Tag Archives: defter

Defter zevkini ithalen karşılamak ya da zevksizliğin çaresi var mı?

Memlekette sinema dergileri hamileri olan sermaye gruplarınca okur azlığı bahane gösterilerek kapatılırken, sadece adından bile gurme sıfatının hafif kaçacağı bir tıkınma dergisi olduğu anlaşılan Beef & Fish ya da lüks saatler konularında birden fazla dergi çıkabiliyor… Bunu not ediyorum, zira ortalıktaki bolca derginin illa bir şeyin göstergesi olduğu sonucuna varamıyorum.

Öte yandan, henüz iki sayı çıkarmış olan Mürekkepbalığı dergisi tam da bu konuda yıllardır adım adım gelişen bir zevkin göstergesi kabul edilebilir…

Güzel kalemler seçip el yazısında ısrar etmek, günlük/haftalık/aylık programlar için ajandalar, andaçlar kullanmak, gündelik koşturmacada notlarını bir deftere karalayıvermek orta sınıf kentlilerin giderek daha çok rağbet ettiği bir alışkanlık olmaya başladı. Sadece okuldan istenirse diye bulundurulan üç kuruşluk dolma kalemlerin yerine mahalle kırtasiyelerinde bile kendilerine özel sunumlarla teşhir edilen markaların yaygınlığı bir gösterge. Dolmuşta, parkta, vapurda yanıbaşınızda birini görmediyseniz bile Moleskine’le başlayıp elli çeşit defterle devam eden reyonlarla dolan kitapçı/kırtasiyeler bir başka gösterge…

Geçen gün bunlar arasında katılan bir tanesine denk geldim. Piri Reis anısına yapılmış bir sürü eşyadan biri de cep boy not defteri. Arkasını çevirdiğimde gördüğüm şey, böylesi zevkler edinen insanların genellikle yerli üretim kullanamıyor olmalarının özeti gibiydi:

Piri Reis Defteri arka kapağıGördüğünüz metin bir kağıtla deftere iliştirilmiş bir açıklama değil, defterin arka kapağı. Her gün yanınızda taşıyıp, içini baştan sonra kişisel bilgilerle doldurmak üzere seçeceğiniz bir şeyi tasarlarken, arkasına bu yazı tipiyle, bu gereksizlikte bilgileri boca etmeyi sorun etmemişler…

Piri Reis üzerinden bir marka yaratmak için, güzel bir kitapçık yapıp, defterin arasına iliştirivermek gibi incelikler çok gelmiş belli ki. Gerçi, kanalizasyon borusu yapan bir şirketin de tercih edebileceği isim/marka/logo uyumunu defterin altına at nalı gibi çakan zihniyetten böylesi bir incelik beklemem zaten fazla olabilir… ama bari ingilizce/türkçe birden yapmasaydınız! Tabii defteri Çin’de milyon tane ürettirip ucuza getirirken iki film kullanmamanız gerekiyordu, onu tahmin ediyorum, ama o kadar ucuza getirdiyseniz niye 16tl’ye satıyorsunuz?

IKEA’da 6.75tl’ye satılan defterlerin basit şıklıkları yanında 16tl vermem için zaten (olumlu anlamda) fazladan bir şeyler gerekiyordu… Bir de bu zevksizliği görünce bıraktım gitti. Normal şartlar altında şu anda varlıklarını bile unutmuş olmam gerekiyordu, ama nefis bir örnek olduğunu düşünerek buraya yazma isteğiyle doldum.

Memleket çapında tasarım ve tasarımcıları ciddiye almama hastalığından muzdarip yaşıyoruz. Endüstriyel tasarım, kullanışlılık anlamında da böyle, grafik anlamda da… Bu sorunun sonucu, basit fikirlerden yoksun kaldığında böyle dev çirkinliklere imza atabilmemiz…