gibi projeler ortaya çıktı, ama bilinen bir sorunla kadük kaldılar. Basitçe çok şey olmak isterken hiçbir şey olamadılar. Acilen lspci çıktısı, dmesg çıktısı ya da benzeri bilgileri hata takip sistemine bir eklenti olarak yapıştırmayı iki tıkla yapabileceğimiz basit bir araç bulmamız gerekiyor. Nefis bir staj projesi fikri gözüyle bakmaya başladım bile&#8230;</p>
<p>Bitirirken (vallahi): Projenin görev dağılımında yeni bir şema belirlendi ve proje yöneticisi Erkan Tekman tarafından sponsor sunumunda duyuruldu. Yeni organizasyon şemasında sürüm yöneticiliğine son verildi. Tüm teknik ekibin her sürüme somut süreçler çerçevesinde, yol haritaları, planlar üzerinden müdahale ettiği ve tamamının bir elde koordine ediliği bir model deneyeceğiz. Koordinatörlüğü ise Semen Cirit yürütecek. Sürdürme kısmı bir yana, Pardus&#8217;un ilk günlerdeki kadar yenilikçi, fark yaratan özellikler, araçlar geliştirilmesi işi de artık başlı başına bir birim çerçevesinde düşünülecek. Aslında 1.0 zamanlarındaki ayrıma benziyor, ama farklar var, detaylarına girmek bana düşmez sanırım (kesin bir kısmını yanlış anlamışımdır, pot kırmayayım) ama yeni teknolojilerin keşfi, tartışması, tarifi vb. yani inovasyon müdürlüğü diyebileceğimiz bu birim de Onur Küçük&#8217;ün kaptanlığında devam edecek.</p>
<p>Çok kısa süre önce duyurduğumuz gibi, Nihan Katipoğlu ile birlikte ben de zamanımı camia ilişkilerinin koordinasyonuna harcamaya başladım. Yukardaki organizasyon şeması doğrultusunda dağıtımın gelişme sürecinde geliştirici olarak görev alanların nasıl daha kolay katılabileceğini sağlayabileceğimizi tartışmaya başladık bile. Başta camia listesindeki tartışmalar, çeşitli fikir teatileri çerçevesinde anlamaya gayret ettiğimiz talepleri en iyi şekilde karşılamaya ve özgür yazılımın kamuya, yani herkese ait olmasını pratikte de mümkün kılmaya, gönlü olan herkesle birlikte üretmenin yollarını geliştirmeye çabalayacağız. Akın blogunda çıtlatmış, Linux Kullanıcıları Derneği ile çeşitli işbirliklerine girişerek ilk adımlarımızı attık denebilir&#8230; Önümüzde epey yoğun, yorucu ama bir o kadar da keyifli, eğlenceli günler var gibi görünüyor. Önümüzdeki yıl şenlik zamanı geldiğinde bakalım neler yaşanmış olacak&#8230; Buraya kadar yazıyı okumuş olan herhalde üç-dört kişi olacaktır, hepsine en samimi duygularımla teşekkür ederim. ;-)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://loker.radiobrecht.org/2011/04/bir-senlik-daha-bitti/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>8. Linux ve Özgür Yazılım Şenliği ve Özgür Günler bir arada&#8230;</title>
		<link>http://loker.radiobrecht.org/2009/03/8-linux-ve-ozgur-yazilim-senligi-ve-ozgur-gunler-bir-arada/</link>
		<comments>http://loker.radiobrecht.org/2009/03/8-linux-ve-ozgur-yazilim-senligi-ve-ozgur-gunler-bir-arada/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 16 Mar 2009 08:44:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>löker</dc:creator>
				<category><![CDATA[Rutin]]></category>
		<category><![CDATA[Seminerler]]></category>
		<category><![CDATA[açık kaynak günleri]]></category>
		<category><![CDATA[linux]]></category>
		<category><![CDATA[şenlik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://loker.radiobrecht.org/?p=71</guid>
		<description><![CDATA[Yıllardır, İstanbul Bilgi Üniversitesi Şubat-Mart civarında Açık Kaynak Günleri&#8217;ni düzenler (Birincisine Kuştepe&#8217;de oturan kimi kaynakçılar da ilgi göstermiş derler, söyleyenlerin yalancısıyım) Mayıs ayında da Linux Kullanıcıları Derneği&#8217;nin Linux ve Özgür Yazılım Şenliği, kısaca şenlik olurdu. Geçen yıl Açık Kaynak Günleri düzenlenemedi. Bu yıl, İstanbul&#8217;un bu güçlü etkinliği şenlikle birleşerek döndü. İstanbul&#8217;da LKD şenliği isteyen dernek <a href='http://loker.radiobrecht.org/2009/03/8-linux-ve-ozgur-yazilim-senligi-ve-ozgur-gunler-bir-arada/'>[...]</a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yıllardır, İstanbul Bilgi Üniversitesi Şubat-Mart civarında Açık Kaynak Günleri&#8217;ni düzenler (Birincisine Kuştepe&#8217;de oturan kimi kaynakçılar da ilgi göstermiş derler, söyleyenlerin yalancısıyım) Mayıs ayında da Linux Kullanıcıları Derneği&#8217;nin Linux ve Özgür Yazılım Şenliği, kısaca şenlik olurdu.</p>
<p>Geçen yıl Açık Kaynak Günleri düzenlenemedi. Bu yıl, İstanbul&#8217;un bu güçlü etkinliği şenlikle birleşerek döndü. İstanbul&#8217;da LKD şenliği isteyen dernek üyeleri çoğunlukta olunca, iki ekip güçlerini birleştirdi. </p>
<p>17-18 Nisan tarihlerinde İstanbul Bilgi Üniversitesi Dolapdere Kampüsünde düzenlenecek etkinlikte ben de Copyleft kavramının hem geçmişi hem de olası gelecekleri üzerine fikirlerimi paylaştığım, olayın özgür yazılımdan doğarak, nasıl kültür endüstrisine sıçradığının ve neler yaşandığına dair üç-beş söz söyleyeceğim.</p>
<p><a hreF="http://senlik.linux.org.tr">http://senlik.linux.org.tr</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://loker.radiobrecht.org/2009/03/8-linux-ve-ozgur-yazilim-senligi-ve-ozgur-gunler-bir-arada/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

