Tag Archives: sansür

Kendi VPN’in ol

Bu kılavuzu yazdıktan sonra birçok insanla üzerine konuştuk. Kabul etmem gerekir ki, bu bilgisi başlangıç düzeyinde insanlar için çok şey öğrenmeyi gerektiren bir kılavuz… İmkânsız değil, n’olur gözünüz korkmasın, ama sıra ile, adım adım, bir şeyleri çözerek ilerlemek gerekiyor. Güzel yanı, öğrendikleriniz çok genel geçer bilgiler olacak… Kötü yanı, sürekli öğrenmek zorunda kalmamamız gerekecek şeylerle haberleşme özgürlüğünü ancak koruyabilmemiz.

Bir ara çözüm olarak şu düşünülebilir: Bu benzeri akla gelen herhangi bir yöntemi, herkes kendi fiziksel-sosyal çevresine uygulamaya gönüllü olur. Böylece hem reel örgütlenmeyi güçlendirir hem de sanal için daha güvenli ağlar yaratırız. Daha basit bir kılavuz yazma niyetim de hep baki, ama…

Değişik zamanlarda, değişik nedenlerle, değişik internet servislerinin yasaklandığına tanık olduk. Böyle durumlarda DNS değiştirme, tüneller ve son örneklerde VPN gibi çözümler hızlıca popüler oldu. Alternatif erişim yollarına dair tartışmalarda dile getirilen kaygılardan biri, belli başlı VPN servislerinin kapatılıp kapatılamayacağı ya da İnternet’in bağımsız ve özgür bir ağ olmasını önemseyen aktörlerin dile getirdiği, bütün ağ trafiğini üçüncü bir şahsa emanet etme aceleciliğinin olası sakıncaları…

İhtiyaçlar değişebilir, ama el altında basit bir kılavuz olsa, herkes kendi VPN’ini kolayca kurabilse tartışmalara daha pratik bir boyut  katabiliriz! Hemen her kavram, servis hatta bunların sunulduğu şirketle ilgili ekşi sözlük ya da başka sitelerde ayrıntılı bilgi kolayca bulunuyor… Bu yazıyı kısa tutmak adına detaylandırmıyorum.

Basit ve şahsi VPN yöntemim üç ayaktan oluşuyor.

  1. Kendine ait bir sunucu
  2. Bu sunucuda çalışan bir OpenVPN servisi
  3. Bu servisi kullanarak internet trafiğini yönlendiren istemci uygulamalar.

Continue reading Kendi VPN’in ol

Radyolardan İnternet’e yasaklar, porno ve Memo Tembelçizer

Express‘in 121. sayısında Memo Tembelçizer’le İnternet sansürünü konuşmuştuk. İktidarın Twitter’ı yasakladığını zannettiği günlerde hatırlamak güzel olur diye düşündüm. Aradan neredeyse üç yıl geçmişken hiçbir şeyin değişmediğini görmenin karamsarlığını bir kenara bırakarak…

Memo Tembelçizer İnternet Sansürü Yürüyüşünde
Memo Tembelçizer İnternet Sansürü Yürüyüşünde

Pornoma Dokunma sloganı, pankartı, blogu İnternet yürüyüşünün önemli bir bileşeni oldu. İnternet sansürünü onaylayanlar için bir karalama aracı olduğu gibi, sansür karşıtları da “pornoculardan ibaret değiliz” diyen ve “porno özgürlüğü de ifade özgürlüğüdür” diye ayrıldı gibi görünüyor. Bunu bir ifade özgürlüğü alanı olarak tanımlamaya çalışanlara da en klişe argüman sunuluyor herhalde, “senin karına, kızına…”

Erotizme ya da cinsel ifadelerin özgürlüğüne ilk gelen tepki de odur zaten “sen ananı, bacını orada görsen iyi mi olur!” Bu bir argüman değil ki, bir tehdit! Bu zihniyetin ardında “sen ailendeki kadınlardan sorumlusun, bunu savunduğun zaman karını, kızını da bu işin içine sokuyorsun, biz de seni ona göre muamele ederiz” anlamına geliyor. Oysa ki ben ailemin mutluluğundan sorumluyum, onların tercihlerinden ve davranışlarından değil. Çocuğum benim hiç arzu etmediğim bir hayat sürebilir. Ben ancak altı yaşına kadar biraz, sonra daha da az yönlendirebilirim, sonrası da beni ilgilendirmez. Bu ahlâki dayatmalar sorumluluk bindirmek üzerine kurulu. Kadınlar senden sorulsun, sen de amcandan, babandan sorul. Bu zihniyet, herkesi ahlâk çıkışlı bir hiyerarşiye bağlıyor.

En klişe olandan girdik ama, kadın istismarı açısından pornoyu reddedenler de var…

Kadınlar ya da çocuklar hayatın her alanında istismar ediliyor. Burada şunu da sormalı, “siz insanların cinsel istismarına mı karşısınız, yoksa genel olarak her türlü istismara mı karşısınız?” Eğer genel olarak istismara karşı olduğunu söyleyerek pornoyu eleştirenler varsa başka hangi alanlara müdahil olduklarını merak ederim. Sadece cinsel istismara karşı çıkanların savunduğu dünya görüşü, genelde diğer istismarları destekler oluyor. Kim ki küçük yaşta çocukların çalıştırılmasını destekliyorsa, kim aile içi şiddeti görmezden gelmeye çalışıyora, aile içi cinsel istismara göz yummaya çalışıyorsa, kadın ve eşcinsel cinayetlerini namus gereği görüyorsa aynı insanlar cinselliği yasaklamaya çalışıyor.

