Tag Archives: stop-motion

Stop Motion nasıl yapılır?

Geçtiğimiz günlerde çektiğim bir seri fotoğrafı kullanarak bir stop-motion canlandırma denemesi yaptım. Aslında teknik olarak yaptığım şeyin adı still-motion da olabilir, çünkü yaptığım şey canlandırma değil, anlatım tekniği açısından bu yöntemden yararlanmaktan ibaret. Neyse, konumuz zaten bu değil.

Stop-motion nasıl yapılır sorusunu sınırlamak gerekebilir. Bu soruyla ilgili el becerisi, çekim teknikleri ve benzeri konulara giren bir kaynak oluşturmam henüz mümkün değil.

Şu anda paylaşabileceklerim, bütün o konuları atlayıp, “bir seri fotoğrafı çekmiş olduktan sonra film yapma aşamasına geldiğimizde hangi alternatiflerimiz var?” sorusu ile sınırlı.

Benim alternatiflerim, GNU/Linux ve/veya Mac OSX için oluyor. Windows platformunda karşılığı/geçerliği olabilir. Bilmiyor ve ilgilenmiyorum.

Continue reading Stop Motion nasıl yapılır?

SLR için sesli-tetik

Doruk, Didem ve Meren‘le Artvin’e yaptığımız efsanevi bir yolculuk sırasında Meren’in harika fotoğraflarına aracılık eden D200‘le içli dışlı olmuş, ve itiraf etmek gerekirse, bir an özenir gibi bile olmuştum. Sonra sakin düşününce çantamdaki Dziga Vertov notları, video kamera ve cebimdeki Lomo LC-A‘ya ayıracağım vakitten çalarak SLR’ye verme fikrini pek beğenmemiştim.

Hayat tuhaf, o yolculuktan aylar, yıllar sonra evde iki tane SLR (hatta bir de aşağıdakilerin sahibi kompakt dijital) var ve alsaydım neler olabileceğini bu sayede deneyimleyebiliyorum. İlk iki-üç gün boyunca “hmmm bir de şunu deneyeyim, şu lens nasıl sonuçlar çıkarabiliyor, şu lensle net alan derinliğini zorlayayım” gibi oyunlar oynanabiliyor. Sonra yavaşça uzaklaşılıyor. Neticede Lomo ne kadar çiçek çocuk minibüsü ya da kaplumbağa vosvoslara benziyorsa, o kadar taksi ruhlu, kiralık aletler bu son derece yetenekli SLR ağabeyler. İşin varsa yaparsın, yoksa neyiyle oynayacaksın ki?

Oyun saati bitip, yetenekleri doğrultusunda birer araç olarak görmeye başlayınca bir SLR’nin beni en çok heyecanlandıran yanını düşünmeye başladım: stop-motion için bir kamera yapmak. Kameraların sahibi – ve yetenekli bir programcı ve amatör bir elektronikçi olduğu için dünyayı ele geçirme gücümüz olduğundan korkacağım kadar anlaştığım- sevgili Ziya ile konuşurken onu da çok heyecanlandıran bir fikir bulduk.

Üçayak üzerinde sabit alanlarda çekilen görüntülerden stop-motion yapmak için elimizde herşey vardı, ama benim kafamı sokakta yürürken, araçla giderken seri olarak çekilmiş görüntülerden yapabileceklerimiz daha çok heyecanlandırıyordu. Fakat görüntünün makul bir akıcılıkta olması için elle çekmek yerine belirli bir frekansta düzenli çekim yapabilecek şekilde programlama yeteneğine ihtiyacımız vardı. Elbette pratikte bu yetenekler için bir altyapı olup olmadığından bağımsız olarak, D-SLR’ler size her türlü güzel özelliği vermek üzere hazırlanmıyor. Arayüzlerinde göremediğiniz her şeyi, bir sonraki üründe bir kaç yüz dolar daha harcayarak edinmeniz bekleniyor. En azından bazı deli GNU aktivistleri Canon/Nikon gibi firmaların SLR’lerine firmware yazmayı düşünmeye başlayana kadar çok da bir şansımız yok.

Bir programlama şansımız yoktu, ama fotoğraf makinasına fotoğraf çekme komutu verebilecek bir arayüzümüz vardı. 2.5 inçlik jack ile netlik ayarı ve deklanşör komutlarını iletebilen uzaktan kumandalar kullanılabiliyordu. Bu kumanda arayüzlerini bizim istediğimiz frekansta tetikleyebilecek bir düzenleyiciye bağlı olarak çalıştırırsak, cebimizde duran bir elektronik devreye bağlı olarak elimizdeki SLR saniyede 3 kare çekim yaparak çalışmaya başlayabilirdi.

Sesli SLR tetiği

Ama elbette sorunlar hiç bir zaman ilk akla geldikleri kadar basit çözülmüyorlar. Düzenleyici devreye frekans belirlemek için kullanacağımız arayüzü nasıl yapabileceğimizi düşündüğümüzde ilk andaki kadar heyecanlı senaryolar bulamadık. Devreye bağlı potansiyometreler ya da benzeri elektronik parçaların hangi frekansta çalışacağını kalibre etmek ve farklı seçenekler istediğimizde bunu tekrar düşünmek hiç pratik değildi. Burada yine Ziya’nın kıvrak zekası devreye girdi. Ankara’da yıllar önce bu işlerle uğraştıkları bir arkadaşıyla buluştuğu hafta üstteki kutu ortaya çıktı. İçindeki dtmf çözücü ve deklanşör kablosuna arkadaşlık eden mikrofon sayesinde fotoğraf makinası elle ya da dtmf sinyalleriyle kumanda edilebilir hale gelmişti.

Cep telefonlarında Java çalıştırmak böyle durumlarda işlevsel olabiliyor. Şimdi evdeki bütün telefonlarda bu küçük kutuya, istediği sıklıkta dtmf sinyali gönderen küçük bir programcık yüklü. Sıra geldi stop-motion yapmaya…