Category Archives: Sinema

Film okumaları, sinema üzerine tartışmalar, hareketli görüntüye dair her türlü kuramsal soru, inceleme, not vb. yazılar

14. Gezici Festivalden Film Notları – 2

Bu yazı, http://loker.radiobrecht.org/2009/02/14-gezici-festivalden-film-notlari-1/ adresindeki yazı akıllara zarar biçimde uzamasın diye bölününce ortaya çıkan bir devam yazısıdır. Ona da bakılması tavsiye olunur.

Continue reading 14. Gezici Festivalden Film Notları – 2

14. Gezici Festival’den film notları – 1

Feragatname: 14. Gezici Festival, 07-13 Kasım 2008 tarihleri arasında Kars’taydı. Geçen sene olduğu gibi BelgeSeyir atölyesine liderlik etme fırsatı buldum. Bu kez Ankara yerine İstanbul’dan ve Betül’le birlikte yola çıktık. Kars’ta dolandığımız hafta boyunca defterime aldığım notları blogda saklamak, bu filmlerle ilgili fikir almak isteyen insanlar için derneğin sitesinden başka bir kaynak daha yaratabilir diye düşündüm.

Bu nedenle, kısa, öznel ve zaman zaman karman çorman film notlarını izlediğimiz günlere göre yazıyorum. Filmleri izlemiş olanlarla, üzerlerine konuşmak hoşuma gidebilir. Ama sevmiş olduğunuz filmleri sevmemişsem, bana küfretmek için yorum yazarken harcayacağınız zamanda çok daha güzel şeyler yapabileceğinizi hatırlatmak boynumun borcudur. Bir de, zaman zaman zübük köşeyazarı tonunda birinci çoğul ifade kullanmam Betül’le yazdığım notları aktarırken düzeltmemiş olmamdan…

Continue reading 14. Gezici Festival’den film notları – 1

Sinema ve teknoloji

Bazen tek bir film sinema teknolojisinin gelişimine önemli katkılar verebiliyor…

THX adlı sinema ses sistemi George Lucas tarafından, Star Wars filmlerinin çekimleri sırasında sinemalarda bu filmleri yeterince etkileyici şekilde sunabilecek bir sistem olmadığını düşünmesiyle başlamış bir çalışma sonucu üretilmişti… (bkn: kaynak

Tabii ismini daha önceki kült yapımı THX-1138′den mülhem aldığını söylemeye ayrıca gerek yok herhalde…

Peter Sellers‘ın Blake Edwards ile Pembe Panter serisi dışında çalıştığı tek film olan The Party yakın zamanda Türkiye’de epey bilinen bir film haline geldi. Lombak, Penguen gibi popüler yayınlardaki karakterler arası konuşmalarda konu edilmeye başlandı.

Geçen gün okul için izlemem gereken bir kaç filmi alırken görünce dayanamayıp bu filmin de DVD’sini alıverdim. DVD içinde ek bir disk ile filme dair prodüksiyon ropörtajları da konmuş… Üzerine onlarca efsane duymuş olmama rağmen bilmediğim bir şey öğrendim, film aslında klasik sessiz komedi filmlerinin bir yeniden yapımı olarak hayal edilmiş. Blake Edwards’ın asıl derdi, Chaplin klasikleri gibi bir sessiz film çekmekmiş… Sonra Sellers’la çalışmanın nasıl bir şey olduğunu hatırlamış ve böyle bir film için komik sayılacak uzunlukta (63sf.) senaryoyu koltuğunun altına alıp çekime gitmiş…

Konumuzla The Party filminin asıl ilgisi ise şöyle… Blake Edwards’ın ropörtajına göre, tiyatral plandaki devamlılığı çözebilmek ve sahneleri önceki olaylara göre kurabilmek için sinema kamerasına ek olarak video kafası yerleştirilip oyuncuların çekimleri anında ekrandan izlemeleri sağlanmış.

Eeee diyeceksiniz, ne var bunda… Yıl 1968… İnsanlar filmlerinin daha iyi olabilmesi için gerekli olanı tanımlayıp, yoksa yaratıyorlar… Bizim memleketimizde de parasının yettiği en alengirli alet alınıyor, ihtiyaç yoksa da kullanılıyor… (Bkn: vizontele’deki flycam adı verilen öküz gibi pahalı vinç sistemleriyle çekilen ve hiçbir manası olmayan sahneler…)

Pazar yazısı tadında oldu biraz… heheh… sabah taze taze dvd’yi takıp bunca yıl The Party filminden mahrum kalmış olan ablama arayı kapaması için bir fırsat vermek istedim de… Sonu bu yazı oldu…

Kimden bağımsız bir festivalse if?

!f Istanbul festivali başlıyor… Haberleri interneti, afaganlar da beni bastı… Bu festivale bağımsız filmler festivali deniyor, iyi hoş ama… festivaline kendisi niye bu kadar bağımlı???

Hayatı yaşamanın farklı yollarını anlatan, ödüllü örneklerle Gökkuşağı.

Bu gökkuşağı filmleri, bildiğimiz gökkuşağı filmleri değil miydi? Yani eşcinsel filmleri gösterilmiyor muydu geçtiğimiz senelerde… Hatta baktım hala öyle… Peki bu ne biçim tanım allaşkına… polyanna uyarlamaları özel gösterimi tanıtır gibi… Yazsanıza kardeşim aslan gibi oraya eşcinsel filmleri kuşağı diye…

!f 2006′nın biletleri 8-12 Şubat tarihleri arasında Biletix üzerinden %10 indirimli ön satışta, 13′ünden itibaren de AFM Fitaş, AFM Caddebostan ve Biletix gişelerinde satışa sunulacaktır. Bilet fiyatları tam: 10,50 YTL, öğrenci: 8,50 YTL. Normal satış döneminde biletler Yapı Kredi University Telecard sahiplerine %50 indirimli. Telecard sahipleri için fuayede özel gişe açılacaktır. Ayrıca gnçtrkcll abonelerine günün ilk seansında “bir bilet alana bir bilet bedava” uygulaması olacaktır.

Festival mi yapıyorsunuz, pazar mı açıyorsunuz? Öncelikle bunlar ne biçim bilet fiyatı; ayrıca niye bütün indirimler muhtelif bankaların, şirketlerin müşterilerine yönelik… Sponsorluktan anladıkları böyle bir şey mi bu firmaların?

Peki bu festivalin neresi bağımsız ve kime olan bağlarını koparmış… Anlayan var mı?

Hamiş: İki yıl sonra, iki tanesi daha bittikten sonra, hiç değilse bilet fiyatları günün koşullarına uygun hale getirilebildi… Fakat politik angajmanlar, sponsorluk anlaşmaları, sunumlar vb. açılardan hala bir “bağımsız film festivali” olma iddiasından çok uzakta olduğuna inandığım kimliği çok dönüşmedi, değişmedi. Bu yazıyı, o günlerde böyle düşündüğümü sonra da görebilmek, hatırlayabilmek için eski blogumdan taşıdığım yazılardan biri olarak seçip o günün tarihiyle yayınladım.