Continue reading Radyolardan İnternet’e yasaklar, porno ve Memo Tembelçizer

5NE1KİM ve 34DİPNOT

Ahmet Şık‘ın gazetecilik üzerine önerdiği bir kitaba dikkat etmemek olmaz. Dahası, Mustafa Alp Dağıstanlı ismi zaten gazetecilik üzerine okumayı sevenler için yeterli bir isim. Kitabın kısa sürede ikinci baskıyı yapmış olması, hakkında çıkanlar, söyleşiler de bir “okumazsam olmaz” baskısı yaratıyor zaten…

5ne1kim arka kapak

Continue reading 5NE1KİM ve 34DİPNOT

Sansür hikayesinin hızlı bir özeti ve sezon finali

Sansür sözcüğü uzun zamandır 5651 sayılı kanuna dayalı olarak kimi internet sitelerine erişimin engellenmesini kapsayan uygulamanın adı oldu. Bu kanuna ve planlanan uygulamaya göre, kanunda yer alan katalog suçların işlendiği tespit edilen internet sitelerine mahkeme kararıyla erişim engelleniyor. Oysa pratikte durum her geçen gün daha da vahim hale geliyor. Uygulamanın teknik sorunlarını hızlıca hatırlayalım: devamını oku

İnternet özgürlüğü için güçbirliği toplantısı

19 Haziran Cumartesi günü, 13:00 – 17:00 arasında Kadir Has Üniversitesi Cibali Kampüsünde bir araya geliyor ve İnternet yasaklarına karşı neler yapabileceğimizi konuşuyor olacağız. Biz kim miyiz? İnternetin özgür olması gerektiğine inanan bireyler… Herkese açık… Gelin, katılın, birlikte konuşalım. Önden gündemde illa ki konuşulmalı diye düşündüğünüz, gelemeyecekseniz bile konuşulsun istediğiniz şeyleri de iletebilirsiniz: Adres: http://friendfeed.com/netdas/90925dc4/internet-sansurune-kars-ortak-platform

Sanal gettolar

Express dergisi Haziran 2009 sayısından…

Youtube’a erişimin engellenmesinin birinci yılı geride kaldı. Ana akım medya, kamunun bu konuda ilk günlerdeki hararetli sıkıntısını görmeyince bu yıldönümünü şöyle bir geçiştirdi. Malum, memleketin “sabık düşünce suçlusu” başbakanı, yasağın hâlâ sıcak olduğu günlerde sivil itaatsizliğe çağrırcasına mı bilinmez, “ben giriyorum youtube’a, siz de girin” demişti. Eh, insanlar da boş durmayıp öğrenmeye koyuldular besbelli, sansürü aşıp Youtube’a girmeyi…

Continue reading Sanal gettolar

Kendini iyice kaybeden insanlar*

Can Dündar’ın Mustafa filmi Atatürkçü cenahta beğenilmemiş, epey renkli tepkiler ve eleştirilerle karşılanmıştı. Bir sürü farklı insanla bu konuda tartıştığım için bir çok tepkiyi hatırlıyorum. Ne var ki, bugün bir haber sayesinde daha önce kaçırdığım bazı başka haberleri de öğrenmiş oldum. Önce taze taze öğrenemediğime sonra da bir kez kaçırmışken onlarsız yaşamak varken, sonradan öğrendiğime üzüldüm.

Continue reading Kendini iyice kaybeden insanlar*

Yeni bir sergi sansürü

Galata Fotoğrafhanesi ve Fotoğraf Vakfı tarafından hayata geçirilen Fotoğraf Akademisi’nin ilk ayağı olarak düzenlenen Belgesel Fotoğraf Okulu kapsamında çekilen fotoğraflar, Bursa Uludağ Üniversitesi’ndeki sergide sansürlenip, el konularak yok edilmeye çalışıldı.
Continue reading Yeni bir sergi sansürü

Bilim ve Teknik dergisindeki sansür rezaleti üzerine…

Bu konuda bir şeyler yazmıştım, hatta kimi dostlar “kısa ve öz yazmıştın güzel oldu” demişlerdi; ama kısa anlatmaya alerjim olduğu için, bu konunun neden yaşanışından haftalar sonra haber edilişini ve başka yönlerini, bu alanda daha önce de haberler yapmış olan ve etraflıca tartışılması için daha uygun bir zemin olacağına inandığım Düğümküme‘de yayınladım. İlgilileri oraya beklerim.

Size ayrılan sürenin sonuna geldik Fotoritim…

Sevgili meren ve elif‘in düzenli olarak link göndererek, yeni sayılardan ve konulardan haberdar ederek duyurdukları bir fotoğraf dergisi vardır. Fotoritim. Ben de bu dergiyi, son aylarda böyle iki insandan duymanın da etkisiyle, sık sık bakıp, çeşitli yazıları okuyup, düzenli olarak takip etmeye gayret gösterdim.
Continue reading Size ayrılan sürenin sonuna geldik Fotoritim…